Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/5007 E. 2023/3893 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2020/5007
Karar No
2023/3893
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/268 E., 2016/419 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Birecik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli 2015/268 Esas, 2016/419 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 18.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.09.2020 tarihli ve 2016/270065 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteminin sanığın kusur durumuna itiraz ettiği, dosya kapsamında alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğine, sanık hakkında verilen cezanın asgari hadden uzaklaşılarak fazla ceza verildiği, sanık hakkında lehe hükümlerin değerlendirilmediği, adli para ceza miktarını ödeyemeyecek sosyal ve ekonomik durumdaki sanık hakkında paraya çevrilme hükümleri lehe hükümler olarak değerlendirilemeyeceği, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.09.03.2015 tarihi saat 03:45 sıralarında ... Mahallesi D-400 Devlet karayolunda otoban Birecik Gişesi katılımını geçince 4 km de sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetiyle, Birecik istikametinden Suruç istikametine doğru sağ şeritte seyir halindeyken önündeki aracı sollamak için sola doğru manevra yaptığında direksiyon hakimiyetini kaybederek, 32 metre fren izi yaptıktan sonra yolun sol tarafındaki tarla kenarındaki toprak yükselti alana çarpması ve çarpma noktasından yaklaşık 7 metre sonra aracın durması sonucu aracın ön yolcu koltuğunda yolcu olan Suriye uyruklu kişinin sıkışarak ölmesi ile sonuçlanan trafik kazası meydana gelmiştir. 2. Yol kenarında keskin virajın, kaza yerinde sollama yapılamaz anlamına gelen devamlı düz yol çizgilerinin bulunduğu, kaza yerine yakın sollama yapılamaz trafik levhasının ve sola keskin viraj levhasının olduğu, zemin kuru ve asfalt, havanın açık, kazanın gece vakti gerçekleştiği, sanığın 32 metre fren izi ile yapılan hesaplama ile sanığın aracıyla 70 km hızla gittiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. 3. Kaza tespit tutanağına göre; 27 F 0115 sürücüsü sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca sürücülerin hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlal ettiği tespit edilmiştir. 4. Mahkemede keşfen alınan trafik bilirkişi raporunda: sanığın 2918 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca sürücülerin hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlal ettiği, 54 üncü maddesinin (b) fıkrasının birinci bendi uyarınca geçmenin herhangi bir trafik işaretiyle yasaklandığı yerlerde geçmenin yasak olduğu kuralını ihlal ettiği birinci derecede asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 5. Adli Tıp Kurumunun 20.11.2015 tarihli raporunda sanığın meskun mahal dışında müteyakkız seyretmediği, mahal ve zemin şartlarını dikkate almadan süratli seyrettiği, sol şeridin boş olduğuna emin olmadan sollama teşebbüsünde bulunmakla olayın oluş şekli ve dosya içerisindeki tüm veriler de dikkate alındığında kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 6.Yapılan otopsi raporunda kişinin ölüm sebebinin kafa travmasına bağlı beyin kanamasına bağlı olduğu tespit edilmiştir. IV. GEREKÇE 1.5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak bir kişinin ölmesine neden olan sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşılarak sanık müdafiinin temyiz istemine ilişkin hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Kaza tespit tutanağı, keşfe binaen tanzim olunan bilirkişi raporunun, Adli Tıp Kurumu raporunun oluş ve dosya kapsamının birbiri ile oluş ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, denetime elverişli, yasal dayanağa haiz ve yeterli olduğu, dava konusu kazaya neden olan kamyonetin sürücüsü sanığın asli kusurlu olduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Sanık hakkında verilen cezanın süresi itibari ile erteleme hükümlerinin uygulanamayacağı, cezanın süresi ve zararın giderilmemiş olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılamayacağı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı halinde adli para cezasına çevrilebileceği, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin, sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılarak sanık hakkında ''sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki davranışları ve suçun işlenmesindeki özelliklerine göre'' şeklindeki yasal gerekçe ile 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanık hakkında verilen cezanın süresi itibariyle diğer lehe hükümlerin uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 6. Birecik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli 2015/268 Esas, 2016/419 Karar sayılı kararında sanık hakkında neticeten verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının adli paraya çevrilmesi esnasında hesap hatası yapılarak, tam gün 910 gün yerine 900 gün olarak hesaplanması sebebiyle, sonuç para cezasının 18.200 TL yerine 18.000TL olarak eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Birecik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli 2015/268 Esas, 2016/419 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/5007, K. 2023/3893, T. 11.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2020-5007-e-2023-3893-k-cf4eaee4dcb2