Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6585 E. 2024/8046 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6585
Karar No
2024/8046
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1134 Esas, 2023/1135 Karar HÜKÜM : Esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/152 E., 2021/75 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde davacının ülkemizde ev tekstili sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, davacının bu faaliyetlerini “... ”, “...” markaları tahtında sürdürdüğünü, “...” markalarının serisi niteliğinde olmak üzere “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin itirazı üzerine davalı TÜRKPATENT Markalar Dairesiince başvurunun kapsamından 08 ve 21. sınıflara giren emtiaların 35.05. sınıf altındaki satışı hizmetlerinin çıkartıldığını, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, halbuki davacının “...” ve “...” ibareli markalarının tüketici nezdinde bilindiğini ve davalı şirket markalarıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tüketicilerin taraf markalarının farklı işletmelere ait olduğunu anlayacaklarını, ayrıca taraf markalarının bütünüyle bıraktıkları izlenim açısından da benzer olduğunun söylenemeyeceğini, kaldı ki davacının daha önceki tarihlerde tescil edilmiş “...” ibareli markalarından kaynaklanan müktesep hakkının somut olayda davalı kurum tarafından gözardı edildiğini, kısmi redde mesnet alınan davalı markaların 35.05. sınıf bakımından tescilli olmadığını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-4757 sayılı kararının iptalini ve davacının 2017/27738 sayılı marka başvurusunun emtia listesinde yer alan tüm emtialar açısından tescil işlemlerinin devamını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; davalı kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin uzun yıllardır züccaciye sektöründe “...” ibareli markası ile faaliyet göstermekte olduğunu, davacının ise ev tekstili sektöründe faaliyet gösterdiğini, tarafların uzun yıllar farklı sektörlerde yan yana faaliyet göstermelerinden sonra davacının zaman içinde züccaciye sektöründe de faaliyet göstermek istemesi üzerine davalının markaları aleyhine davalar açmaya başladığını, davacının açtığı bu davalarının reddedildiğini, taraf markaları arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu, davacının markasında ön plana çıkartılan ibarenin “...” ibaresi olduğunu, davacının eski tarihli markalarının 35.05. sınıf yönünden müktesep hak sağlamadığını, davalının ürün sınıflarındaki tescilinin aynı ürün markasının mağazacılık hizmetlerinde kullanılmasına engel teşkil edeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, Mahkemece, davacının markasının kısmen reddedildiği 08 ve 21. sınıflardaki emtiaların toptancılığı/perakendeciliği hizmetleri açısından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, taraf markalarının iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, taraf markalarının görsel açıdan birbirlerine benzer olduğu, görsel açıdan ortaya çıkan bu yakınlaşmanın, duysal/fonetik/işitsel ve anlamsal/kavramsal açılardan bakıldığında da aynı sonucu verdiği, davacının faaliyet gösterdiği sektör de gözetildiğinde, yan unsurun ayırt ediciliği “...” ibaresinden daha düşük seviyede kaldığı, davalının markasında geçen ayırt edicilikleri nispeten düşük kelimelerin de, aynı şekilde, davalının markasında geri planda kaldığı, davacıya ait "..." markasını davaya konu hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu markayı davalı şirkete ait markaların serisi zannedebileceği, bu hususta yanılsamaya düşebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla somut olayda karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının eldeki davaya konu marka başvurusu bakımından müktesep hakkının bulunduğunun kabul edilmesi için, önceki tarihli tescilli markalarının eldeki davaya konu hizmetler bakımından tescilli markalarının fiilen tescilli oldukları bu hizmetler üzerinde kullanılması gerektiği, davacının kısmi ret kararına konu hizmetler üzerinde bu kullanımı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında emtia ve işaret benzerliği şartının gerçekleştiği, 35. sınıf içerisinde yer alan toptan ve perakende hizmetleri bakımından sunulacak hizmetin hangi sektördeki malları kapsadığı konusunda bir sınırlama bulunmayıp genel olarak tescil yaptırılmış ise, toptan ve perakendecilik hizmeti açısından hak iddia edebilmek için çekişmeye konu mallarla aynı ya da benzer tür emtiaların satışı hizmetinin sunulduğunun kanıtlanmasının gerektiği, davacının davaya konu başvurusu kapsamındaki malları 35. sınıf perakendecilik hizmeti bakımından tescilli markası kapsamında satışa sunduğunu kanıtlayamadığı, YİDK kararıyla davalı şirketin itiraza mesnet markaları kapsamındaki 08. ve 21. sınıf mallar nedeniyle, davacının davaya konu marka başvurusunun kapsamından bu sınıflardaki malların perakendecilik hizmetinin çıkartılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin 1inci fıkrası,

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: YukarIda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6585, K. 2024/8046, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6585-e-2024-8046-k-59ee325b6e4e