Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/1627 E. 2024/22 K. – Özel Hayatın
Konu: Özel Hayatın Gizliliğini İhlal
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/1627
- Karar No
- 2024/22
- Karar Tarihi
- Konu
- Özel Hayatın Gizliliğini İhlal
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2016 tarihli ve 2016/31 Esas, 2016/526 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 134 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.06.2020 tarihli Tebliğname ile sanığa isnat edilen eylemin 5237 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen müstehcenlik suçunu oluşturduğu ve ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı saklı tutularak bu suçtan sanığın cezalandırılması için hükmün bozulması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2021/10383 Esas, 2022/10779 Karar sayılı bozma kararına konu olan ve katılan mağdur ...'e karşı şantaj, çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile yargılanan ve şantaj ve değişen suç vasfına göre reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarından mahkumiyete, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraate dair Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinin 04.11.2015 tarihli ve 2015/33 Esas, 2015/109 Karar sayılı karar ile ihbar üzerine başlanılan soruşturma üzerine sanığın, katılan ...'e ait çıplak görüntüleri facebook adlı internet sitesinde yayınladığı ve katılanın arkadaşı olan tanık Gizem'e whatsapp adlı uygulama üzerinden gönderdiği iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında mahkemece sanığın eylemleri sabit görülerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanığın katılana ait çıplak görüntüleri facebook adlı internet sitesinde yayınladığı ve kayden 20.09.1997 doğumlu olup suç tarihinde 17 yaşında olan tanığa göndermesine konu olayda; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2015 tarihli ve 2014/14-603 Esas, 2015/66 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; katılanın cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntülerini, onun bilgisi dışında ifşa edilmesi eyleminde 5237 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yanı sıra toplumun sahip olduğu ortak ar ve haya duygularını, yerleşik edep kurallarını incitici ve genel ahlâka aykırı nitelikteki kayden 01.04.2000 doğumlu olup suç tarihinde 14 yaşında olan katılana ait müstehcen görüntünün ifşa edilmesi nedeniyle aynı Kanun'un 226 ncı maddesinin beşinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme şekilde müstehcenlik suçunun da oluştuğu, bir fiili ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi gereğince, daha ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan cezalandırılması, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. 2. Kabul ve uygulamaya göre de; Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun aynı Kanun'un 139 uncu maddesi gereğince şikayete tabi olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince uzlaşmaya tabi olduğu, soruşturma aşamasında usulüne uygun uzlaştırma işlemi yapılmadan kamu davasının açıldığı, mahkemenin de belirtilen eksikliği gidermediği anlaşılmakla, 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür. 3. Mahkemece; sanığın sosyal ilişkileri, suça temayülü, suçun işlenmesindeki özellikler gereği dosya kapsamına yansıyan kişilik özellikleri ile pişmanlık göstermemesi, yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşmaması nedenleriyle sanık hakkında erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müesseselerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanun'un üçüncü maddesinin birinci fıkrası gereğince işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan (1 ve 2) numaralı nedenlerle Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2016 tarihli ve 2016/31 Esas, 2016/526 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi gereğince ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının SAKLI TUTULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.