Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/8429 E. 2024/3410 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/8429
- Karar No
- 2024/3410
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/472 E., 2020/2505 K. KATILANLAR: ..., ... SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılanlar vekili ve sanık müdafi tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: A. Sanıklardan ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin katılanlar vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; Sanıklardan ..., ..., ... hakkında Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2019 tarih, 2015/53 Esas,2019/507 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan açılan davada TCK'nın 85/2, 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmakla bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekili tarafından temyiz edilen sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesine tabi olmadığı belirlenmiştir. B. Sanık ...'in taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine, sanık ...'ın ve sanık ... Ağır'ın taksirle öldürme suçundan beraatlerine ilişkin hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık ... müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İlk Derece Mahkemesince taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasında sanıklardan ..., ..., ... hakkında hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62 ve 53/6 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına, sanık ... ve sanık ... Ağır hakkında ise 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince ayrı ayrı beraat kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz isteği; kendisini vekille temsil ettiren ..., ... lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, sanıklar hakkında az ceza tayin edildiğine, beraat eden sanıkların cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme yapıldığına, buhar kazanının patlamasının işletme hatasından değil buhar kazanının imalat hatasından kaynaklandığına, sanığın kusuru olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sanık ...'ın... dokuma ve tekstil Anonim şirketinin iş yeri yetkilisi olup, bu şirket bünyesinde Antalya İli ...ilçesinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi içindeki ... isimli çamaşır yıkama fabrikasını işlettiği, sanık ......'in bu fabrikanın işletme yöneticisi, sanık ...'in teknik servis Müdürü, sanık ...'in ise kazan ve makine kontrolörü-teknik servis elemanı, sanık ... Ağır'ın fabrikanın iş güvenliği uzmanı olarak görev yaptıkları, sanık ...'ın ... isimli çamaşır yıkama fabrikasında bulunan çamaşır yıkama kazanının üreticisi olan ... Tesisat Limitet Şirketinin yetkilisi olduğu, kazan ve makinelerin kontrolünde çalışan teknik eleman sanık ...'in buhar kazanı konusunda eğitim almadığı halde buhar kazanı ile ilgili bir takım teknik arızalara müdahale ettiği, olay tarihi olan 19/11/2014 tarihinde saat 08:00 sularında sanık ...'in kazan dairesine girerek kazanın rutin gösterge panolarını kontrol ettiği, kontrol sırasında, kazana manuel bir müdahalede bulunduğu (Kazana manuel su girişinin sağlanması ile/Kazanın keşif sırasında kazan su kısmında herhangi bir malzeme üzerinde deformasyon olmamasının nedeninin de kazan içerisinde bir kısım suyun ilk anda olduğunun göstergesidir.) ve bu müdahaleden sonra çok yüksek bir basınç meydana getirecek bir işlemin gerçekleştiği, bu basınç ile buhar kazanının yer çekimi kuvvetini yenerek ilk hareketini sağladığı, ve enerjisinin bitmeyerek yaklaşık 25 metre dikey yüksekliğe çıkarak 250 metre yatay uzaklığa gittiği, meydana gelen patlamanın etkisi ile fabrikada çalışan ..., ..., ..., ... ve ...'ın hayatlarını kaybettikleri,katılan ...'ın ağır (6) derecede etkiler nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde, ...'in hayati tehlike geçirecek ve ağır (6) derecede etkiler nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde, ...'ın hayati tehlike geçirecek ve ağır (6) derecede etkiler nitelikte kemik kırığı ve yüzde sabit iz oluşacak şekilde yaralandığı olayda; Sanıkların kusur oranlarının tespiti için soruşturma aşamasında dosyanın bilirkişiye verildiği, 25/12/2014 tarihli bilirkişi heyet raporu ve 06/01/2015 tarihli ek bilirkişi heyet raporlarına göre;... dokuma ve Tekstil Sanayi A.Ş. sahibi vekili ...'ın asli kusurlu olduğu, Fabrika Çamaşırhane teknik işletme yöneticisi ...'in kazan ve makinaların kontrolünü gerekli işletme kurallarına göre yapmadığından, ...'in ise eğitimini almadığı ve işletme yetkisine sahip olmadığından buhar kazanını işletmek ve müdahale etmekten, buhar kazanının susuz kalarak patlamasına sebep olduklarından olayda eşit olarak tali kusurlu oldukları, iş yerinin işletme sorumlusu olduğu beyan edilen......'in olayın meydana gelmesinde yıllık izinde ve şehir dışında olduğu halde yukarıda açıklanan işletme hatalarını düzeltmeden işletmenin çalışmaya devam ettirmesi nedeniyle olayda tali kusurlu olduğu, kazan imalatçı firmasının yapılan imalatlarda kaynak bağlantılarının kaynak teknoloji kurallarına uymaması ve ayıplı kaynak bağlantılarının olması nedeniyle imalatçı firmanın tali kusurlu olduğu, iş güvenliği uzmanı ...'nın kendisinden önce iş güvenliği uzmanı olan Hakan Çankaya'nın uygunsuzluk raporunda belirtmiş olduğu hususları dikkati nazara almayarak buhar kazanı konusunda eğitimsiz kişileri çalıştırılması nedeniyle ...'nın olayda tali kusurlu olduğunun belirtilmiştir. Kovuşturmada aldırılan 04/03/2016 tarihli Teknik Bilirkişi Kurulu Raporuna göre; kazan üzerinde yapılan tespit ve incelemeler sonucunda; davaya konu buhar kazanın kaynak bölgelerinin görüşlerini, malzeme davranışları, mekanik özellikleri esas alınarak yapılan hasar analizi sonuçlarına göre bu büyüklükte bir patlamaya neden olabilecek önemli bir kusur olmadığı, Davaya konu buhar kazanının hasara uğrayan yarım ay şeklindeki diğer yarısı üzerinde sünek bir şekilde bükülen malzemesinde önemli bir kusurun olmadığı, kırık türünün sünek olduğu ve görevini yerine getirebilecek nitelikte olduğu, hasar analizinin bir bütün olarak düşünülmesi gerektiği, analiz sonuçları ve sonuçların irdelenmesi kısmında belirtildiği üzere kazanda ortaya çıkan ısıl davranış ve olayların gelişimi esnasında aşırı basınç oluşum nedeni/nedenleri ile kullanım işletme şartları açısından değerlendirme sonucuna göre kesin karara varılmasının bilimsellik açısından daha uygun olacağının rapor edildiğinin 04/03/2016 tarihli Süleyman Demirel Üniversitesinden aldırılan Teknik Bilirkişi Kurulu Raporu ile anlaşılmıştır. 