Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/26 E. 2026/4321 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/26
- Karar No
- 2026/4321
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1051 Esas, 2025/1718 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/225 E., 2025/104 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin yaş meyve sebze ithalatı, ihracatı, alım ve satımı işiyle, davalı şirketin ise uluslararası, gemi ile konteyner ve yük taşımacılığı işiyle iştigal ettiğini, müvekkili şirketin Kenya ülkesi Nairobi kentinde kurulu ... Ltd. ünvanlı şirketten iki konteyner avokado ithalatı/satın alınması için anlaşmaya vardığını, dava dışı satıcı şirketin taşıma için yine davalı şirket ile anlaştığını, sözleşme ile taşıma bedelinin ödeme yükümlülüğü teslim anında müvekkili tarafından gerçekleştirilecek şekilde tarafların anlaşmaya vardığını, faturalar, konişmento ve özellikle taşıma sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere; davalı tarafından iki konteyner ürünün en geç 17.04.2023 tarihinde Kenya’dan gemi ile yola çıkışı ve en geç 09.05.2023 tarihinde yani 22. gün Mersin Limanına tesliminin taahhüt edildiğini, ürünlerin 13.04.2023 tarihinde Kenya’dan yola çıktığını ancak taahhüt edilen 09.05.2023 tarihinden de bir ay sonra yani 09 Haziran 2023 tarihinde Mersin Limanına ulaştığını, 10 Haziran 2023 tarihinde konteynerin tahliyesinin yapıldığını, bu süre zarfında taşınan ürünlerin de doğal olarak bozulduğunu, ürünün gecikmesi ve benzeri tüm bu hususların anlık olarak davalı şirket yetkilisine ve ilgili departman çalışanlarına iletildiğini, ürünlerin daha Mersin Limanına gelmeden önce bozulacağı öngörüldüğünden davalı şirketin de kendilerinin ... isimli bir firmadan sörveyör tayin ettiklerini, konternerlerin açılmasına ve diğer işlemlere nezaret edeceklerini bildirildiğini ve nihayetinde konteynerlerin 09.06.2023 tarihinde Mersin Limanına gelmesinden itibaren imhasına kadar olan sürecin davalı tarafından da takip edildiğini, bozulan ürünlerin ilgili gümrük tarafından ithalat işlemi tamamlattırılmayarak incelemeye alındığını, numuneler üzerinde yapılan laboratuvar analizleri sonucunda ürünlerin bozulduğu ve Türkiye’ye girişine izin verilemeyeceği, mahrecine iade, başka ülkeye gönderme ya da imha yönünde karar verildiğini, 08.06.2023 tarihinde yani konteynerler limana gelmeden bir gün önce müvekkilinden 17.414,00 USD taşıma ücreti, konteynerler için 4.000,00 USD depozito ücreti talep ve tahsil ettiğini, müvekkilinin bu bedellerin ödenmemesi taleplerinin ürün indirilmez tehdidiyle reddedildiğini, geçen süreçte müvekkili tarafından ürünlerin imhası ve liman ücretlerinin davalı şirket tarafından ödenmesinin talep edildiğini, ancak bu talebe de yanaşılmadığını, bu ödemelerin de taraflarından yapılmak zorunda kalındığını, müvekkilinin zararının tazmin edilmediğini, davalı şirketin bu süreçte demuraj faturaları tanzim ettiğini, ancak daha sonra davalı şirketin talebi üzerine navlun bedellerine ve demuraja dair faturaların iadesi için iade faturaları dahi düzenlendiğini, davalı şirkete gönderildiğini, davalının hiçbir ödeme yapmadığını hatta depozitoyu bile iade etmediğini, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketin bu kez de haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, konişmentoda ya da taşıma sözleşmesinde bir yetki anlaşması bulunmadığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davalının İstanbul Anadolu Adliyesi 2. İcra Müdürlüğünün 2023/34928 E. sayılı icra takip dosyasındaki borca itirazının iptali ile takibin devamına, haksız itiraz sebebiyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin acenteliğini yaptığı ... S.A tarafından dava konusu taşıma ile ilgili olarak düzenlenmiş olan konişmentolarda, “işbu konişmento tahtında taşıyana karşı doğan tüm talepler ve uyuşmazlıkların Marsilya Ticaret Mahkemeleri tarafından başkaca hiçbir ülke mahkemesinin yetkisi olmaksızın münhasıran çözüme kavuşturulacağı” hususunun öngörüldüğünü, Marsilya Mahkemelerinin münhasır yetkisinin kabul edildiğini, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 40. maddesi uyarınca, yabancılık unsuru taşıyan davalarda, Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin, iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarıyla belirlendiğini, ... S.A.’nın ticari merkezinin de Marsilya, Fransa’da olduğu, Türkiye’de daimi bir ikametgahı bulunmadığını, bu nedenle, iç hukukun yetki kurallarını belirleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 6/1 hükmü uyarınca da, taşıyan/donatanın ikametgahı mahkemesi olan