Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/5354 E. 2025/5702 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/5354
Karar No
2025/5702
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/649 E., 2021/447 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sivas 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli, 2015/7 Esas, 2015/246 Karar sayılı ilamıyla sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 53/6, 51/1-3-7-8 maddeleri gereğince hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının 2 yıl süreyle denetime tabi tutularak ertelenmesine ve 6 ay tabiplik mesleğinin icrasından yasaklanmasına karar verilmiş, ilgili kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 24.11.2020 tarihli ve 2019/7556 Esas, 2020/6360 Karar sayılı ilâmıyla sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiş, bozma ilamı üzerine 2021/101 esas numarası alan dosyada yapılan yargılamada Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2021 tarihli 2021/228 karar sayılı kararı ile birleştirme kararı verilmiştir. 2.Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli, 2015/7 Esas, 2015/246 Karar sayılı ilamının temyiz incelemesi sırasında 26.01.2016 tarihinde Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca, sehven 2015/9856 soruşturma numarası ile tarafları ve konusu aynı olan bir soruşturma daha başlatılmış, iddianamenin kabulünden sonra Sivas 4. Asliye Ceza Mahkemesinde 2016/51 esas numarası ile yapılan yargılamada 21.09.2017 tarihli, 2017/484 karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmiş, karar tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna tabi olan bu kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin, 13.11.2018 tarihli, 2017/3787 esas, 2018/2271 karar sayılı ilamıyla, karar tarihi itibariyle temyiz incelemesinde bulunan Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli, 2015/7 Esas, 2015/246 Karar sayılı dosyanın Yargıtaydan dönüşünün beklenerek, kararın bozulması halinde işbu dosya ile birleştirilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiş, bozma ilamına uyularak 2018/649 E., 2021/447 K. numarası alan dosyada yapılan yargılama neticesinde, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın, ölenin sağlığına ilişkin gerekli tedbirleri almayarak, ölüme sebebiyet verdiğinden hakkında beraat kararı verilmesi hukuka aykırı olduğundan bahisle bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kusur durumuna, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;Sanığın eğitim çavuşu olarak görev yaptığı, ... Komutanlığında, acemi birliğinde vatani vazifesini yapmakta olan ...'nın 14.03.2011 tarihinde birliğe katıldığı, 26.03.2011 tarihinde solunum sıkıntısı şikayetiyle başvurduğu ... yapılan muayene sonucu bronşit teşhisi konularak, ilaçlı tedavi önerisiyle taburcu edildiği, reçete edilen 10 adet egilozin enjeksiyonun üçünü birlik revirinde yaptıran ...'nın, 06.04.2011 tarihinde kabus görme, ses kısıklığı, kalbinde sıkışma şikayetleriyle birlik revirine başvurduğu, revir doktoru tarafından kendisinin Askeri Hastanenin psikiyatri kliniğine sevk edildiği, bunun üzerine psikiyatr hekimine başvurduğu, burada genel durumu bozuk olan hastanın herhangi bir polikliniğe yönlendirilmeksizin ertesi gün kıta anket formu ile yeniden gelmesinin söylenilerek gönderildiği, ertesi gün durumu kötüleşen ...'nın revirde yapılan muayenesinde tansiyon ve nabızının yüksek olduğunun anlaşılması üzerine dektort ve avil enjeksiyonlarının enjekte edilerek, Askeri Hastaneye sevkinin sağlandığı, hastanın Hastane kapısına geldiğinde bayıldığı ve yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak abseleşen lobüler pnömoni