Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5818 E. 2026/3125 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5818
- Karar No
- 2026/3125
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1287 Esas, 2025/1362 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/769 E., 2024/667 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tek kardeşi ...'ın ev hanımı olduğunu, anılan davalının eşi diğer davalı ...'ın ise uzunca süre, müvekkilinin babasından bu yana devam eden ve aile şirketi olan ...'nin müdürü olarak görev yaptığını, bu şirketteki çalışması nedeniyle emekli olduğunu, ...'nde müvekkilinin murisi anne ve babasının %50'şer oranda hisse sahibi iken müvekkilinin babasının vefat ettiğini, müvekkili ve kardeşi olan davalı ...'ın, anneleri ... ...... ile birlikte bahse konu şirkette hisse sahibi olduğunu, 04.09.2020 tarihli ve 10153 sayılı ticaret sicil kaydında müvekkilinin babası ...... vefat etmesinden sonra murise ait hisseler veraseten hisse devri kararı ile müvekkilinde içinde bulunduğu hissedarlara devredildiğini, aynı sicil kaydında ise muris ... ile ...'ın müdürlük görevlerinin sona erdiğini, sadece müvekkil ...'ın şirketin temsile yetkili müdürü olduğunu, müvekkilinin kendisine ait hissesini kardeşine emaneten devrettikten sonra resmiyette olmasa da fiiliyatta ortak olduğu aile şirketine ait borçları doktorluk mesleğinden kazandığı parayla ve kendi adına kayıtlı banka hesabından ödemeye devam ettiğini, ayrıca şirkete ait "......." adı altında gıda satımı yapılan bir işletme bulunduğunu, bu marketten elde edilen gelirin bir kısmının markette çalışan ve aynı zamanda davalı gerçek kişilerin oğlu olan ....... ... tarafından müvekkilinin hesabına "markette biriken para" açıklaması ile gönderildiğini, bu ödemelerin ise hisse devirlerinin gerçek bir satış değil sadece muhafaza amaçlı (inançlı temlik) yapıldığını ortaya koyduğunu, nitekim devir işleminin gerçek bir satış olsa idi müvekkilinin hiçbir sorumluluğu olmadığı halde şirkete ait borçları kendi hesabından ödemesinin ve şirkete ait market gelirlerinin müvekkiline gönderilmesinin beklenemeyeceğini, davalı ...'ın, müvekkilinin memur olması hasebiyle kendisine bir süreliğine devredilen hisseleri tekrar müvekkiline devretmediğini, müvekkilin iradesi dışında tasarrufta bulunarak şirket adına kayıtlı taşınmazların bir çoğunu rayiç değerin altında ve bedel almaksızın muvazaalı şekilde eşi olan diğer davalı ...'a devrettiğini, kalan malları ise rayiç değerinin altında yangından mal kaçırırcasına paraya çevirerek şirketin içini boşalttığını, bu tasarruflardan elde edilen miktardan da müvekkile hiçbir pay verilmediğini ileri sürerek müvekkilin miras payı olan şirket hisselerinin tekrar kendisine devredilmemesi ve şirkete ait malların satılarak şirketin boşaltılması nedeniyle uğranılan zararın şimdilik 10.000,00 TL'sinin (belirsiz alacak davası niteliğinde) müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'dan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ve ....... davacının iddiası gibi bir tasarrufta bulunmuşlar ise zarar görenin davacı değil şirketin hükmi şahsiyeti olduğunu, bu aşamada davacının iddiası doğrultusunda davalı ... ve ..... husumet yöneltilemeyeceğini, davacının husumet ehliyetinin olmadığını, davacının öncelikle iddiasının hukuken doğru ise inançlı temlik gereği ..... devrettiği payın tasarrufunu iptal ettirip şirkete paydaş olması, sonra şirket yöneticilerine karşı tazminat davası açması gerektiğini, şirket lehine hüküm doğarsa tazminatın da şirketin olacağını, davacının dosyaya ibraz ettiği dekontların şirketin önceki marketinden eşi ve kendisinin yaptığı alış verişlerin kısmi ödemesi niteliği taşıdığını, davacının ve eşinin şirketin market işletmeciliğinden yaptığı alış verişten dolayı borçlarının halen mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dava konusu olay ile ilgili 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) 202. maddesi uyarınca inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan bir belgenin sunulmadığı, davacının delil başlangıcı niteliğini taşıyan herhangi bir ibraz etmediği, iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inanç sözleşmesinin 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, bu yazılı delilin, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiği, açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunulması durumunda inanç sözleşmesinin "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebileceği, yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı yoksa inançlı işlem iddiasının ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispatlanabileceği, davacının serbest iradesi ile şirket hissesini davalı ...'ye devir ve temlik ettiğini kabul ve beyan ettiği, fakat hissenin kendisine geri verileceği inancıyla devrettiğini iddia etmekle bu hususun ispat yükünün davacıda olduğu, iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispatla yükümlü olmasına karşın ispat edemediği, tanık beyanlarıyla da bu iddiaların ispatının usulen mümkün olmadığı, taraflar arasındaki inançlı işlemi ispata yarayacak yazılı delil bulunmadığından Mahkemece davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, inançlı işlem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.