Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/156 E. 2024/8427 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/156
Karar No
2024/8427
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1599 Esas, 2023/1720 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/781 E., 2021/749 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacı şirket arasında 27.08.2014 tarihinde 3.750.000,00 USD, 14.05.2013 tarihinde 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiğini, buna karşılık davacılara ait İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi 94 ada 90 parsel 1 nolu bağımsız bölüm üzerinde 02.09.2014 tarihinde 8361 yevmiye nolu 4.000.000,00 TL bedelli, 96 ada 20 parselde bulunan taşınmaza 02.09.2014 tarihinde 8362 yevmiye nolu 15.000.000,00 TL bedelli, İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... Mahallesi, 2370 ada 564 parselde bulunan taşınmaza 01.09.2014 tarihinde 17722 yevmiye nolu 3.900.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davacı şirketin krediyi ödemekte güçlük çekmesi üzerine davalı banka ile 26.07.2016 tarihinde vefa hakkı verilmesine ilişkin protokol imzalandığını, bu protokol ile davacıya ait 94 ada 90 parsel 1 nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmaz için 2.100.000,00 TL bedel üzerinden 18 ay süreyle davacıya vefa hakkı tanındığını, alım hakkı gerçekleşmediği takdirde bedel kadar borca mahsup edileceğinin kararlaştırıldığını, davacının borcunu protokole uygun ödeyemediğini, davalı bankanın taşınmazlar hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılacağı konusunda davacı şirkete baskı uygulaması üzerine taşınmazı kaybetmek istemeyen davacı şirket ve malik olduğu taşınmazına ipotek işlenen diğer davacı ile davalı banka arasında 19.02.2018 tarihinde yeni bir protokol imzalandığını, protokol ile 26.07.2016 tarihinde yapılan protokolün vefa süresinin uzatılarak 96 ada 20 parselde bulunan taşınmaz ve İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... Mahallesi, 2370 ada 564 parselde bulunan taşınmazın bankaya devredildiğini, bu devirden itibaren 18 ay süreyle taşınmazlar üzerinde davacıya ve göstereceği 3. kişiye vefa hakkı tanındığını, davalı bankanın davacının zor durumundan yararlandığını, davalı ile davacı arasında akdedilen 19.02.2018 tarihli vefa sözleşmesinde davacının mevcut borcunun 10.930.000,00 TL olduğunu, İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde olan taşınmazlar için sırasıyla 2.100.000,00 TL (26.07.2019 tarihli protokolle) ve 7.850.000,00 TL (19.02.2018 tarihli protokolle) İstanbul ili, Kartal ilçesindeki taşınmaz için 3.080.000,00 TL bedelli alacağa mahsup edilmek üzere vefa hakkı tesis edildiğini, vefa sözleşmesine konu İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi 96 ada 20 parselde bulunan taşınmaz hakkında ... Gayrimenkul Değerleme A.Ş. Tarafından 24.04.2017 tarihinde taşınmazın değerinin hesaplandığını ve 27.000.000,00 TL olarak belirlendiği, ancak vefa sözleşmesinde İstanbul ili, Beyoğlu ilçesindeki taşınmaz için 7.850.000,00 TL değer biçildiğini, davacının borcunun bu değer üzerinden mahsup edildiğini, vefa sözleşmesinde taşınmazlar için takdir edilen bedel ile yalnızca tek bir taşınmazın değeri arasında dahi fahiş sayılabilecek bir fark bulunduğunu, davalın bankanın davacının zor durumundan yararlanarak taşınmazı değerinden oldukça düşük bir bedelle mülkiyetine geçirdiğini, taşınmazların toplam mevcut değerinin dava tarihi itibariyle mahsup edilmek istenen tutarın 3-4 katından aşkın olduğu ve davalı bankanın taşınmazları protokolde belirtilen miktar ile mülkiyetine geçirmesinin fahiş bir nispetsizlik teşkil ettiğini, taraflar arasında yapılan vefa sözleşmesinin geçerli olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi, 123 pafta, 96 ada, 20 parsel sayılı, İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... Mahallesi, 176 pafta, 2370 ada, 564 parsel sayılı ve İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi, 123 pafta, 94 ada, 90 parsel,1 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili üzerine tesciline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların kredi sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle borcun tasfiye edilmeye çalışıldığını, davacılarla yapılan müzakereler sonucu davacıların da istek ve talebi ile 26.07.2016 tarihli ve protokoldeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle 19.02.2018 tarihli protokollerin akdedildiğini, anılan protokollerin 2016-2018 yıllarında akdedilmiş olduğu dava tarihi itibariyle kanun hükmünde belirtilen 1 yılık hak düşürücü süre içinde işbu davanın ikame edilmediğinden davanın süresi içinde açılmamış olması nedeniyle resen reddinin gerektiğini, akitler ile belgeler ve ekspertiz raporlarından anlaşılacağı üzere davacılara ait taşınmazların mevcut değerler üzerinden alacağa mahsuben alındığını, anılan sözleşmelerde taşınmazların bedellerinin SPK lisanslı değerleme uzmanları tarafından hazırlanan ekspertiz değerlerinin göz önünde bulundurulduğunu, sözleşmelerin başlangıç tarihi olan 26.07.2016 tarihinden bu yana taşınmazların tüm semerelerinden yararlanıldığını, otel olarak işletilip gelir kazanıldığı, 19.02.2018 tarihli protokol ile tanınan ek sürelerin de bitmesi ile davanın ikame edilmesinin kötü niyetli olduğunu, davaya konu protokollerin bir anlaşma olduğunu, asıl amacın borç tasfiyesi olduğunu, tapu devirlerinin resmi şekilde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında zarar görenin hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihden başlayarak 1 yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihden başlayarak 5 yıl içinde kullanılması gerektiğinin düzenlendiği, davacılar vekilinin 10.01.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, müvekkilleri üzerindeki baskının taşınmazların banka üzerine geçirilmesiyle son bulduğunu açıkça beyan ettiği, oysa ki 26.07.2016 tarihli protokol ve 19.02.2018 tarihli protokol ile dava konusu taşınmazların davalı bankaya devrine karar verildiği gibi incelenen tapu kayıtlarına göre ise; Kartal ilçesi, ... Mahallesi, 176 pafta, 2370 ada, 564 parsel sayılı taşınmazın 28.02.2018 tarihinde, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi, 123 pafta, 94 ada, 90 parsel,1 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın 28.07.2016 tarihinde, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi, 123 pafta, 96 ada, 20 parsel sayılı taşınmazın ise 01.03.2018 tarihinde davalı bankaya tapuda resmi olarak devredildiği, dolayısıyla davacıların kendi beyan ve iddialarına göre üzerlerindeki baskının son bulduğu tarihlerden itibaren 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, hak düşürücü sürelerin hukuksal nitelikleri gereği durmayan, kesilmeyen, Mahkemece resen dikkate alınması gereken süreler olduğu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.11.2019 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V.TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden düzenlenen vefa hakkına ilişkin sözleşmelerin geçersizliği iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/156, K. 2024/8427, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-156-e-2024-8427-k-2ad73e1f5fc6