Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/185 E. 2024/8685 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/185
Karar No
2024/8685
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1826 Esas, 2023/1228 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2018/257 E., 2019/374 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, mülkiyeti ve kullanım hakkı kendisine ait ve usulüne uygun tescil edilmiş ..., ..., ... markaları ile Türkiye geneline yayılmış bayilikleri vasıtasıyla, halk arasında mutfakgazı olarak da bilinen sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) dağıtım ve tevzi işi ile iştigal ettiğini, markalı tüplerin ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elde bulundurulmasının haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili şirket ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayan davalının Kumbağ Mah. Belediye Cad. No:80-82-84 ... adresinde bulunan işyerinde, Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) 2018/ 43 Değişik İş sayılı dosyası ile 29.06.2018 tarihinde tespit işleminde müvekkil şirketler markasını taşıyan müvekkil şirkete ait üzere toplam 234 adet tüp tespit edildiğini, davalı tarafın, müvekkil şirket ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmamakta, vergi levhasından görüldüğü üzere "su dağıtım" ruhsatı olduğunu, tüp işini yasal olmayan yollarla yaptığını, davacı müvekkilin rakibi bir LPG firmasının tüp bayisi olan ...'ın işletmeciliğini yaptığı davalı işyeri ... markalı dolu tüpleri Tekirdağ dışında piyasadan bir şekilde temin ederek tüketicilere sattığı, Tekirdağ bayisinin satışlarına engel olduğunu, kendi rakip firmasının pazar payını yükselttiğini, davalı yanın eylemlerinin müvekkil şirketlerin üretimi yaptırıp ticari faaliyetine konu etmek istediği tüplerden faydalanmasını engelleyen, ortadan kaldıran, müvekkile zarar veren hukuka aykırı eylemler olduğunu, müvekkil şirkete ait ve tescilli ve koruma altına alınmış markalı tüpleri, kendi yedinde bulunduran davalı yan tüplerin piyasada dolaşımını önlemek sureti ile haksız rekabet fiilini işlediğini, müvekkil şirketin demirbaşları arasında yer alan mülkiyeti müvekkil şirkete ait tüplerin, piyasadan çekildiği, dönüşümünün yapılamadığı ve bu nedenle müvekkili şirketin öz sermaye kaybının yanı sıra abone ve kâr kaybına neden olunduğunu, abone ve kâr kaybına uğradığı, ticari itibar kaybına uğramadığı, marka ve imajının zedelendiğini, davaya konu eylemin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 ve 55 inci maddelerine aykırı olduğu, sübut bulmuş eylemlerle müvekkillerin, markalı tüplerinin kullanımını engellendiği, müvekkilin zarara uğradığı, haksız kullanım ve ticarete konu etmek sebebi ile müvekkil aleyhine haksız kazanç elde edildiğini, davalının kötü niyetli bu eylemleri sonucu müvekkil şirketlerin maddi ve manevi zararlara uğradığı, ticari itibar ve potansiyellerinin zarar gördüğünün açık olduğunu, markaların korunmasına ilişkin 556 sayılı KHK 66 ncı maddesine göre, marka hakkı sahibinin zararı, fiili kaybın değerinin yanında tecavüz sebebiyle yoksun kalınan kazancıda kapsayacağını, keza bu, 6102 sayılı Kanunun haksız rekabet hükümleri gereği olduğu, işbu davada kâr yoksunluğuna ilişkin fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, tespit konusu bakımından 1 yıllık kâr yoksunluğu nedeni ile tazminat talep ettiklerini, müvekkil şirketin, davalının bu eylemleri nedeniyle uğradığı manevi zararların, hiçbir şekilde giderilemeyecek kadar ağır olduğunu, eylemleri ile hem müvekkili şirketi, hem Tekirdağ bayisini hem de aboneleri mağdur ettiğini, halk ve kamu sağlığını tehlikeye düşürdüğünü, 6102 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi anlamında manevi zarar şartlarının tamamen oluştuğunu, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, vaki haksız rekabetin men'ine, tüm bu sebeplerle dava konusu 233 tüp üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konmasını, davalının devam eden eylemlerinin, Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet doğurduğunun tespitine, devam ve tekrarın önlenmesi suretiyle haksız rekabetin ve tecavüzün meni'ine, davalının uhdesinde tespit edilmiş olan tüplerin imhası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; ... markalı tüpler için 100,00 TL maddi ... markalı tüpler için 100,00 TL maddi, ... markalı tüpler 100,00 TL maddi, ... markalı tüpler 100,00 TL maddi, ... markası için 5.000 TL, ... markası için 2.500 TL, manevi tazminata hükmedilmesine, hükmolunacak tazminata dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, hüküm özetinin Türkiye sathında yayınlanan yüksek tirajlı üç adet (günlük) gazetede ilânına, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesinde davalı taraf olarak müvekkili ...'u gösterdiğini, aynı zamanda davacı tarafın dava dilekçesinde Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/43 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespite ve Bakırköy 40. Noterliğinin 07.05.2018 tarihli ve 12951 yevmiye numaralı ihtarnamesine dayandığını, ancak bu dayanak belgelerin davalı müvekkile karşı yapılmış işlemler olmadığını, bu sebeple öncelikle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesine konu işyerinin Tekirdağ ili, Süleymanpaşa ilçesi, Kumbağ mahallesinde bulunduğunu, bu iş yerinin müvekkile ait olmadığı, ...’a ait olduğunu, müvekkil ile ... arasındaki iş ilişkisini sundukları azilnameler doğrultusunda 17.10.2016 tarihinde sona erdiğini, bu azilnameler sonucu iş ilişkisinin sona ermesinin akabinde dava dışı ...'