Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6274 E. 2023/2694 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/6274
Karar No
2023/2694
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3152 E., 2018/3824 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 16.11.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın Diyarbakır C.Başsavcılığının 2017/39181 soruşturma dosyası kapsamında 01/10/2016 tarihinde gözaltına alındığı, sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müvekkilinin bahse konu gözaltı işlemi nedeniyle maddi kaybının olduğu ve manevi olarak zararın doğduğundan bahisle 7500 TL maddi ve 50000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 26.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2018/23 Esas, 2018/188 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2018/3152 Esas, 2018/3824 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri 1.Talep edilen maddi tazminatın tamamının kabul edilmesi gerektiğine, 2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı soruşturma başlatılmış olduğu, davacının bu sebeple 01.10.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 07.10.2016 tarihinde de serbest bırakıldığı, yapılan soruşturma sonunda 21.06.2017 tarihinde davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği tespit edilmiştir. Davanın süresi içinde açılmış olduğu ve dosya kapsamına göre davacının kusurlu davranışlarıyla tutuklamaya neden olmadığı belirtilmiştir. Mükerrer dava açılıp kamu zararına neden olunmaması için UYAP kayıtlarından davacının aynı konuda açmış olduğu başka dava olmadığı tespit edilmiştir. Davacının talebinin 6 gün göz altında kalmaktan ibaret maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, davacı vekili müvekkilinin gözaltında kalmadan önceki dönemde yazar olduğunu, haksız olarak gözaltına alınması sebebiyle Diyarbakır'dan İstanbul'a gitmek için uçak masrafı yaptığını, gözaltında kaldığı süre boyunca yeni iç çamaşırı, ayakkabı ve elbise masrafı yaptığını, kolluk kuvvetlerinin evine yakalama ve gözaltı işlemi için ikametine gelmesi nedeniyle komşularından tepki alması dolayısıyla evini değiştirmek zorunda kaldığını, bu nedenle taşınma ve emlakçı gideri ile nakliye bedeli masrafı yaptığını, elkonulan telefon ve tableti yerine yeni cep telefonu almak zorunda kaldığından masraf yaptığını belirtmesi karşısında davacının mali ve sosyal durumunun araştırılmasına karar verilmiş ise de davacı vekili tarafından davacının adresinin bildirilmemesi nedeniyle davacının mali ve sosyal durum araştırması yapılamadığından dolayı maddi tazminat asgari ücrete göre tespit edilmiştir. Davacı göz altında kaldığı tarihteki gelirini ve uğradığı zararı tevsik eden herhangi bir belge sunmadığından maddi zararı gözaltında kaldığı dönemde yürürlükte olan asgari ücrete göre 260,19 TL maddi tazminatın davacı vekilince gözaltına alınma tarihinden itibaren faizi talep edildiğinden gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalı Hazine'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekilince talep edilen uçak bileti, iç çamaşırı, ayakkabı, elbise harcamaları, taşınma ve emlakçı giderleri, cep telefonu ve tablet harcamalarının gerçek maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği (Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 08/06/2016 tarih 2015/11488 Esas, 2016/9770 Karar sayılı ilamı da bu niteliktedir.) ve masraf yaptığına ilişkin taleplerinin belgelendirilmediği gözönüne alınarak bu talepler yerinde görülmeyerek tazminata dahil edilmemiştir. Her ne kadar davacı 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmişse de, davacının haksız olarak özgürlüğünden yoksun kaldığı süre, yaşı, sosyo ekonomik durumu, gözaltına alınmasına neden olan suçun niteliği dikkate alınarak zenginleşme sonucunu oluşturmayacak şekilde hak ve nesafet ilkeleri de gözetilerek dava tarihindeki paranın satın alma gücü de nazara alınarak taktiren 600,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin esasını oluşturan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/39181 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 01.10.2016-07.10.2016 tarihleri arasında 6 gün gözaltında kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 21.06.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1.Talep edilen maddi tazminatın tamamının kabul edilmesi gerektiğine lişkin temyiz sebebi yönünden; Her ne kadar davacıya gözaltı süresince net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacının gözaltı koruma tedbiri esnasında kamu görevlisi olduğu ve idari işlem niteliğinde olan görevden uzaklaştırma kararı verildiği anlaşıldığından bu talebe ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. Diğer maddi taleplere ilişkin olarak yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacının yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. 2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkin temyiz sebebi yönünden; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2018/3152 Esas, 2018/3824 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/6274, K. 2023/2694, T. 11.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-6274-e-2023-2694-k-b6d3f5b6754a