neticesinde öldüğü olayda; mahkemece kusuru bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Ölenin revirde görevli doktor tarafından muayene edildiği, kendisine istirahat raporu verilmediği, ayrıca Askeri Hastaneye ilgili branş dalına sevkinin sağlanmadığı ve muayene eden doktor hakkında taksirle öldürme suçundan verilen mahkumiyet kararının Dairemizin 25/06/2015 tarihli, 2014/19953 Esas ve 2015/11961 Karar sayılı kararıyla kesinleştiği, sanığın görev tanımı gözetildiğinde, revirle ilgili herhangi bir görevinin bulunmadığı, istirahat raporu verilmeyen ve Askeri Hastaneye sevk edilmeyen öleni emir komuta zinciri içerisinde üstlerinin talimatına uyarak eğitimlere katılmasını devam ettiren bölük çavuşu olan sanığın meydana gelen ölüm olayından sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla, bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Sivas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY YAZISI Olayımızda; sanığın ... Komutanlığında acemi birliğinde eğitim çavuşu olarak görev yaptığı, vatani vazifesini yapmakta olan müteveffa ...'nın ise, acemi er olarak 14.03.2011 tarihinde birliğe katıldığı, yemin törenine gelen babasının tespiti üzerine 26.03.2011 tarihinde solunum sıkıntısı şikayetiyle ... müracaat ettiği, yapılan muayene sonucu bronşit teşhisi konularak ilaçlı tedavi önerisiyle taburcu edildiği, reçete edilen 10 adet egilozin enjeksiyonun üçünü birlik revirinde yaptıran ...'nın, 06.04.2011 tarihinde kabus görme, ses kısıklığı, kalbinde sıkışma şikayetleriyle birlik revirine başvurduğu, revir doktoru tarafından kendisinin Askeri Hastanenin psikiyatri kliniğine sevk edildiği, burada genel durumu bozuk olan hastanın herhangi bir polikliniğe yönlendirilmeksizin ertesi gün kıta anket formu ile yeniden gelmesinin söylenilerek gönderildiği, ertesi gün durumu kötüleşen ...'nın revirde yapılan muayenesinde tansiyon ve nabızının yüksek olduğunun anlaşılması üzerine enjeksiyon yapılıp Askeri Hastaneye sevkinin sağlandığı, hastanın Hastane kapısına geldiğinde bayıldığı ve yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak abseleşen lobüler pnömoni neticesinde öldüğü anlaşılmıştır. Ölenin revirde görevli doktor tarafından muayene edildiği, ölene istirahat raporu verilmediği, ayrıca Askeri Hastaneye ilgili branş dalına sevkinin sağlanmadığı ve muayene eden doktor hakkında taksirle öldürme suçundan verilen mahkumiyet kararının Dairemizin 25/06/2015 tarihli, 2014/19953 Esas ve 2015/11961 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği izlenmiştir. Sanığımızın 5. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığında acemi birliğinde eğitim çavuşu olarak görev yaptığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinde, görev yapan askerlerin sağlığının nasıl korunacağı bununla ilgili ve sorumlu birim ve amirler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Sağlık hizmetleri ve yürütülmesi Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 57- 70 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bunun yanında Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği konunun hassasiyetini gözönüne alarak ayrıntılı bir düzenlemeye gitmiştir. Örneğin, Yönetmeliğin 13. maddesinde “Amir maiyetinden mutlak bir itaat beklemeğe ve istemeğe haklıdır. Amir de maiyetinin şeref ve haysiyetlerini, sağlığını ve özlük haklarını gözetmeğe mecburdur.” Yönetmeliğin 271. maddede “Silâhlı kuvvetler sağlık teşkillerinin esas vazifesi askerlerin fizik ve moral durumlarını yakından takibetmek ve elde mevcut sağlıkla ilgili mevzuata istinaden koruyucu tababetin tatbikini sağlamaktır. Bu hizmetin yürütülmesinden kıta kumandanları veya âmirleriyle bunların tabipleri