Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/196 E. 2023/5534 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/196
- Karar No
- 2023/5534
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/25 E., 2022/279 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 14.08.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda, soruşturma evresinin başlangıcından itibaren sahteliği belirlenmiş dijital delillere istinaden mahkûmiyetine karar verildiği ve 1036 gün süreyle hürriyetinden yoksun bırakıldığı, aşamalarda yargılamanın yenilenmesi başvurularının yerinde olmayan, biri diğerinden kopyalanmış gerekçelerle reddedildiğini, süreç içerisinde özel yetkili savcılıkların ve mahkemelerin ağır adil yargılanma hakkı ihlâlleri nedeniyle kapatıldığını, aynı çerçevede Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 18/06/2014 tarihli karar esas alınarak İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/06/2014 tarihli yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması kararı gereğince aynı gün tahliye edildiği, yargılamanın yenilenmesi davası sonucunda İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 31/03/2015 tarih, 2014/188 E, 2015/143 K sayısı ile müvekkilinin beraatine karar verildiğini, yargılamada görev alan hâkim ve savcıların kasta varan ağır hizmet kusuru ile hareket ettiklerini, bunun sonucunda davacının haksız yere özgürlüğünden yoksun kaldığını, kariyer imkânlarını yitirdiğini, ruhsal sükûn ve dengesinin, fizikî sağlığının telafisi mümkün olmayacak şekilde bozulduğunu, bir dizi ağır tedavilere maruz kaldığını, aile bireylerinin bu yüzden yaşadığı sıkıntıların ve basın yayın kurumlarında yürütülen dayanaksız karalama kampanyalarının müvekkilini derin bir ıstıraba düşürdüğünü, davacının haksız tutuklama nedeniyle bir kısım gelirlerinin kesildiğini ve bir üst rütbeye terfi olanağını kaybettiği için külliyatlı miktarda gelirden yoksun kaldığını, yine tutuklama nedeniyle OYAK yönetim kurulu üyeliğini yürütemediğini ve ilave gelir kaybı yaşadığını ileri sürmüş, 135.382.00 TL maddi tazminat ile 990.000.00 TL manevi tazminatın haksız yakalama, tutuklama tarihi olan 19/08/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 31.08.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi kusurlu eylemleriyle tutuklamaya sebep olduğunun anlaşıldığını, kendi ihmal ve kusurlu davranışlarıyla tutuklanmaya sebebiyet veren davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağını, davacı tarafın beyanından tutuklu kaldığı süre içinde mahrum kaldığı gelirin ne olduğu konusunda açık bilgi elde edilemediğini, istenilen tazminatın davacının ekonomik ve sosyal durumu ile mütenasip olmadığını ileri sürmüş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/198 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 33.384,57 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 4. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/198 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 20.11.2021 tarihli ve 2020/3867 Esas, 2021/8360 Karar sayılı ilâmıyla; "Davacı ile ilgili tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 1-Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına ödenen tayın bedelinin, Oyak aidat fark bedelinin ve Oyak yönetim kurulu huzur hakkı bedelinin CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceği gözetilmeyerek maddi zarar kapsamına dahil edilmesi, 2-Dosya içeriğine ve Dairemizce UYAP’tan alınan SGK kayıtlarına göre davacının cezaevinde iken emekli edildiği, tutuklu olmasaydı emekli iken başka bir işte çalışabileceği göz önünde bulundurularak, davacının emekli olduğu tarih araştırılarak, emekli olduğu tarih ile tahliye edildiği 19.06.2014 tarihine kadar geçen süreye karşılık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak miktarın emeklilik tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmemesi, 3-Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, 4-Hükümden sonra yürürlüğe giren 05/08/2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 5271 sayılı CMK'nın 142/9. maddesi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan nisbi avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu da dikkate alınarak, davacı yararına hükmedilen toplam tazminat miktarına göre karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca nisbi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi," Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 6. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/279 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 7.659,12 TL maddi, 228.310,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.01.2023 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri 1.Davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, 2.