Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/2759 E. 2024/7559 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/2759
- Karar No
- 2024/7559
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/742, 2021/56 SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Düziçi Asliye Ceza Mahkemesin'in 17.04.2018 tarihli ve 2016/456 E., 2018/227K. sayılı ilamıyla sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle, CMK 223/2-a maddesi gereğince, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile yapılan inceleme neticesinde; "Sanığa isnat edilen kültür varlıkları bulmak amacıyla, izinsiz olarak kazı veya sondaj yapmak suçunun unsurlarının değerlendirilmesi, özellikle sanığın kastının belirlenmesi için; sanığın talimatıyla tarlada iş makinesini kullanarak kazı yapan şahsın tespiti ile, tanıklığına başvurulması gerektiği, iş makinesi sürücüsünün bu eylem yönünden tek tanık olup, beyanının sanığın suç kastının tespiti bakımından önemli bulunduğu, CMK'nun 210. maddesi uyarınca tek tanık iş makinesi sürücüsünün mutlaka dinlenmesi gerektiği, bu suç yönünden tanığın beyanının alınmaması CMK'nın 289/1-e maddesi uyarınca kesin hukuka aykırılık hali olup bozmayı gerektirdiği, Kabule göre de; 1-Sanık hakkında 2863 Sayılı Kanunun 74/1 (1. cümle) maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, bu maddedeki suçun oluşması için kazı yapılan yerin sit alanı olmasının şart olmadığı, buna karşın kazı yapılan yerin sit alanı olmaması halinde, eylemin ceza indirimi öngören aynı kanunun 74/1 (2. cümle) maddesine uyacağı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin, suç tarihinden önce kazı yapılan yerin sit alanı olmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermesinin yasaya uygun bulunmadığı, 2-İlk derece mahkemesinin hem sanığın kaçak kazı yapmadığına dair savunmasının aksine delil bulunmadığına işaret ettiği, hem de eylemin suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verdiği, bu şekilde beraat hükmünün gerekçeleri ile hükmün madde ve fıkrası arasında çelişki oluşturduğu, 3-Bilirkişi raporlarına göre; 2863 Sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olan kilise kalıntısına ait duvarların iş makinesiyle tahrip edildiği dikkate alınarak, sanığın eyleminin aynı kanunun 65/1 maddesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığının gerekçeli kararda tartışılmadığı, " gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, Bozma üzerine yürütülen yargılama neticesinde Düziçi Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28.11.2019 tarihli ve 2019/194 E.,2019/678K. sayılı ilamıyla 2863 sayılı Kanunun 65/1,5237 sayılı TCK'nın 62,52/2,51. maddeleri uyarınca sanığın neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına , hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1 ve 303/1-a maddeleri uyarınca; "Sanık atılı suçu işlediği sabit olmadığından CMK 'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE, Yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına," ibareleri eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan bozma görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği: Sanığın kullandığı tarlada bulunan kilisenin apsis bölümüne zarar verildiği ve duvarların iç kısmında çukur kazıldığı, kilise apsisinin devamı niteliğinde olan aynı tarlaya komşu bulunan yerde kiliseye ait zemin mozaiklerinin açık vaziyette görüldüğü, kilise kalıntısının çıplak gözle görüldüğü, sanığın kendi tarlasından kalan ve taşınır kültür varlığının olduğunu düşündüğü yerde iş makinesi ile çukur kazmak suretiyle izinsiz kazı yaptığı, kastının bu olduğu, bu nedenle sanığın kendisinin kullandığı tarlada izinsiz kazı yapmak suretiyle atılı suçu işlediği sabit olduğu, sanığın 2863 sayılı yasanın 74/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayacak şekilde sanığın tarlasında bulunan tümseği düzeltmek kastıyla belirtilen eylemi yaptığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR Tüm dosya kapsamından sanığa ait tarla vasıflı taşınmazda izinsiz kazı yapıldığı ihbarı alınması üzerine 16.06.2016 tarihinde ilgili kolluk görevlilerince olay yerine intikal edildiği, sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde kendisine ait tarlada tarımsal faaliyetlerine engel olması nedeniyle iş makinasını tarlasına getirterek ve tümsek olan araziyi düzletmeye başladığını, tümseğin altından büyük taş parçaları çıktığını fakat çalışmaya devam edince ortaya bir duvarın çıktığını fark ettiklerini, bunun üzerine havada kararmaya başladığı için çalışmayı bitirdiklerini, buranın tarihi alan olduğunu bilmediğini, kendisine babasından miras kaldığını ve yıllardır tarlayı ektiklerini böyle birşeyle karşılaşmadıklarını, tarlasının sınırları dışında hazine arazisi olarak geçen alanda daha önce yani