Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/3166 E. 2023/5535 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/3166
Karar No
2023/5535
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/405 E., 2022/67 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen onama kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 03.03.2022 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 03.03.2023 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, yapılan incelemede gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 07.04.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; İzmir'de yürütülen TMK 2012/546 sayılı soruşturma kapsamında terör örgütüne üyelik şüphesiyle, Cumhuriyet Savcılığının talebiyle İzmir TMK 10. maddesiyle Görevli 1 No'lu Hakimliği'nin kararıyla Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. ve 140. maddelerinde düzenlenen iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme koruma tedbirlerine hükmedildiğini, teknik araçlarla izleme tedbirine ilk olarak 13/12/2012 tarihinde hükmedildiği ve bazı kararlar arasında kısa aralıklar olmak üzere 54 sefer uzatılarak 25/02/2014 tarihine kadar sürdüğünü, iletişimin dinlenmesi tedbirine ise, aralıksız olarak toplamda 12 sefer hükmedilerek 13/12/2012 tarihinden 06/03/2014 tarihine kadar sürdüğünü, müvekkil davacının ise, bu durumdan İzmir CBS Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun ilgili yazısıyla haberi olduğunu, yine bu soruşturma kapsamında 20/02/2015 tarihli ve 2014/24550 soruşturma sayı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirlerindeki en önemli hususlardan birinin ölçülülük ilkesi olup, iddianamesi bile hazırlanmamış ve oldukça uzun sürmüş bir soruşturma kapsamında bu kadar uzun iletişimin dinlenmesi tedbirine hükmetmenin açıkça davacı müvekkilinin anayasadan ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklı haklarını ihlal ettiğini, 15 ay 24 günlük bir sürede gerçekleştirilen iletişimin dinlenmesi tedbirinin ve 14 aylık süre boyunca gerçekleştirilen teknik araçlarla izleme tedbirinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, ve müvekkilinin kişi hak ve hürriyetlerini açıkça ayrılık oluşturduğunu, müvekkilinin öğrenci olduğunu, koruma tedbirlerine hükmedildiği süreçte de öğrenciliğinin devam ettiğini, aylık gelirinin 1.000 TL olduğunu, davacı müvekkilinin kişi varlığındaki azalmanın dengelenmesi için bu manevi tazminat davasının açıldığını, Yargıtay 22/061966 tarih, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda benimsenin görüşüne uygun olarak, mevcut ölçülülük sınırının ilgili kararları veren hakim/hakimler sorumluluğunda, iletişimin dinlenmesi anlamında 10 ay, teknik araçlarla izleme anlamında da 1 yıl aşılmasıyla doğan kişilik haklarının ihlalinin tazmini için 20,000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 13/02/2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 04.05.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, davacının tazminat davasının esas itibariyle yanlış mahkemede açıldığını, CMK'nın 141 ve 142 ve devamı maddelerinde koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istenebilecek hallerin ayrıntılı olarak sayıldığını, bunların arasında iletişimin dinlenmesi ve iletişimin dinlenmesinin sayılmadığını, davacının davasına Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açması gerektiğini bu nedenle mahkememizin görevine itiraz ettiklerini, davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi gerektiğinin, davacının tazminat istemeye hakkı olmadığına, meydana gelen olayda idarenin kusuru bulunmadığına, dinleme taleplerinin davacının dinlenmesi sebeblerinin tamamen yasal olduğuna, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2015 tarihli ve 2015/124 Esas, 2015/317 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. 4. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2015 tarihli ve 2015/124 Esas, 2015/317 Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10.09.2018 tarihli ve 2018/4522 Esas, 2018/7906 Karar sayılı ilâmıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. 5. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10.09.2018 tarihli ve 2018/4522 Esas, 2018/7906 Karar sayılı onama kararının ardından Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine 19.10.2021 tarih 2018/30692 başvuru numaralı kararıyla özel hayata saygı ve haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılması gerektiğine karar verilmiştir. 6. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2021/405 Esas, 2022/67 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.05.2022 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri 1.Davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, 2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, 3.Davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğuna, 4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine, 5.Sair nedenlere, ilişkindir. B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri 1.Manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü: Mahkemece daha önceden 2015/124 Esas 2015/31 Karar sayılı dosyada davacının ekonomik ve sosyal durumu araştırılmış, davacının dava dilekçesinde belirttiği İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın (Kapatılan TMK 10.Madde İle Görevli) 2012/546 soruşturma dosyası dosya arasında getirtilip incelenmiş, davanın iletişim tespiti ve teknik araçlarla izleme ve koruma tedbirlerinin sona erdiği ve iletişim tespitinin sona erdiğinin davacıya İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'ca bildirildiği 27/02/2015 tarihinden itibaren 3 aylık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı ... hakkında terör örgütüne üyelik şüphesiyle İzmir TMK 10. maddesi ile Görevli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13/12/2012 tarih ve 2012/546 sayılı dosyasında başlatılan soruşturma kapsamında 13/12/2012 ile 16/03/2014 tarihleri arasında iletişiminin dinlendiği ve teknik araçlarla izlendiği bu şekilde Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtildiği üzere özel hayatının ve haberleşmesinin gizliliğinin ihlal edildiği bu şekilde manevi olarak zarar gördüğü, soruşturma evresinde ileşitimin dinlenmesi ve teknik araçla izleme yapılmasının koruma tedbirleri arasında bulunduğu anlaşıldığından mahkemece manevi tazminat talebinin reddine dair kararın CMK 319/1 maddesi gereğince iptali ile davacının hakkında başlatılan soruşturma niteliği, iletişimin ve teknik araçlarla izlemenin süresi, davacının sosyal ve ekonomik durumu, hükmedilecek manevi tazminatın davacı yönünden sebepsiz zenginleşmeye sebep olmayacak şekilde davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/24550 Soruşturma, 2015/8691 Karar sayılı soruşturma dosyası kapsamında, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 13.12.2012 – 06.03.2014 tarihleri arasında 448 gün süre ile telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti tedbirinin uygulandığı,13.12.2012 – 25.02.2014 tarihleri arasında 439 gün süre ile teknik araçlarla izleme tedbiri uygulandığı anlaşılmıştır. Davacının uzun süre izlendiği, iletişiminin dinlendiği ve kayda alındığı, özel hayata saygı hakkının ve haberleşme hürriyetinin güvencelerinin askıya alındığı, tedbirlerin ölçüsüz olduğu gerekçesi manevi zarara uğradığını belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen hakim ve Cumhuriyet savcısının sorumluluğuna dayanarak tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden A.1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yeniden yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. A.2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacının hakim ve Cumhuriyet savcılarının hukuki sorumlulukları nedeniyle talebe konu eylemlerin Anayasa Mahkemesinin 19.10.2021 tarih 2018/30692 başvuru numaralı karar gerekçesinde tespit edilen hususlar doğrultusunda hükmedilen tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir. A.3. Davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen vekâlet ücreti miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir. A.4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. A.5.Sair nedenlere ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yeniden yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; B.1.Manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğine temyiz sebebi yönünden; Yeniden yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu, hükmedilen tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2021/405 Esas, 2022/67 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/3166, K. 2023/5535, T. 11.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-3166-e-2023-5535-k-a401f71e7e08