Marsilya Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, davacı ile malların satıcısı olan şirket arasında akdedilen satım sözleşmesi müvekkiline tebliğ edilmediğini, mal bedelinin davacı tarafından satıcıya ödenip ödenmediğinin ve malın hasar ve yararının davacı alıcıya geçip geçmediğinin davacının ticari defterlerinin incelenmesi sureti ile tespit edilmesi ve irdelenmesi gerektiğini, dava konusu konişmentonun 30. no.lu klozunda, işbu konişmento tahtında doğan ihtilaflar bakımından Fransız hukukunun uygulanacağı kararlaştırıldığını, dolayısı ile derdest dava bakımından Fransız hukukunun uygulanması gerektiğini, konişmentoda öngörülen süre içerisinde, usulüne uygun olarak taşıyan veya taşıyanın tahliye limanı acentesine hasar ihbarında bulunulduğunun ispatlanmadığını, oysa konişmentoda yer alan 7 numaralı kloz uyarınca, en geç malların teslim tarihinde, hasarın yazılı olarak taşıyana bildirilmesinin zorunlu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1185. maddesindeki düzenlemenin de konişmentodaki düzenleme ile aynı mahiyette olduğunu, davacının sigortalısının bu ihbar yükümünü yerine getirdiğinin kanıtlanmadığını, davacının iddia ettiği hasarların davalının kusuru sonucu meydana geldiğinin ispatlanamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın ...'ya ait, ... ve ... numaralı konişmentolar tahtında ... isimli gemi ile Mombasa Limanından, Mersin Limanına yapıldığı, konişmentonun taşıyıcı ... adına acente sıfatıyla ... Ltd. tarafından imzalandığı, bu durumda taşıyanın yabancı bir şirket olup taşımanın yurt dışından yabancı bayraklı gemi ile yapılmış olması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun arka sayfasında "Yetkili Mahkeme" başlıklı 31. bölümünde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin Marsilya Ticaret Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı, uyuşmazlık taşıma sözleşmesinden kaynaklandığından Türk mahkemelerinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığının anlaşıldığı, konişmentoda taşıyan sıfatıyla davalı ... unvanı yer almakta olup konşimentonun taşıyanın yurt dışı acentesi tarafından taşıyan adına düzenlenip imzalandığının görüldüğü, taşıyanın Türkiye acentesinin konişmentonun düzenlenmesine aracılık ettiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığından TTK'nın 105/2 hükmü düzenlemesine göre dava konusu olayda Türk mahkemelerinin münhasır yetkili olduğundan söz edilemeyeceği, davacı şirketin konişmentoda consignee/ gönderilen olarak yer aldığı, TTK'nın 1237. maddesine göre taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkide konişmento hükümleri esas alınacağından davacı gönderilenin konişmentoyu ibraz ederek yükü teslim aldığı takdirde konişmentodaki yetki şartının davacı açısından bağlayıcı hale geleceği, Mersin Gümrük Müdürlüğünden dosyaya celb edilen bilgi ve belgelerden yükün iddia edildiği şekilde imha edildiğinin anlaşıldığı, davacı vekilinin bozuk olan yükün teslim alınmadığını, bu nedenle konişmentonun davacı gönderilen tarafından kullanılması söz konusu olmadığından yetki şartının kendilerini bağlamayacağını beyan ettiğini, davalı vekilinin ise, davacının ibraz ettiği orjinal konişmentolar tahtında Mersin Limanında yükü teslim aldığını, bu nedenle konişmentodaki yetki klozunun davacıyı bağlar hale geldiğini belirterek 27.12.2024 tarihli dilekçesi ekinde "yük teslim talimat formunu" dosyaya ibraz ettiği, incelenen 12.06.2023 tarihli, ... no.lu yük teslim onay belgesinde davacı şirket adına ... ile ... Deniz Acenteliğinin imzasının bulunduğu, yük teslim talimat formu, konişmentonun taşıyana veya acentesine ibrazı halinde düzenlenen bir belge olduğundan iş bu dosya da davacı her ne kadar bozulan yükü fiilen teslim almamış olsa da konişmentoyu söz konusu belgenin düzenlenmesinde kullandığından konişmentodaki yetki şartının kendisi açısından bağlayıcı olduğu, bu doğrultuda konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşıma sözleşmesinin konşimentoya göre ifa edilerek yükün alıcısına teslim edildiği, konşimentodaki tüm şartların davacı açısından da bağlayıcı olduğu, davalı yönünden taraflar arasındaki yetki şartının HMK'nın 18/2 hükmü kapsamında ve MÖHUK'un 47/1 hükmüne göre geçerli bulunduğu, yetkili mahkemenin geçerli şekilde belirlendiği, yetki şartında öngörülebilirlik koşulunun gerçekleştiği, konişmentodaki yetki şartının yazılı, açık ve belirli olması nedeniyle geçerli olduğu, davanın yetki sözleşmesi gereği Marsilya Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, deniz yolu ile gerçekleştirilen taşıma sırasında yükün zayi olması nedeniyle oluşan zararın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.