Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/33 E. 2026/4332 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/33
Karar No
2026/4332
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1470 Esas, 2025/1864 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/251 E., 2023/250 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ülke genelinde batarya ve çeşitli telefon aksesuar ürünleriyle öncü firmalardan olduğunu, müvekkili şirketin hem kendi internet sitesi üzerinden hem de çeşitli platformalar aracılığıyla online satış yaptığını, davalı şirketin ise yer sağlayıcı olarak kurmuş olduğu internet sitesi üzerinden tüketicilerden memnun kalmadıkları her türlü iş, alışveriş ve hizmet için şikayet oluşturabilecekleri bir düzen oluşturduğunu, tüketicilerin genel olarak yapmış oldukları alışverişlerin hem satış öncesi hem de satış sonrası hizmetlerinden, ürünlerden her türlü şikayetini veya yaşamış oldukları olumsuz deneyimlerini ve çözümlenmesini istedikleri sorunları markaya iletmek yerine ... sitesine ilettiğini, şikayet sitelerini işleten şirketlerin, kendi web sitesinde diğer ticaret şirketlerinin ünvanları, markaları gibi ayırt edici işaretlerini hak sahiplerinden izin almaksızın kullandığını, söz konusu şikayet sitelerinin, hedef kitle tarafından kolaylıkla görülen bu marka veya ünvanlar altında şirketler veya bunların ürünleri hakkında şikayet yazılmasına ortam hazırladığını, müvekkili şirketin beş yıldan fazla süredir davalının üyelik sözleşmesine dahil olmak durumda kaldığını, 10.11.2021 tarihinde davalıya gönderdikleri ihtarnameyle site üzerinde ücret karşılığı kullandırılmaya çalışılan tüm yetki ve ayrıcalıkların haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle ücretsiz kullanım hakkının talep edildiğini, davalının bu taleplerini reddettiğini, davalının üye olanlarla üye olmayanlara yaptığı farklı uygulamaların haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, men'ine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yer sağlayıcısı olduğu platformda tüketicilerin sorunlarını ifade etmelerine imkan tanırken, hiçbir firmanın da kasten zarara uğratılmasına aracılık ve müsaade edilmediğini, bir kişinin şikayet yazabilmesi için öncelikle gerçek bir telefon numarası bildirmesi gerektiğini, zira bu telefon numarasına gönderilen doğrulama kodu girilmeden hiç kimsenin şikayet yazamadığını, böylece şikayet yazan kişinin gerçek kimliği kolayca tespit edilebilirken, her önüne gelenin istediği gibi şikayet yazmasının da önüne geçilmiş olunduğunu, şikayet yazandan hakkında şikayet yazdığı firmanın müşterisi olduğunu kanıtlamasının istendiğini, buna ilişkin herhangi bir belge ibraz edemeyen şikayetçinin şikayetinin de kaldırıldığını, aslında bu uygulamayı davacı firmanın da gayet iyi bildiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayet, eleştiri ve ifade özgürlüğü hakkının, anayasal haklardan olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ile korunan kişilik hakkına saldırı olmaksızın, bu hakkın kullanılmasının engellenemeyeceği dikkate alındığında, davalı tarafça "..." sitesinde tüketicilerce bildirilen muhtelif şikayetlerin yayınlanmasının başlı başına haksız rekabet olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmadığı gibi, taraflar arasında üyelik sözleşmesinin bulunma zorunluluğunun da bulunmadığı, davacının 04.07.2022 tarihli dilekçesiyle haksız rekabet oluşturduğunu iddia ettiği eylemleri tek tek açıkladığı, davalı tarafta yapılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davacının iddiasının aksine, hakkında yazılan şikayetlere doğrudan cevap verebildiği, yazılan şikayetlerin davacıya iletildiği ve açıklama yapma imkanı verildiği, ücretli ve ücretsiz üyelik tipleri ile cevap verme sürelerinin uzaması ya da kısalması arasında teknik anlamda bir korelasyon/bağlantı kurulamadığı, böylelikle, davalının haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin bulunmadığı, dava konusu internet sitesindeki içeriklerde tüketicilerin almış oldukları hizmetlerle ilgili karşılaştıkları olumsuzlukları ve sorunları belirttikleri, bu durumun ifade özgürlüğü kapsamında olduğu ve bu özgürlüğün kullanımı adına yapılan yazışmaların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) uyarınca kötüleme yoluyla haksız rekabet teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça, dava ve 04.07.2022 tarihli dilekçelerinden anlaşılacağı üzere davalı tarafın yer sağlayıcısı olduğu internet sitesinde ücretli üyelerin şikayetçilerin kimlik ve iletişim bilgilerini kendilerine açılan panelde görebildiği ve şikayetlere doğrudan cevap yazabildiği, davalı tarafça ücretli üyelere tanınan bu avantajların haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüşse de; bizzat davalının söz konusu internet sitesi üzerinden inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda da detaylı şekilde açıklandığı üzere, davacının iddialarını ispatlayamadığı, davacının ücretli üye olmadığı dönemde hakkındaki şikayetlere cevap verebildiği, davacıya hakkında yapılan şikayetlerin ve şikayet edenin kimlik ve iletişim bilgilerinin bildirildiği, davacıya davalı tarafından gönderilen 26.11.2021 tarihli e-mail içeriğinde de davacı tarafça iddia edildiği gibi ücretli üyelere avantaj sağlandığına dair bir beyan bulunmadığı, diğer yandan davalı şirketin yer sağlayıcı olması nedeniyle yayınlanan içeriği kontrol etme veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüklerinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Her ne kadar ilk derece mahkemesince davalının haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı vekili tarafından 01.04.2022 tarihli dava dilekçesinde, "Üyelik sonrası ise bu şirketler, doğrudan hemen cevap verebilmekte ve hatta bu şikayetlerden "önceden haberdar" edilerek yayım öncesi editoryal açıdan fikirleri dahi alınmaktadır. Böylece şikayet siteleri, üye olan hedef şirketlere şikayetleri önceden denetleme imkanı sunmaktadır." şeklinde beyanda bulunularak, davalı şirkete üye olan dava dışı şirketlerin şikayet yayınlanmadan önce haberdar edildiklerini, bu şekildeki davranışın da haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

Mahkemece bu konuda hiçbir inceleme yapılmaksızın, sadece davacının diğer beyanları değerlendirilerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda şikayet yayınlandıktan sonraki aşamalara ilişkin değerlendirme yapılmak suretiyle yazılı şekilde haksız rekabet teşkil eden bir eylem bulunmadığına karar verilmesi doğru olmamıştır.

Zira Dairemiz 05.02.2025 tarih, 2024/1748 E., 2025/560 K., 16.06.2025 tarih, 2024/6592 E., 2025/4126 K., 17.06.2025 tarih, 2024/6641 E., 2025/4196 K., 15.10.2025 tarih, 2025/1081 E., 2025/6270 K. sayılı kararlarında, davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan şirketlere verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmalarını haksız rekabet olarak kabul etmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere, Dairemizin emsal kararları ve istikrar kazanan uygulaması dikkate alınmak suretiyle, somut olayda haksız rekabet bulunup bulunmadığının denetime elverişli şekilde ve açıkça ortaya konması gerekirken, bu husus değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/33, K. 2026/4332, T. 07.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-33-e-2026-4332-k-9bb52ef2e468