Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/482 E. 2024/7576 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/482
- Karar No
- 2024/7576
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/29 E., 2020/251 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 136/1, 137/1-a. 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a. ve 303/1-a. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyete ilişkin bölümlerin sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hüküm ile değiştirilmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığa yüklenen suçunun sanık tarafından işlendiği sabit olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanığın beraatine ilişkin hüküm kurulması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararının bozulması gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; duruşma açılmaksızın dosya üzerinden delil değerlendirilmesi yapılarak beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, kamu görevlisi olan sanığın yetkisini kötüye kullanarak katılanın kişisel verilerini sorgulamasının sabit olması nedeniyle hakkında mahkumiyete karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sosyal Güvenlik Kurumu Sivas İl Müdürlüğünde kamu görevlisi olarak çalışan sanık ...'nin 26.07.2016 tarihinde kendisine kurum tarafından tahsis edilmiş şifre ile katılan Cumhurbaşkanı ...'ın Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) üzerinden kişisel bilgilerini sorgulamasının sabit olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince duruşmasız yapılan inceleme sonunda, sanık tarafından yapılan sorgulamalarla ilgili olarak kayıt ya da çıktı alınmadığı, bilgilerin hiç bir kişi ve kurumlarla paylaşılmadığı ve yayılmadığı, sadece “görüntülemekten” ibaret eylemin “kişisel verileri ele geçirme” olarak kabul edilemeyeceği ayrıca söz konusu kişisel verileri, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığa, basit bir kod ve şifre sayesinde, sistemde yer alan tüm verilere erişebilme imkanının verilmiş olması ve veri içeriklerinin sanıktan gizlenmemiş olması karşısında, sanığın merak saikiyle sistemde sorgulama yaparken, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı da kabul edilemeyeceğinden, sanığa isnat edilen eylemde, TCK'nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun oluşmadığı kabul edilerek İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyete ilişkin bölümlerin sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hüküm ile değiştirilmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak çalışan sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi'ne erişim sağlayarak, dönemin İçişleri Bakanı olan katılanın kimlik ve adres bilgilerine bakması şeklindeki eyleminin suç teşkil edip etmediği, ettiğinin kabulü hâlinde, eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu mu yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu mu oluşturduğunun ve sanığın işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararında, "... sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum tarafından verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi ve ele geçirildiği iddia edilen kişisel verilerin kapsam ve niteliği ile sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; incelemeye konu olay görevin gereklerine uygun olmayan disiplin soruşturması gerektiren eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmelidir... Ulaşılan sonuç karşısında sanığın eyleminin nitelendirilmesine ve işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğine ilişkin uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir..." şeklindeki gerekçelerle uyuşmazlığa konu eylemi, disiplin soruşturması gerektiren ve suç teşkil etmeyen eylem olarak kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2022/7038 Esas, 2024/1950 Karar sayılı kararında ve bu kararla uyum gösteren Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2023/219 Esas, 2024/1951 Karar sayılı kararında da, "... Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu tarafından kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu..." biçimindeki gerekçelerle kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı TCK kapsamında suç oluşturmayacağı değerlendirilmiştir. Özetlenen yargı kararları göz önüne alındığında, dosya kapsamına göre sanıkların, kendilerine görevleri gereği verilen kullanıcı kodu ve şifreyi kullanıp, Kimlik Paylaşımı Sisteminde (KPS) sorgulama yapmaktan ibaret yargılama konusu eyleminde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabul edilmesinde ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.05.2022 tarihli ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar, 05.07.2022 tarihli ve 2021/359 Esas, 2022/528 Karar, 31.05.2023 tarihli ve 2022/315 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararlarında vurgulandığı üzere yeni delil ikame edilmeden dosya üzerinden inceleme sonunda Bölge Adliye Mahkemesince beraat kararı verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma isteyen görüşlere iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğunun belirlendiği anlaşılmakla, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.12.2024 tarihinde karar verildi.