yaklaşık 30 yıl kadar önce Müze Müdürlüğü'nün çalışma yaptığını ve bu alanlarda tarihi yapılar olduğunu bildiğini, yapıya istemeden zarar verdiğini beyan ettiği, soruşturma aşamasında müze müdürlüğü uzmanlarınca yerinde yapılan inceleme neticesinde kazı yapılan yerin tescil kaydının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Yerel mahkemece icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan arkeolog bilirkişi raporuna göre; 2863 sayılı Yasanın 6. maddesi kapsamında kalan bir kilise kalıntısının apsisine ait duvarların iş makinesiyle tahrip edildiği, duvarların iç kısmında iş makinesiyle çukur kazıldığı, taşınmaz kültür varlığı kilise kalıntısına izinsiz fiziki müdahalede bulunularak tahrip edildiği, söz konusu yerde iş makinesiyle kaçak kazı yapılmadan önce yüzeyde bir eski duvar kalıntısı olduğu eski fotoğraflardan anlaşılmakla birlikte, kiliseye ait duvarlar belirgin olarak yüzeyde görüldüğü halde, iş makinesiyle izinsiz kaçak kazıya, taşınmaz kültür varlığı kiliseye ait duvarların tahribine devam edildiğinin belirtildiği, yine aynı raporda Yine Osmaniye Müze Müdürlüğü arşivinde yaptığım inceleme neticesinde, bahse konu mozaiklerin bulunduğu alanın tescil kayıtlarının bulunmadığı, söz konusu kilise ve çevresindeki alanın 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı, bitişiktle bulunan diğer yerlerin ise 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil çalışmalarına başlandığının belirtildiği anlaşılmıştır. Sanığın yargılama sürecindeki savunmalarında tarlasında bulunan tümseği ekonomik şartlarının uygun olduğu suç tarihlerinde tarımsal faaliyetlerini engellediği için düzlettirmek istediğini define bulmak amacıyla kazı yapmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamından suça konu eski yapının bulunduğu alanın sanığın eylem tarihinden sonra Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 02.03.2018 tarihli ve 9259 sayılı kararıyla 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiş olduğu tespit edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; "Eylem tarihine yakın tarihlerde zeminde, zeminde yapılan incelemelere ilişkin 16.06.2016 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı, 23.06.2016 tarihli müze görevlileri inceleme raporu, 05.04.2017 tarihinde mahkemece yapılan keşifte mahkeme ve bilirkişi gözlemlerinde ve fotoğraflarda eylemin kültür varlığı bulmak amacıyla, kazı niteliğinde olduğunun kabulünü gerektirecek bir fiziki durum bulunmadığı , bilirkişilerce eylemin bu amaçla yapıldığına ilişkin açık ve dayanakları açıklanmış bir görüş bildirilmediği, bunun dışında eylemin kültür varlığı bulmak amacıyla yapıldığına ilişkin başka bir delil de bulunmadığı, esasen kullanılan iş makinesinin niteliğine göre iş makinesiyle yapılan işlemin bu amaca elverişli olmadığı, sanığın soruşturma ve yargılamanın her aşamasında eylemini tarlasındaki tümseği kaldırmak amacıyla yaptığını savunduğu dikkate alındığında sanığın lehine bir değerlendirme ile sanığın eyleminde atılı suç yönünden suç kastı ile hareket etmediğinin kabulü gerekmektedir." gerekçeleriyle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraatine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanığın iş makinesi ile tarlasında çalıştığı sırada sanığın kilise duvarlarına zarar verdiğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğu, her ne kadar eylem tarihinde kazı yapılan alanın tescilli olmadığı sabit ise de sanığın soruşturma aşamasındaki beyanında bu alanlarda tarihi yapılar olduğunu bildiğini beyan etmesi hem de bitişik parselinde kiliseye ait duvarların belirgin olarak yüzeyde görüldüğü halde iş makinasıyla kazıya devam ettiği tespitleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kültür varlığı bulmak amacıyla hareket edip etmediğinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi bakımından, sanığın tarımsal faaliyetler sürdürüp sürdürmediği, alanın tarımsal faaliyete elverişli olup olmadığı, tarlasının ne zamandır ne şekilde kullanıldığının araştırılması gerektiği, iddianameye konu edilen parsellerin 902 ve 903 numaralı parsel olduğu, 25.04.2017 tarihli fen bilirkişi raporunda ise tahrip edilen kilise duvarının 150 ada 14 numaralı parselde kaldığının tespit edilmesi karşısında davaya konu edilen ada parsel numaralarının farklı olarak gösterildiği de dikkate alındığında mahallinde arkeolog , fen ve ziraat bilirkişiler eşliğinde yeniden keşif yapılarak tahrip olan kilise duvarlarının sanığın kullanımındaki parsel içerisinde yer alıp almadığı, alanda tarımsal faaliyetlerde bulunulup bulunulmadığı, sanığın kendi kullanımında olduğunu iddia ettiği parsel dışına taşan bir eyleminin olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespiti ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.