Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1158 E. 2024/9198 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1158
- Karar No
- 2024/9198
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1823 Esas, 2023/1959 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1359 E., 2020/30 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın 02.02.2000 ile 31.08.2013 tarihleri arasında müvekkili şirketin İzmir ofisinde grup müdürü olarak çalıştığını ve şirketin müşteri sırlarına vakıf olduğunu, İzmir ofisinin müşterileri ilişkileri ile tüm süreçleri diğer davalılarla beraber yürütüğünü, davalının işten ayrıldıktan sonra müvekkili ile aynı alanda çalışan davalı şirkette çalışmaya başladığını, yeni işinde müvekkilinin müşterilerine yönelerek teklifler sunarak daha iyi fiyat verileceğini ve davacı şirketin müşterilerine hak ettiği hizmeti vermediğini söyleyerek müvekkili şirketi kötülediğini, görüşülen tüm müşterilerin davalı ... tarafından kendilerine teklif sunulduğunu belirttiklerini, başkalarını veya onların iş emtialarını, ürünlerini kötülemenin TTK'nın 54 ve 55. maddelerinde haksız rekabet olarak tanımlandığını, müvekkilinin müşterilerine komisyonsuz veya daha düşük bedelli poliçe teklifleri sunulduğunu, bedelsiz hizmet verme yönünde yanıltıcı teklifler yapılarak ticari ortamın bozulduğunu; davalı ...'ın 01.11.2005 ile 14.11.2013 tarihleri arasında müvekkilinin İzmir bölgesi hasar operasyonlarını yürüttüğünü, davalı ... ...'ın ise 15.05.2008 ile 06.06.2014 tarihleri arasında aynı şekilde İzmir acentesinde hasar operasyonlarını yürüttüğünü, müvekkili ile ... arasında düzenlenen 03.02.2014 tarihli iş sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlemesi bulunduğunu, sözleşmedeki hükme rağmen bu davalının işten ayrılarak davalı şirkette işe başladığını ve müvekkilinin eski müşterisi olan ... şirketine gönderdiği mesaj ile poliçe teklifi sunduğunu, müşterinin kabul etmemesine rağmen ısrarla davalı şirket adına teklif gönderdiğini, davalıların müvekkiline ait ticari sırları yetkisiz kallanmaları ve ifşa etmesinin haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalıların eylemlerinin tedbiren durdurulmasına, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinden ... hakkındaki iddiaların haksız olduğunu ve müvekkilinin davacı şirketi kötülemediğini, haksız rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunmadığını, piyasa koşullarına uygun faaliyette bulunduğunu, davacı şirketin kaybettiği müşterilerine ilişkin endişelerini bu şekilde bertaraf etmeye çalıştığını, bu süreçte davacı şirketin birçok müşterisinin başka şirketlerle çalışmaya başladıklarını, davalı ... hakkındaki iddiaların mesnetsiz olduğunu ve hiçbir kanıt sunulmadan dava açıldığını, davalı ... 'ın ise haksız rekabet oluşturacak veya müşteri kaybı yaşatabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, davacının kaybettiği müşterilere ilişkin bir kısım bilgileri yanlış verdiğini, bir kısmını ise hiç vermediğini, daha önce davacıdan poliçe alan bir kısım müşterilerin sigorta sektöründeki şartlara göre davalı şirket aracılığıyla sözleşme yapmalarının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu şirketlerin bir kısmının tek yetkili broker tayin ettiklerini, bir kısmının her hangi bir haksız rekabet bulunmadan davalı ile çalışmaya başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... Sigorta ve Reasürans Brokerliği A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin haksız rekabet oluşturan eylemi bulunmadığını, müvekkilinin yanlış ve yanıltıcı olarak davacının hizmetleri, fiyatları, faaliyetleri ve ticari işlemleri hakkında kötüleyici beyanda bulunmadığını, şirket veya çalışanlarının davacıya yönelik kötüleyici, gereksiz yere incitici yada davacının itibarını düşürücü veya gerçek dışı bir beyanda bulunmadıklarını, diğer davalıların da davacı şirketin müşterilerini ayartıcı bir işlemlerinin bulunmadığını, komisyonsuz veya düşük primli müşteri alınarak davacının müşterilerinin yanıltıldığının belirtilmesine rağmen hangi müşterilerinin yanıltıldığının açıklanmadığını, müvekkili veya çalışanlarının davacı şirketin müşterilerini arayarak davacıyı veya emtialarını kötülemediklerini, sunulan Yargıtay kararının somut olaya uygun olmadığını, davacı şirketin bazı müşterilerinin müvekkili ile çalışmaya başlamasının Anayasa ile korunan çalışma ve sözleşme özgürlüğünün bir gereği olduğunu, özellikle sigorta brokerliği işinde müşterilerin, hak ve menfaatlerini en çok koruyan şirketlerle çalışmak istediklerini, müvekkilinin saldırgan satış yöntemi benimsemediğini, davacının müşterilerin bazı poliçelerinin müvekkilince yapılmadığını, bir kısmının ise ihale ile alındığını, müvekkilinin, davacı şirketin çalışanlarını ayartmadığını, davacı şirketin bilgilerinin müvekkili şirket ve çalışanlarınca müvekkilinin iktisadi amaçları için kullanılmadığını, müşteri bilgilerinin sigorta şirketleri tarafından doğrudan yada dolaylı yollarla hukuka uygun şekilde elde edildiğini, çalışanların bilgi ve tecrübelerinin yeni çalışanın emrinde kullanılmasının haksız rekabet niteliğinde olmadığını, manevi tazminatın sonradan artırılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, nihai olarak davacı müşterilerinin haksız rekabet eylemleri nedeniyle davalı şirket’e geçtiği ispatlanamamış olup, ilk raporu sunan bilirkişilerin ayrık rapor(ek rapor) larında da belirtildiği üzere, Sigorta satın alma hizmeti şirketlerin üst düzey yöneticileri tarafından genellikle doğrudan temin ya da ihale yöntemiyle alındığı, düzenlenen teklifler şirket yöneticileri tarafından kararlaştırılarak en ideal poliçenin satın alınması yoluna gidilmektedir. Karar alma süreçlerinin profesyonel yöntemlere ve maksimum fayda elde etmeye yönelik olduğu, 'ayartma-kötüleme' olarak nitelendirilebilecek yöntemlerden kolaylıkla etkilenebilecek düzeyde olmadığı da bilinen bir gerçek olduğu, dava dosyasında yer alan sigortalıların büyük ölçekli ve kurumsal şirketler olduğu hususu da dikkate alındığında 'ayartma-kötüleme' yöntemlerinin karar alma süreçlerinde haksız rekabet yaratacak düzeyde etkili olamayacağı 'yönündeki görüşe değer verilip, bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda haksız rekabetin varlığına dair görüşlere itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmalarının doğru şekilde nitelendirildiği, delillerin toplandığı, hukuki fiiller hakkında tanık dinlendiği, bilirkişi raporunun diğer delillerle birlikte takdir edilerek değerlendirildiği ve iddia edilen eylemlerin haksız rekabet oluşturmama gerekçelerinin hukuka uygun şekilde değerlendirildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54, 55 ve 56 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.