Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/619 E. 2024/4249 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/619
Karar No
2024/4249
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/750 Esas, 2022/1502 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/370 E., 2020/151 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 87.053,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan iki adet faturadan dolayı 290.056,18 TL bakiye alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından yetki ve borca itiraz edildiğini, alacağın ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan para alacağı olması sebebiyle tacir müvekkilin ikametgah adresinin yetkili olduğunu, takibe konu iki adet faturanın içeriğini oluşturan malların 29.02.2018, 30.01.2018 ve 02.02.2018 tarihlerinden üç parti halinde davalıya teslim edildiğini, malların tamamının kargo ile gönderildiğini, mallar teslim alındıktan sonra 48.000,00 TL ve 12.000,00 TL bedelli çekin verildiğini, bu çeklerin ödenmesiyle müvekkilinin toplamda 60.000,00 TL ödeme aldığını, davalının faturalardan kalan bakiye borcunu ödemediğini, malları teslim aldıktan 54 gün sonra 28.03.2018 tarihinde ihtarname düzenleyip ürünlerde hata bulunduğunun belirttiğini, davalının itiraz dilekçesinde faturaların içeriğini oluşturan malların tamamının ayıplı olduğunu, bu ayıp nedeniyle borçları olmadığını ileri sürdüğünü, hata ve ayıp iddialarını kabul etmediklerini, davalının en son teslim tarihi 02.02.2018 tarihinden itibaren 8 gün içinde malları incelemek ya da inceletmesi, ayıp çıkması halinde de bu süre içinde ihbar etmesi gerektiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin toptan ve perakende kamp ve av malzemeleri sattığını, davacıdan deneme amaçlı 60.000,00 TL bedelli mal istediğini, 60.000,00 TL’lik kısım dışındaki malların satın alınmadığını, iade edilmek üzere muhafaza edildiğini fazla gönderilen malın iadesi ile faturaların iptali talep edildiğinde faturaların iptal edileceği söylenmesine rağmen gereğinin yerine getirilmediğini, 60.000,00 TL’ye alınan malların satışına başlandığında tüketiciler tarafından ayıplı olduğu belirtilmek sureti ile iade edildiklerini, davalıya telefonla ve ihtarname ile durumun bildirildiğini, malların yarısından fazlasının gizli ayıplı olduğunu, alıcıyı iğfal eden satıcının ayıbın vaktinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını savunarak davanın reddini, %20 oranından az olmamak üzere tazminatın tahsilini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 160.677,57 TL ve 189.378,61TL tutarlı iki adet faturada yer alan malların davalıya teslim edildiği, malların fiyatı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalının sadece 60.000,00 TL tutarında ürün sipariş ettiği, ancak bu meblağın üzerinde fazladan mal gönderildiği yönündeki savunmasının malları teslim alırken sayarak teslim almamasının veya en azından 60.000,00 TL'nin 3 katı kadar olan malların fazla olduğunun teslimde farketmemesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, malları herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin teslim alması nedeni ile davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediğini, delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ve mahkemece aldırılan kök ve ek rapor ile dava konusu tekstil ürünlerinin önemli bir bölümünün ayıplı olduğu tespit edilmiş ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca, teslim anında malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu durumu bu süre içinde satıcıya ihbarda bulunmakla yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda, dava konusu ürünlerdeki ayıbın göze battığı, ayrıca bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığının görüldüğünün tespit edilmesi nedeni ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanmasını gerektiren gizli ayıptan söz edilemeyeceği, davalının yasal ihbar süreleri içerisinde muayene ve davacıya ihbar yükümlülüğüne uymadığını, teslim edilen malların ayıplı olduğunu ileri süremeyeceğini, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanamayacağını, davalının teslim aldığı faturalı malların 60.000,00 TL dışındaki bakiye borcunu ödemediğini, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir üründe birden fazla ayıbın olduğunun tespit edildiğini, tüm malların geneli üzerinde yapılan oranlamada hata payının %50’nin