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine, 3.Sair nedenlere, ilişkindir. B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri 1.OYAK yönetim kurulu üyeliği ile ilgili gelir kaybının ve cezaevi giderlerinin ödenmesi gerektiğine, 2.Avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğine, 3.Bozma kararından önce verilen avukatlık ücretinin kazanılmış hak olduğuna, 4.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, 5.Sair nedenlere, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü: 19.08.2011 tarihinde gözaltına alınmış olan davacı ...'ın İstanbul 10 Ağır Ceza Mahkemesinin 20/08/2011 tarih, 2011/49 sorgu, 2011/332 soruşturma sayılı kararı ile tutuklanmış, 19.06.2014 tarihinde tahliye edilmiştir. Davacının 31.03.2015 tarihinde beraatine karar verildiği, beraat hükmünün sanık müdafinin yüzüne karşı okunduğu ve temyiz edilmeksizin 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 5271 sayılı CMK'nın 142/1-2 maddesine göre "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve herhâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır" hükmü nazara alınarak davacının dilekçesi incelendiğinde dava dilekçesinin havale tarihinin 14/08/2015 olduğu, davanın yasal süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. Davacının ekonomik ve sosyal gelir durumu dikkate alınarak maddi zararlarının tespiti için SMMM Bilirkişisi Gökay Güler'den rapor alınmış, 16.06.2022 tarihli alınan raporda davacının Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü yazısına göre 30.08.2013 tarihinde emekliye sevk edildiği ve 15.09.2013 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, davacının gelirinin emekli aylığının bağlandığı 15.09.2013 ile tahliye edildiği 19.06.2014 tarihi arasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen asgari ücret baz alınarak hesaplandığı görülmüştür. Bu rapor baz alınarak davacı ...'ın bu tarihler arasında tutuklu kaldığı günler için net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama sonucunda oluşan maddi zararının 7.659,12 TL olduğu hesaplanmıştır. Manevi tazminatın ise davacının yararına zenginleşmesine sebep olmayacak şekilde, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun vasıf, mahiyet ve niteliği, gözaltı ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, yukarıda bahsedilen Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/5752 Esas, 2021/7446 Karar sayılı ilamı, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun olacak şekilde hesaplanması gerektiği düşünülerek takdiren 228.310,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Her ne kadar maddi ve manevi tazminata faizi yasaklayan ve süreklilik kazanmış olan Yargıtay İçtihatları mevcut ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/11/2004 tarih ve 2004/1-177 Esas 2004/203 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere özetle: “…Anayasa’nın 19. maddesinin son fıkrasında 4709 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile “Tazminat hukukunun genel prensiplerine” dayalı olarak tazminat esasının getirilmesi ve üst norm niteliğinde olması nedeniyle, 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Yasa kapsamında verilen maddi ve manevi tazminatlarda, faize de hükmedilmesinin olanaklı hale geldiğinin..” belirtilmesi karşısında davacının 7.659,12 TL'lik maddi tazminatının emeklilik tarihi olan 15.09.2013 tarihinden itibaren, manevi tazminat bakımından ise gözaltı tarihi olan 19.08.2011 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş ve fazlaya ilişkin istemler reddedilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 esas 2015/143 karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 19.08.2011-19.06.2014 tarihleri arasında 1035 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu, anlaşılmıştır. A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; A.1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; ... e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, ... Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. ... Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. A.2.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. A.3.Sair nedenlere ilişkin temyiz sebebi yönünden; Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden B.1.OYAK yönetim kurulu üyeliği ile ilgili gelir kaybının ve cezaevi giderlerinin ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacının talep etmiş olduğu maddi zararlarının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B.2.Avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B.3.Bozma kararından önce verilen avukatlık ücretinin kazanılmış hak olduğuna temyiz sebebi yönünden; 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, davacı vekilinin temyiz sebebi reddedilmiştir. B.4.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiş, bu itibarla tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe de iştirak edilmemiştir. B.5.Sair nedenlere ilişkin temyiz sebebi yönünden; Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/279 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.