Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1441 E. 2024/9208 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1441
- Karar No
- 2024/9208
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1468 Esas, 2023/1375 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/266 E., 2021/175 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı vekili, müvekkili şirketin verdiği yoğun emek, zaman ve tanıtım faaliyetleri sonucu “...” markasının meşhur ve maruf hale geldiğini, “...” ibaresini ticaret unvanında kullanmasının yanı sıra ... gibi online alışveriş sitesine ait domain adreslerinde de kullandığını, davalı markasının başına “mut” ifadesi getirilmiş olmasının benzerliği ortadan kaldırmadığını, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer bulunduğunu, davalı şirket markasının müvekkili şirket markalarının serisi gibi bir algı yaratacak nitelikte olduğunu, davalı şirket başvurusunun müvekkili şirketin markasının tanınmışlığından haksız yarar elde edebileceğini ve tanınmış niteliğini sulandıracağını, ayrıca davalı tarafın marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2020-M-5349 sayılı YİDK kararının iptaline ve davalıya ait 2019/80414 sayılı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markadaki “MUT” harflerinin şirketin kurucusu olan Mutlu Aslanselçuk’un adının ilk harfleri olduğunu, “EM” harflerinin üretilmesi düşünülen cihazları oluşturan “Elektro Mekanik” aksamı anlattığını, “SAN” ibaresinin sanayi sektörünün genel adı olduğunu, davacı şirket markasının daha evvel kendilerince bilinmediğini, davacı ile faaliyet alanları/sektörlerinin farklı olduğunu, “...” ibareli markanın bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında “emtianın aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, dava konusu 2019/80414 sayılı markanın “...” ibaresinden oluştuğu, bir anlamı olmadığı, davacı yanın itiraza mesnet markalarının ise “...” ibaresini ortak olarak içerdiği, dava konusu "..." markası ile davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturan "..." ibareleri arasında yeter derecede işaret farklılığı bulunmadığı, davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin birebir ve olduğu gibi dava konusu "..." markası içinde yer aldığı, "..." kelimesinin bilinen bir anlamının olmadığı, bu nedenle başlangıçtaki ayırt ediciliği güçlü ve orijinal bir ibare olduğu, bu hususun iltibas tehlikesi ihtimalini arttıran bir unsur olduğu, ayrıca T/02104 sayısı ile 16.02.2012 tarihinde tanınmış marka olarak tescili bulunan "..." ibaresinin, en azından ortalama tüketici kesimi nezdinde 2012 yılı itibari ile bilinir bir marka olduğunun, bu çerçevede tüketicinin bir kısmının aşina olduğu bir marka olduğunun söylenebileceği, önceki tarihli markanın bilinilirliğinin arttırılmış olmasının da iltibas tehlikesini arttıran başkaca bir unsur olduğu, karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 5 nci maddesinin birinci fıkrasının (-ç) bendi hükmü uyarınca ayniyet ya da ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmasa da, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 2020-M-5349 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/80414 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında, emtianın aynı veya benzer olması koşulunun sağlandığı, dava konusu 2019/80414 “...” ibaresi ile davacının itirazına mesnet “...” ibaresini ortak olarak içeren markaları arasında yeterli farklılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli markasının aynen davalının başvurusuna konu "..." markası içinde yer aldığı, diğer yandan "..." kelimesinin bilinen bir anlamının olmaması nedeniyle başlangıçtaki ayırt ediciliğinin güçlü olduğu, bu hususun da iltibas tehlikesi ihtimalini arttırdığı, ayrıca T/02104 sayısı ile 16.02.2012 tarihinde tanınmış marka olarak tescili bulunan "..." ibaresinin tüketicinin bir kısmının aşina olduğu bir marka olduğunun söylenebileceği, önceki tarihli markanın bilinilirliğinin arttırılmış olmasının da iltibas tehlikesini arttıran başkaca bir unsur olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların bulunduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.