ın kendi adına vergi kaydını oluşturarak işyerini çalıştırmaya devam ettiğini, vergi levhasının incelendiğinde iş yeri açılışının 19.10.2016 tarihinde yapıldığının açık ve net olduğunu, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda ise vergi levhası ve işyeri açma çalıştırma ruhsatının ...’un diye belirtildiğini, müvekkilinin işletmediği işletmede vergi levhasının ve ruhsatının bulunmasının asıl işletmeci olan ...’ın kötü niyetini ortaya çıkardığını, yine tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilin izinsiz bir şekilde ... marka tüp sattığına dair somut bir delilin mevcut olmadığını, yapılan tespitlerin iş yerinde ve taraflarına ait olmayan bir araçta olduğunu, tespit yapılan araç üzerindeki giydirmeden aracın Dağdelen marka su satan işyerine ait olduğunun açık olduğunu, müvekkilin Dağdelen firması ile olan iş ilişkisinin sona erdiği, ... ile Dağdelen firması arasında yapılmış olan 15.11.2016 tarihli Yetkili Bayilik Sözleşmesinin ekte yer aldığını, müvekkilin adına kayıtlı olmayan bir işyerinde ve araçta yapılan tespit sonucunda müvekkile karşı dava açılmış olmasının hukuka uygunluk teşkil etmediğini, tespit dosyasında yer alan bilirkişi raporunda dolu ... marka boş tüpün yerine başka bir marka dolu tüpün verildiğine dair bir tespit mevcut olmadığını, kaldı ki müşteriler tarafından depozitoları ödenmiş olan boş tüplerin davacı firmaya teslim edilmemiş olmasının hukuka aykırı bir fiil olmadığını, müşterilerin bu boş tüpleri iade etme mecburiyetleri bulunmadığını, bu durumlar karşısında davacı firmanın maddi bir zararının oluştuğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, raporun muteber olmadığını, Türk Ticaret Kanununa ve Sınai Mülkiyet Kanununa aykırı bir durumun mevcut olmadığını, tüm bu sebeplerle; müvekkilin dava konusu işyeri ve işlemler ile alakasının ve ilgisinin bulunmaması sebebiyle husumet yönünden davanın reddine, davacı tarafın maddi bir zararının olmaması ve müvekkilin zarar oluşturacak bir eylemde bulunmuş olmaması sebebiyle ve Türk Ticaret Kanunu ile Sınai Mülkiyet Kanununa aykırı bir eylemin bulunmaması sebebiyle haksız davanın reddine, davacı tarafın kötü niyetli olması nedeniyle dava konusu alacağı %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,yapılacak her türlü yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davacıdan alınmasını istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının dosyamız davalısı hakkında şikayetçi olmuş ise de, davanın dava dışı anılan kişi hakkında açıldığı ve belirtilen şekilde hükme bağlandığı, bu haliyle, az yukarıda belirtilen adrese ilişkin davalının su bayiliğine ilişkin bir faaliyet kaydı var ise de, dava dışı ceza yargılaması hakkında yapılan kişinin de aynı adrese ilişkin hem su hem de mutfak tüpü satışına ilişkin faaliyet kaydı olduğu, bu kaydın tespit tarihinden önceye ait olduğu, tespitte davalının işyerinde fiziki olarak mevcudiyeti tespit edilmediği, davalının üzerine atfedilen eylemleri kabul etmediği, vergi kaydının resmi olarak 2018 yılı sonunda sona erdiği, dava dışı ...'ın ceza yargılamasındaki samimi beyanları, bu dosyadaki tespit ve yargılama sonucundaki verilen hüküm, dava dışı anılan kişinin davalının eylemlerinin icra edildiği iddia edilen işyeri adresine ilişkin dava dışı kişinin vergi kaydı bilgileri birlikte değerlendirildiğinde, davalının davaya konu eylemlerin sorumlusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalının, davacıya ait şahsi ihtiyaç kapsamı dışında çok sayıda boş tüpü haklı ve hukuken geçerli bir neden olmaksızın, yasal düzenlemelere aykırı şekilde piyasadan toplayarak iş yerinde depo etmesi sonucu bayiilik ağı dışına çıkartıldığı böylece davacı tarafça yeniden dolumu yapılarak piyasaya girmesinin engellendiği bu kapsamda davacının ticari faaliyetine zarar verildiği ve piyasa faaliyetlerini sekteye uğratacak nitelikte olduğundan haksız rekabet teşkil ettiği, bu nedenle davacının TTK 56 ve TBK 58. maddeleri kapsamında, haksız fiilin tespiti, önlenmesi durdurulması yanında maddi manevi tazminat talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, kaldırılması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı ve 58 inci maddeleri. 3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/185, K. 2024/8685, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-185-e-2024-8685-k-5fe4cd097841