Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7116 E. 2026/4313 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7116
- Karar No
- 2026/4313
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1151 Esas, 2025/1408 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/356 E., 2025/514 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün sicil numarasında kayıtlı ....Şirketi ... ve Ortağı ünvanlı şirketin tasfiyesinin amacına uygun yapılmadığını, şirket lehine malvarlığı bulunduğu anlaşıldığından 2009 yılında bu şirketin mahkemece ihyasına karar verildiğini, şirket temsilcisinin vefatı ile organsız kalan şirkete yeni bir temsilci seçmek üzere 09.03.2024 tarihinde genel kurul toplantısı yapılarak 80/100 paya sahip ortakların oyu ile ...'in şirket temsilcisi seçildiğini, müvekkilinin 09.03.2024 tarihli genel kurul kararını ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne götürdüğünü, şirket temsilcisi olarak kendisinin ticaret sicilde tescil edilmesini talep ettiğini ancak genel kurul kararının tüm şirket ortaklarının oybirliğiyle alınması gerektiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından açılan davada şirket temsilcisinin seçimine ilişkin kararın tüm şirket ortaklarının oybirliğiyle alınmasına gerek bulunmadığına, oy çokluğuyla alınan kararın geçerli olduğuna hükmedildiğini, mahkeme kararını alan müvekkilinin 18.03.2025 tarihli dilekçe ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurarak kendisinin şirket temsilcisi olarak ticaret sicilde tescil edilmesini istediğini, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ise 16.04.2025 tarihli kararı ile kararın tüm şirket ortaklarının oybirliğiyle alınması gerektiği gerekçesi ile tescil taleplerinin reddedildiğini, şirket temsilcisi seçimine ilişkin 09.03.2024 tarihli genel kurul kararının mahkemeye göre hukuken geçerli olduğunu, mahkemenin hukuken geçerli dediği bir kararı, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün geçersiz sayamayacağını, davacının hakkının varlığı, şirket temsilcisi seçiminin hukuka uygun olduğu, mahkeme kararı ile belirlenmiş olmasına rağmen, mahkeme kararında bu hususun Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, şeklinde bölüm yok diyerek tescil taleplerinin reddedilmesinin, "özü şekle feda etmek" anlamına geleceğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ret kararının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, taleplerinin sadece şirket temsilci değişikliğinin tescil edilmesi olduğu halde, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 09.03.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan diğer kararlar konusunda da inceleme ve yorum yapıldığını, genel kurulda alınan diğer kararların tescili taleplerinin bulunmadığını ileri sürerek ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 16.04.2025 tarihli kararına karşı vaki itirazlarının kabulüne, ...’in şirketin tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar ve süresiz olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili temsilci olarak atanmasına ilişkin 09.03.2024 tarihli genel kurulda bu konuda alınmış 1 numaralı kararın Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, 09.03.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 1 numaralı karar dışındaki diğer kararlar için tescil taleplerinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; davacı tarafından tescili talep edilen genel kurul toplantısında, şirketin temsilcisi ...'nun 18.05.2023 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle şirket ortağı ...'in süresiz olarak müdür atanmasına, her konuda şirketi temsil etmesine karar verildiğini, 16.04.2025 tarihli ret kararında da belirtildiği üzere Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 4. fıkrasının; "tescil edilmiş olgularda meydana gelen değişiklikler de tescil edilir. Tescilde ortaklar kurulu kararının 'noter onaylı' örneğinin ibrazının zorunlu olduğu ve şirket sözleşmesindeki değişikliklerde