Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9026 E. 2024/6831 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9026
- Karar No
- 2024/6831
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3082 E., 2020/394 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 53/1, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık ve sanık müdafinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri; eksik inceleme sonucu almış olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık ... soruşturma safhasının ilk anından itibaren samimi beyanlarda bulunmuş olup, olayın bir anda olduğunu ve istemeden gerçekleştiğini, müteveffanın ölümünden dolayı büyük üzüntü duyduğunu ve olay sebebi ile pişman olduğunu belirtmiş olduğuna, sanığın suça konu olayda her ne kadar taksiri bulunsa da tam kusurlu olmadığına, zira kendisi bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere hız limitini aşmadığına, kaldı ki olayın gerçekleştiği yerde aydınlatıcı ve uyarıcı herhangi bir levha dahi bulunmadığına, sanığın kazanın gerçekleştiği esnada sürücü ehliyeti bulunmakta olup, sanık alkollü olmadığına, müteveffanın kulağında kulaklık olması sebebi ile sanığın çöp konteynırına çarptığı esnada duymaması ve olay yerinden kaçmaya yeltenmemesi de sanığa verilecek cezada indirim sebebi olması gerektiğine, sanık aleyhine ifade veren tanıkların tamamı olayı abartıp mahkemeyi yanlış yönlendirmiş olduklarına, sanık hakkında hüküm kurulurken alt sınırdan uzaklaşılması da hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 19:50 sıralarında sanığın, eşi olan tanık Sevgi ile birlikte komşuları olan tanık ... ile birlikte sevk ve idaresindeki araç ile meskun mahalde, gece vakti iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde sanığın bilinmeyen bir sebeple aracın kontrolünü kaybederek önce istikametlerine göre yolun sağında cadde üzerinde bankette bulunan çöp konteynerine, ardından yolun sağından ve banketten yürümekte olan ...'e çarpması sonucu ölümüne neden olduğu, kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği ancak incelemeye konu kararın hüküm fıkrasının 5. bendinde taksirli suçtan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 53/1 maddesinde tanımlanan hak yoksunluğuna hükmedildiği, kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanacak olan 5237 sayılı TCK'nın 53/1-3. maddesindeki hak yoksunluklarının, taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden, anılan madde ile hak yoksunluğuna hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ancak bu husus yeniden yargılamaya gerektirmediğinden ve 5271 sayılı CMK'nın m.280/1-a ve CMK m.303/1-c uyarınca düzeltilebilir nitelikte olduğundan düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1.ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, dava konusu olayda sanık tamamen kusurlu olmakla birlikte maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alınmak suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, en üst sınırdan teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında çok fazla ceza tayini, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2024 tarihinde karar verildi.