Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/4812 E. 2026/2078 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4812
Karar No
2026/2078
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/273 Esas, 2025/725 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2023/92 E., 2023/229 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; takibe dayanak gösterilen bono nedeniyle müvekkilinin davalılara herhangi borcu bulunmadığını, takibe dayanak icra dosyasında takip konusu bonoda keşideci olan müvekkili şirket adına atılan imzanın aynı zamanda lehtar olan davalı ...'e ait olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin yetkisiz temsil nedeniyle kambiyo senedinden sorumlu olmadığını ileri sürerek Malatya İcra Müdürlüğünün 2021/5212 E. sayılı kambiyo takibine konu bono nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile asgari % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının borca bir sene geçtikten sonra itiraz ettiğini, daha öncesinden açılmış olan dosyada da iddiasına yönelik bir belge sunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile protestodan senedin bankaya vadeden önce verildiği, bankanın davacıya ihtar gönderdiği (ödeme bilgilerini), protesto çekilmesinden sonra ise davalı şirkete ciro edildiğinin kesin olarak sabit olduğu, vadeden sonra ciro sabit olmakla vadeden sonraki ciro alacağın temliki niteliğinde olup borçlu davacı lehdara (alacağı devredene) karşı ileri sürebileceği defilerin tamamını alacağı devralana (hamil) karşı ileri sürebileceği, yetkisiz temsile ilişkin defi lehdara karşı ileri sürülebilen defilerden olup alacağı devralan şirkete karşı da ileri sürülebileceğinden yetkisiz temsilden geçersiz olan senet hamile karşı da artık geçersiz senet hükmünde olacağı, davalı lehdar ile hamil şirket yetkilisinin akrabalık ilişkisi şirketin tek yetkilisi olması hususları birlikte değerlendirildiğinde borçluya karşı iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği, yetkisiz olduğu bilinen temsilcinin borçlu şirketin zararına hareket ettiği bunun da davalı şirket tarafından bilindiğinin ortada olacağı, bu durumda dahi ister alacağın temliki hükümleri geçerli olsun isterse olmasın artık bonoyu iktisap ederken bile bile borçlu-keşidecinin zararına hareket ettiklerinin kabulü gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 678. maddesi gereğince yetkisiz temsile ilişkin defi mutlak defilerden olup borçlunun zararına bilerek hareket etmesi şartı aranmaksızın hamile karşı da bu def'i ileri sürülebileceği, senedin geçersizliğini doğuran bu defi hamile karşı da ileri sürülebilen defi olduğundan ve zaten de hamil iyiniyetli olmadığından senedin yine de geçersiz kabul edileceği, farklı gerekçelerle her iki davalı yönünden senet geçersiz olup davacının borçlu olmadığının tespitine hükmetmek gerekeceği, davacı istinafa gitmediğinden şirket yönünden tazminata hükmedilmediği gerekçeleriyle Malatya İcra Müdürlüğünün 2021/5212 E. sayılı dosyasında takibe esas 1.350.000,00 TL bedelli 08.03.2019 ödeme tarihli bono ve takibe bağlı tüm feri alacaklar (faiz, bono komisyonu, icra takip masrafı, vekalet ücreti, harç) yönünden davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı ...'in %20 oranında (dava değeri üzerinden) kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, diğer davalı ... açısından şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yetkisiz vekil tarafından keşide edilen çek keşideciyi bağlamayacağı gibi, bu husus hamil olan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilen senet metninden anlaşılmayan mutlak def'i niteliğinde olduğundan herkese karşı ileri sürülebileceği, somut olayda da davacının, TTK'nın 395. maddesine aykırı olarak temsilcinin genel kurul kararı olmaksızın kendini lehtar göstererek bono tanzim ettiğinden, düzenleme yetkisi verilmediği halde yetkisiz şekilde düzenlenen bono dolayısıyla sorumlu olmadığını davalı üçüncü kişi hamile karşı da ileri sürebileceği, TTK'nın 678.maddesine göre temsile yetkili olmadığı halde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla imza koyan kişinin senetten bizzat sorumlu olacağı, buna göre şirket adına yetkisi olmadığı halde yetkiyi aşarak bono keşide eden davalı temsilcinin bonodan şahsi sorumluluğu bulunduğu, o hâlde davacı şirketin menfi tespit davasının her iki davalı yönünden bu gerekçelerle kabulünün yerinde olduğu, ayrıca davacı şirketin dava konusu bononun tanzimine yönelik zımnen de olsa benimsediğine yönelik delil bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo takibine konu bonoya karşı yetkisiz temsil nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere müştereken ve müteselsilen yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4812, K. 2026/2078, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-4812-e-2026-2078-k-d4d051712447