üzerinde olduğunun ve bu haliyle mağaza satışı yapılamayacağının vurgulandığını, açık ayıp niteliğinde olmayan yani kullanımla ortaya çıkacak ayıplar yönünden 6098 sayılı Kanun’un ilgili düzenlemelerinin uygulanması gerektiğini, anılan Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu tür bir ayıbın bulunduğunun sonradan anlaşılması halinde ayıbın hemen satıcıya bildirileceğinin belirtildiğini, ayıp ihbarı için 8 günlük sürenin söz konusu olmadığını, en azından bilirkişi raporunda gösterilen tabloda yer alan hatalı ve hatasız ürünlerin davaya konu faturalardaki bedelinin karşılaştırılması, hatalı ürün toplamının 201.848,57 TL olduğu göz önüne alınarak kabullerinde olmamakla birlikte hatasız olduğu bildirilen ürünler toplamının ise 148.207,62 TL olduğu dikkate alınarak hatasız ürün bedeli 148.207,62 TL’den 60.000,00 TL ödeme düşüldüğünde bakiye 88.207,62 TL alacağı talep etme hakkından bahsedilebileceğini, avans niteliğindeki 60.000,00 TL’nin davacı nezdinde kaldığını, alacağın likit olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 225 inci maddesine göre ağır kusurlu olan satıcının satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu, ayıptan doğan sorumluluk düzeninde satıcının meslekten satıcı olması nazara alınmışken alıcının meslekten alıcı veya tacir sıfatına sahip olup olmadığına göre farklı hukuki sonuçlar öngörülmediği, bilirkişi incelemesi neticesinde, PG-202 ve PG-204 kodlu yelek grubu, PG-108 kodlu pantolon gruplarının çoğunun hatalı olmasından kaynaklı modellerin mağaza satışı yapılamayacağı, hatanın telafisinin hem zaman, hem işçilik gerektireceğini, hatta bir kısmının telafi imkanının bile bulunmadığını, ayrıca bir üründe birkaç hatanın birlikte yer aldığını, tespit edilen hataların konfeksiyon açısından göze batan bariz hatalar olduğunun belirlendiği, davacı satıcının ağır kusurlu olması sebebiyle ayıpların süresinde ihbar edilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı, ayıptan doğan haklar için Kanunda öngörülen kısa zamanaşımı süresinden faydalanamayacağı, 189.378,61 TL bedelli fatura konusu ürünlerin tamamının hatalı olduğu, 160.677,57 TL bedelli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolon toplamı 13.624,57 TL bedelli ürünlerin açık ayıplı olması nedeni ile satıcı bildiği açık ayıplı ürünleri davalıya sattığı belirlendiğinden bu ürünlerin bedelini isteyemeyeceği, takibe konu 2 adet faturanın toplam değerinin 350.056,18 TL’ye ulaştığı, açık ayıplı ürünlerin toplam değerinin 203.003,18 TL olduğu, daha önce ödenen 60.000,00 TL'nin taraflarca kabul edildiği gözetildiğinde 87.053,00 TL alacağın kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, 87.053,00 TL asıl alacağa takip tarihinden değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında hesaplanan 17.410,6‬0 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 27.01.2018 tarihli fatura muhteviyatı yelekler ile 26.01.2018 tarihli faturadaki PG-108 model 125 adet pantolonların davalı tarafından davacıya iadesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayıp ya da açık ayıp tespitlerini kabul etmediklerini, kabul etmemekle birlikte bilirkişinin göze batan bariz hatalar ifadesini kullandığını, ayıpların açık olduğunu belirlediğini, itiraz etmemekle açık ayıp tespitinin dava hakkında kesinleştiğini, davalının ürün tesliminden 54 gün sonra ihtar gönderdiğini, bu süre zarfında ürünleri kontrol etmediğini, ihbarda bulunmadığını, ürünleri açık ayıpları ile birlikte kabul ettiğini, açık ayıp sebebiyle iki günlük süreyi kaçırdığını, 6098 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin uygulanamayacağını, istinafa cevap dilekçesindeki savunmalara yer verilmeyip savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulüne dair kararın, likit olmayan alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, müvekkilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığını, peşin harcın tamamının müvekkiline yükletilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi. 3. 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu ve 225 inci maddesi. 4. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR A. Davalı vekilinin Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B.Davacı vekilinin Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/619, K. 2024/4249, T. 23.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-619-e-2024-4249-k-378a2d357f0a