Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9346 E. 2026/5917 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9346
- Karar No
- 2026/5917
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/267 E., 2020/208 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacının haksız arama, el koyma, adli kontrol ve tedbir kararı nedeniyle 500.000 TL, 250.000 TL ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi talebine ilişkin davanın reddine verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusu üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz sebepleri; yapılan arama, kopyalama, el koyma işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna, mülkiyet hakkı ve Anayasal güvence altında bulunan haklarının ihlal edildiğine, tazminatın reddine dair ilk derece mahkemesince sunulan gerekçenin hatalı olduğuna, haksız koruma tedbirleri nedeniyle tazminat koşullarının oluştuğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU İlk derece mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1957 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sırasında davacının, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 20.07.2016 tarihinde adli kontrol tedbiri kararı verildiği ve itiraz üzerine silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 21.07.2016 tarihinde tutuklandığı, yürütülen soruşturma sırasında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan davacı hakkında 24.05.2017 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, yapılan soruşturma neticesinde silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında iddianame tanzim edildiği, Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/261 Esas, 2018/24 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamasında davacı hakkında 6 yıl 17... gün hapis cezasına hükmedildiği, bu kararın 12.02.2019 tarihinde kesinleştiği, davacı dava dilekçesinde haksız yakalama, arama, adli kontrol ve el koyma kararlarına ilişkin de tazminat talebinde bulunmuş ise de davacı hakkında yapılan aramanın CMK'nın 141'inci maddesi anlamında ölçüsüz yapıldığından söz etmenin mümkün olmadığı, arama sırasında kamera kaydı yapılmamasının ve dijital materyallerin imaj işlemlerinin o anda alınmamış olmasının aramayı ölçüsüz hale getirmeyeceği, davacı hakkındaki soruşturmaya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı ile başlandığı, darbeye teşebbüs eden şahıslar ile FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının yakalanması için ivedilikle hareket edilmesi zorunluluğu bulunduğu, bu nedenle gece arama yapılmasında ve bu durumun gecikmesinde sakınca bulunan hal olarak değerlendirilmesinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, soruşturma kapsamında davacının hesabına sadece iki ay süre ile tedbir konulduğu, tedbirin koşullarının oluşmadığından da söz etmenin mümkün bulunmadığı, yine CMK'nın 141/1'inci maddesinde yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen kişilerden bahsedildiği, adli kontrol kararlarının bu kapsamda olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Davacının ölçüsüz arama ve haksız el koyma nedenlerine ilişkin olarak iddiasıyla ilgili olarak ise; manevi tazminat davaları kişilik hakkını koruyan, haksız tecavüzün doğurmuş olduğu olumsuz sonuçları, yani zararın giderilmesini, telafi edilmesini amaçlamaktadır. Manevi tazminat davası için, kişilik haklarının ihlal edilmesi özellikle sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlali ve hukuka aykırı bir fiilin bulunması gerekir. Yakalanan veya tutuklanan kimsenin gerek aile, gerekse iş çevresinde itibarının sarsılması, aile, çocuk ve yakınları için tutukevinde hasret çekilmesi, kişinin tutuklanması nedeniyle ruhi sıkıntılar çekmesi, cezaevi şartları, buralarda duyduğu acı ve ızdıraplar kişinin manevi zararının giderilmesini gerekli kılmaktadır. Tutuklanan kimseye verilecek manevi tazminatın tespitinde; tutukluluk süresi, kişinin sosyal ve ekonomik yeri, üzerine yüklenen ve ceza kovuşturmasına konu olan suçun nitelik ve kapsamı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, yalnızca haksız yere yakalanan ya da tutuklanan kişinin çektiği acının karşılığı olarak manevi zarar ödenmesi gerektiği el koyma nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluşmayacağı ancak maddi zarar olabileceğinden, bu konuda koşulları oluşmayan tazminat davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup davacı bakımından tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesinin sonucu itibariyle doğru olduğu değerlendirilmiş olup, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde karar verildi.