Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7085 E. 2026/4613 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7085
Karar No
2026/4613
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1351 Esas, 2025/1018 Karar vekili Avukat ... HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2012/18 E., 2023/42 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasının vefatı ile tüm malları idare etmek üzere kardeşine verdiği ancak, sonradan azlettiği vekâletname kötüye kullanılarak, aralarında hiçbir ticari ilişki bulunmamasına rağmen müvekkilinin kardeşinin davalı şirketin hisselerinin de sahibi olan yakın arkadaşı ile birlikte hareket ederek azil tarihinden öncesini kapsayacak şekilde, müvekkilinden para koparmak amacıyla geçmişe dönük 100.000,00 TL ve 150.000,00 TL'lik iki adet bono ile davalı şirkete borçluymuş gibi gösterildiğini, davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin iki adet dava konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile icra takiplerinin iptaline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirket yetkilisinin davacı ile birlikte hareket eden dava dışı ...'e para verdiğini, şirketin 2011 yılı Şubat-Mayıs ayları hesaplarından da müvekkili yetkilisi tarafından şirketten para çekildiğinin görüleceğini, ... ile davacının birlikte hareket ettiklerini, davacının öncelikle vekalet ilişkisini kötüye kullandığını iddia ettiği dava dışı ...'e alacak davası açması gerektiğini, esasen müvekkilinin dolandırıldığını, dava konusu senetlerin davacı ile kardeşinin arasının iyi olduğu dönemde davacı ve kardeşine verilen paranın karşılığı alındığını, aksini gösterir bir delil bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin dava konusu vekâleten imzalayan ... ile arkadaş olmasının başlı başına senedin düzmece olduğunu ispatlamayacağı gibi vekâleten imzalandığı açıkça belli olan senedin azil tarihinden sonra imzalanmış olduğuna dair delil bulunmadığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ...14.11.2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesine göre, vekil edenin ... tarafından, "....bilcümle banka ve banka şubelerinde müracaat ederek gerek açılmış ve gerekse bundan sonra açılacak YTL, Döviz yatırım hesapları, portföy yönelik hesaplar, ticari hesapları, vadeli vadesiz ve her türlü hesaplar açmaya her ne nam altında olursa olsun dilediği zamanlarda dilediği miktarlarda para çekmeye ....özel ve tüzel kurum ve kuruluşlar namına dilediği bedel ve zamanlarda çek ve senet doldurmaya kesmeye, senet ve çekleri imza atmaya....bilcümle banka ve banka şubelerine mürcaatla ... Bankamatik, kredi ve her nam altında olursa olsun ....bulunmaya ..." şeklinde vekil ...'e geniş yetkiler verildiği, açıkça kambiyo senetlerinden olan çek düzenleme yetkisi verilen vekâletnamede senet ibaresinin bono olarak anlaşılması gerektiği, kaldı ki geniş yetkiler veren vekâletname içeriğine göre ...'ün ticari vekil olarak tayin edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davacının dava konusu 10.04.20 11... .05.2011 düzenleme tarihli iki bononun, noter kanalıyla düzenlenen 14.11.2008 tarihli azilnameden sonra düzenlendikleri halde bonolara azil tarihinden öncesine ait düzenleme tarihi atıldığı (vekâletnamenin geçerli olduğu süreyi kapsar şekilde), davalı şirket yetkilisinin de vekil ...'ün vekâlet yetkisini kötüyü kullanmasına iştirak ettiği iddiasına yönelik olarak, adı geçen bu kişiler hakkında ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucu beraat kararı verildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74/1 hükmü uyarınca ceza hakimi tarafından verilen beraat kararı ile hukuk hâkimi bağlı değilse de, davacının bu iddiasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 201. maddesi uyarınca kesin delil ile ispatı gerektiği, HMK'nın 226/1-(c) hükmü uyarınca davacının, ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakabilecek bu iddiası yönünden davalılara yemin teklif edilemeyeceği, kaldı ki dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı, bilirkişi raporunda bonoların davalı şirketin ticari defterlerinde yer almadığı belirlenmiş ise de kambiyo senedinin sebepten mücerret niteliği gereği ticari defterlere kaydının zorunlu olmadığı, davacının davasını ispat edemediği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72/3 hükmü uyarınca verilen tedbir kararı infaz gördüğünden davalı yararına verilecek tazminatın takip tarihinin 02.07.2012 tarihinden önce olduğu dikkate alınarak belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, kardeşi ...'e ...14.11.2008 tarihli ... numaralı vekâletnamesiyle geniş yetkiler verildiği, davacının dava dilekçesinde de tüm işleri kardeşi ...'ün yürüttüğünü ikrar ettiği, vekâletnamede vekile çek, senet düzenleme konusunda yetki verildiği, senetlerin tanzim tarihinin 10.04.20 11... .05.2011, azilnamenin ise 15.09.2011 tarihli olduğu, davacının dava konusu senetlerin vekilin azlinden sonra düzenlendiğini yasal deliller ile ispatlayamadığı, senetlerin davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının tek başına davalı aleyhine sonuç doğurmayacağı, davacının, davalı şirket ile dava dışı vekil ...'ün birlikte hareket ederek borçlunun zararına işlem yaptığının ispatlanamadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddien karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibine konu iki adet senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkin olup, uyuşmazlık, dava konusu senetlerin azil tarihinden sonra düzenlenip düzenlenmediği, buradan varılacak sonuca göre vekâlet yetkisinin kötüye kullanıldığı iddiasının ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda sonucu itibari ile isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacının, vekili olan dava dışı ... ile davalı şirket yetkilisinin işbirliği içerisinde kendisi aleyhine senet tanzim edildiği, bu şekilde vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kesin delille ispatlaması gerektiği yönündeki gerekçenin hatalı olmasına, bu iddianın her türlü delille ispatının mümkün olmasına, ancak davacının tanık deliline dayanmamış olmasına, dayandığı diğer deliller ile de iddiasını ispat edememiş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/7085, K. 2026/4613, T. 14.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-7085-e-2026-4613-k-ed6adca71bb3