04/03/2016 tarihli Süleyman Demirel Üniversitesinden aldırılan Teknik Bilirkişi Kurulu Raporundaki tespitlere göre tekrardan dosyanın bilirkişiye gönderildiği, 10/05/2016 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; İşletme sorumlusu ...'in 2. derecede tali kusurlu, işveren vekili ...'ın 2. derecede tali kusurlu, iş güvenliği uzmanı ...'nın buhar kazanın patlaması olayında bir kusurunun olmadığı, Teknik İşletme Yöneticisi/Tekniker ...'in 2. Derecede tali kusurlu, Tesisatçı ... birinci derecede asli kusurlu, Makina Müh....'ın buhar kazanının patlaması olayında bir kusurunun olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Soruşturma aşamasında aldırılan 25/12/2014 tarihli Bilirkişi Raporu ile kovuşturma aşamasında aldırılan 10/05/2016 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki meydana geldiğinden çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın tekrardan bilirkişiye gönderildiği, 01/12/2017 tarihli İTÜ Makine Fatültesi Öğretim Üyeleri tarafından düzenlenen Bilirkişi Raporu ile; işletme sorumlusu sanık ...'in kazanın çalıştırılmasının ve sonuçlarının işletme vardiya defterine yazılması gerekirken vardiya defteri olmadığından gerekli güvenlik tedbirlerini almaması nedeniyle tali kusurlu, işveren vekili sanık ...'ın işyerinde gerekli güvenli tedbirlerini alıp uygulamadığından, işyerinde 1 tane sertifikalı kazancı olmasına rağmen kaza günü kazanı sertifikasız ve eğitimsiz ...'in yakmasına izin verdiğinden, işyerinde iş güvenliği kurallarına uyulmasını alışkanlık haline getirmediğinden tali kusurlu, iş güvenliği uzmanı sanık ...'nın işyerinin onaylı defterine kendi alanına giren konularda gerekli değerlendirmeleri yaptığından, 9 aydır çalıştığı işyerinde buhar kazanının teknik detaylarını bilmesi kendisinden beklenemeyeceğinden olayda kusursuz, sanık ... teknik şef olarak çalışırken ...'e buhar kazanı işletme ve müdahale yetkisi verdiğinden, işyerinde yetkisi ve belgesi olmayan kişilerin buhar kazanı gibi son derece teknik detaylara sahip bir cihazı çalıştırmasına izin verdiğinden olayda tali kusurlu, sanık ...'in yetkisiz ve eğitimsiz olmasına rağmen kazanın elektrik panosuna müdahale ederek çalışmaması gereken kazanı çalıştırır hale getirdiğinden asli kusurlu, sanık ...'ın imal ettiği kazanın 1,5 yıldır sorunsuz şekilde çalıştığı, işletme basıncı 12 bar iken test basıncının 23 bar olduğu ve bu basınçta bir sorun yaşanmadığı, kazanda yapılan teknik incelemeye göre bir malzeme ve imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği dikkate alındığında kendisine kusur yüklenmesi mümkün görülmediğinin 01/12/2017 tarihli İTÜ Makine Fatültesi Öğretim Üyeleri tarafından düzenlenen Bilirkişi Raporu ve 28/12/2018 tarihli ek bilirkişi raporu ile belirtilmiş olup; sanıklardan ... ve ... Ağır hakkında TCK'nın 85/2. maddesinde düzenlenen taksirle öldürme suçundan beraatlerine karar verildiği, sanık ... hakkında ise TCK'nın 85/2.maddesinde düzenlenen taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yukarıda izah edilen oluşa ve kabule göre dosya içeriğinde yer alan keşif ve bilirkişi heyet raporlarının yeterli olduğu değerlendirilmekle tebliğnamede eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. A. Sanıklardan ..., ..., ... Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, hükmedilen cezanın türü ve miktarı itibariyle istinaf başvurusu sonucu verilen kararın kesin olması sebebiyle bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, katılanlar vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... ve sanık ... Ağır Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, C. Sanık ... Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1. İlk Derece Mahkemesince, suçtan zarar görmesi nedeniyle davaya katılmasına karar verilen ... ve ...'in Antalya 9. Noterliğinin 1.12.2014 tarihli vekaletnamesi ile Avukat ...O'yu vekil olarak tayin etmelerine rağmen 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilen sanık aleyhine ve vekille temsil edilen katılanlar Osman ve ... lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2.TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği ve fıkra uyarınca bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerektiği gözetilmeksizin dosya içeriğine göre sanığın yürüttüğü faaliyetin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olduğuna dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde soyut ifadelerle 1 yıl süre ile meslek veya sanat icrasının yasaklama kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasına ''Yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.450 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine" ibaresinin yeni bir bent olarak eklenmesi, TCK'nın 53/6.maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın hükümden çıkarılması suretiyle oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.06.2024 tarihinde karar verildi.