ise değişen yeni şeklinin kararda veya kararın ekinde gösterilmesi gerektiği şeklinde düzenlendiğini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 218. maddesinde kollektif şirketlerde yönetim (idare) yetkisinin düzenlendiğini, yönetim ve temsil yetkisinin birbirinden ayrı kavramlar olduğunu, yönetim, ortaklık adına karar alma sürecini; temsil ise ortaklık adına üçüncü kişilerle işlemler yapılmasını ifade ettiğini, dolayısıyla yönetimin iç ilişkiye, temsilin dış ilişkiye dair yetkiler içerdiğini, kollektif şirketlerde tüzel kişilik adına üçüncü kişilerle işlemler yapılmasını ifade eden temsil hususunun ise TTK'nın 233. maddesinde düzenlendiğini, yine Kanun'un 213. maddesinde kollektif şirket sözleşmesinde bulunması gereken zorunlu kayıtların belirtildiğini, 213. maddenin birinci fıkrasının f) bendinin aynen; "şirketi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları, bunların yalnız başına mı yoksa birlikte mi imzaya yetkili oldukları," şeklinde düzenlendiğini, bahsedilen yasa maddeleri gereğince kollektif şirketlerde şirketi temsile yetkili kişi/kişilerin bilgilerinin ana sözleşmede yer almasının zorunlu unsurlardan olduğundan temsilci değişikliğinde, yeni temsilci atanmasında şirket ana sözleşmesinin de değiştirilmesi gerektiğini, şirket ana sözleşme değişikliği gerektiren hususlarda ise Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 66.maddesi gereği değişen yeni şeklin kararda veya kararın ekinde gösterilmesi gerektiğini, tescili talep edilen 09.03.2024 kararda ise Kanun ve Yönetmelik ile belirlenen söz konusu unsurların bulunmadığını, bununla birlikte, TTK'nın 226. maddesinin ikinci fıkrasının; "şirket sözleşmesinin her ne şekilde olursa olsun değiştirilmesine ilişkin kararlar oybirliği ile diğer kararlar ise kanunda veya şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa ortakların çoğunluğunun oylarıyla verilir" şeklinde düzenlendiğini, 3. fıkrasında ise; "oybirliği" şirketteki ortakların tümünün, çoğunluk şirketteki ortakların salt çoğunluğunun olumlu oylarıyla alınması gereken kararları ifade ettiğinin belirtildiğini, şirketi temsile yetkili kişilerin ad ve soyadları, bunların yalnız başına mı yoksa birlikte mi imzaya yetkili oldukları kollektif şirket ana sözleşmesinde bulunması gereken zorunlu unsur olup ana sözleşme değişikliği gerektiren (temsilci değişikliği/yeni temsilci atanması) hususlarında da Kanun'un 226. maddesi gereği oy birliği ile alınması gerektiğini, tescili talep edilen 2024/1 sayılı 09.03.2024 tarihli kararın incelenmesinde tüm ortakların toplantıya katılmadığını, oybirliği ile karar alınmadığının tespit edildiğini, kanun ile aranan nisaba uygun olarak alınmayan kararın tescil ve ilanı mümkün olmadığını, müdürlükleri tarafından verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu kollektif şirketin vefat eden temsilcisinin esas sözleşme tadili suretiyle belirlendiği, esas sözleşmeyle belirlenen şirket yöneticisinin vefatı sonrasında şirketin yeni temsilcisinin esas sözleşmeye uygun olarak yine esas sözleşme değişikliğiyle ve ortakların oybirliğiyle alınacak bir kararla belirlenebileceği, esas sözleşmeyi düzenleyen ortakların oybirliğiyle karar almak suretiyle belirledikleri şirket temsilcisi seçimiyle şirketin idaresinde oybirliğiyle seçilme şartını koştuklarının kabulü gerektiği, zira şirket ortaklarının diledikleri takdirde esas sözleşmede bir yönetici göstermeyip esas sözleşmenin düzenlenmesinden sonra kendi aralarında oy çokluğuyla da bir temsilci belirleyebilecekleri halde bu yola gitmeyip de esas sözleşmeyle temsilci belirlemeleriyle iradelerinin oybirliğiyle seçilecek ortağın şirket temsilcisi olarak görev yapması yönünde olduğunun kabulü gerektiği değerlendirildiğinden TTK'nın 32. maddesi uyarınca ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün tescil talebinin reddine karar vermesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinde ve davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.