sorumludur.” hükmüne yer vermiş devamında da sağlık hizmetleriyle ilgili tüm detaylar sayılmıştır. Sanığımızla meydana gelen ölüm olayı arasında illiyet bağınının kurulabilmesi için İç Hizmet Yönetmeliğinin kıtalarda görev yapan çavuşlara yüklediği görevlerin bilinmesi gereklidir. Yönetmelikte bu husus ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Söyle ki; Madde 368 - Çavuş, kumandanı olduğu birliğin âmiridir. Bunu yetiştirmek, sevk ve idare etmekle mükelleftir. Emrinde bulunan daha küçük birliklere ait vazifelerin takibinden zamanında ve pürüzsüz yapılmasından ve disiplinin korunmasından mesuldür. Madde 369 - Çavuş, kendi birliğinde, (silâh, cephane, âlet, seferi eşya ve vasıta olarak) sınıf ve teşkilâtın icabı neler varsa hepsinin bakımından ve korunmasından mesul olduğu gibi bunların bulundukları yerlerde temizlik ve düzgünlüğün teminine, bütün erlerin sıhhatlerinin korunmasına, elbise ve çamaşırlarını temiz tutmalarına, hayvanların bakılmasına dikkat eder ve fırsat bulduğu zamandan istifade ederek bu hususlara dair ders verir. Hükümlerine yer vermiştir. TSK İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği komuta kademesinin ilk basamağında onbaşı ve çavuş olarak ünvanlandırılan eratları göstermiştir. Çavuş komutanı olduğu birliğin amiridir. Öyleyse astı konumunda olanların her türlü sorunuyla ilgilenmek, karşılaştığı sorunları üst amirlere bildirmek ve gerekli önlemleri geciktirmeden almakla yükümlüdür. Olayımızda; eğitim çavuşu olan sanık, sürekli komutası altındaki acemi erlerle birlikte hareket etmekte, tüm faaliyetler onun denetimi ve gözetimi altında yürütülmektedir. Aksayan veya çözülmesi gereken sorun gördüğünde sıralı amirleri uyaracak olan da eğitim çavuşu olan sanıktır. Sanığın, ölenin ayakta durmakta zorlanacak kadar hasta olduğunu, tedavi gördüğünü, ağır öksürük krizlerine girdiğini, göğüs kısmında ağrı olduğunu, nefes darlığı olduğunu, ölenin öksürüğünün koğuştaki askerleri rahatsız ettiğini, eğitimde hep geri kaldığını, yemek yemekte bile zorlandığını bildiği ya da bilmesi gerektiği açıktır. Çünkü; bu TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 369. maddesiyle çavuşuna verilmiş bir görevdir. Bu durumların sanık çavuş tarafından bilindiği de tanık beyanlarıyla açıklığa kavuştur. Sanık birliğinin amiri olarak ölenin sağlık durumunu izlememiş, ağır bir hal alan sağlığıyla ilgili olarak üst amirlere derhal bilgi iletmemiş, maiyetinin sağlığını koruyamamıştır. Çavuş görev tanımında yer alan hususların yerine getirilmesinde özenli davranmayarak, istemediği halde ölüme yol açmıştır. Bu davranışıyla sanık TCK m. 22/2’de izah edilen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen sonucu öngörülmeyerek gerçekleşmesine yol açmıştır. Buna göre sanık, genel olarak, istenen bir davranışın istenmeyen sonucundan yani ölümden sorumlu tutulmalıdır. Yukarıda izah edildiği üzere; sanığın dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı davranarak bir kişinin ölümüne yol açtığı, sanığın davranışıyla ölüm arasında illiyet bağının bulunduğu değerlendirildiğinden; sanığın görev tanımı da gözetildiğinde, revirle ilgili herhangi bir görevinin bulunmadığı, istirahat raporu verilmeyen ve Askeri Hastaneye sevk edilmeyen öleni emir komuta zinciri içerisinde üstlerinin talimatına uyarak eğitimlere katılmasını devam ettiren bölük çavuşu olan sanığın meydana gelen ölüm olayından sorumlu tutulamayacağı gerekcesiyle sanığın beratine hükmeden mahkeme kararının bozulması yerine onanması yönünde karar veren çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/5354, K. 2025/5702, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-5354-e-2025-5702-k-b92e4118a304