Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1086 E. 2023/3882 K.

Konu: Tasarımın Hükümsüzlüğü

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1086
Karar No
2023/3882
Karar Tarihi
Konu
Tasarımın Hükümsüzlüğü

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/769 Esas, 2021/2164 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/29 E., 2018/163K. Taraflar arasındaki tasarımın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın sadece davalı vekili tarafından istinaf edildiği, yapılan inceleme sonucu davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından davalı tarafın temyiz dilekçesine cevap süresinde katılma yoluyla temyiz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü kısmen reddi kararına karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmamıştır. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davacının, verilen esastan ret kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacının davanın kısmen reddine yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket adına tescilli 14.05.2007 tarihli 2007/02481 sayılı, 18.07.2006 tarihli 2006/03266 tescil numaralı tasarımların koruma şartlarına sahip olmadığını, dava konusu rot, rotbaşı ve rotillerde kullanılan segmanlara ilişkin tasarımların genel olarak otomotiv sektöründe, 1949 yılından bu yana endüstriyel olarak kullanılan süspansiyon sisteminin birer parçaları olduğunu, dava konusu tasarımların ilişkin olduğu ürünlerin, uzun yıllardır ülkemizde ve dünyada birçok firma tarafından üretilip satıldığını belirterek dava konusu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın internet sitelerinden derlediği ve açıkladığı sistemlerin dava konusu tasarımlarla alâkalı olmadığını, 2006/03266 tescil numarası ile tescilli tasarımın 2 farklı türde segman tasarımını içerdiğini, bu segmanların araçta rot ve rotbaşı toz lastiğinin üzerine takıldığını ve lastiği sıkmak için kullanıldığını, normal bir segmanın dik kesim uçlu, tek sarım yuvarlak çelikten yapıldığını ancak müvekkili şirketin tasarladığı ve ürettiği rot, rotil ve rotbaşı için kullanılan yay segmanlarının ise yuvarlak kesim uçlu, çift sarım ve ezilmiş (yassı) çelik telden yapıldığını, normal segmanların düz kesim olmasından dolayı üzerine yerleştirildiği lastiği kestiği ancak müvekkili şirket tarafından tasarımı yapılan segmanların ise yuvarlak kesim olmasından dolayı üzerine yerleştirildiği lastiği kesmediğini, müvekkil şirket adına 2007/02481 tescil numarası ile tescilli tasarımın kurtağzı diye tabir edilen yay segmanı tasarımı olduğunu, bu segmanlarda uç kesimi birbirini tamamlar nitelikte olduğundan kilitlenme özelliği bulunduğunu, davacı tarafın delilleri fotokopi olduğundan inceleme yapılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2006/03266-2 no.lu endüstriyel tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 18.07.2006 tarihi, 2007/02481-3 no.lu endüstriyel tasarım tescilinin de başvuru tarihi olan 14.05.2007 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, 2006/03266-1 no.lu endüstriyel tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 18.07.2006 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, 2007/02481-1 ve 2007/02481-2 no.lu endüstriyel tasarım tescillerinin başvuru tarihi olan 14.05.2007 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2006/03266 - 2 no.lu çoklu tasarımın ve 2007/02481 - 3 no.lu çoklu tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2006/03266 - 1 no.lu, 2007/02481 -1,2 no.lu çoklu tasarımlarına ilişkin hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait endüstriyel tasarımlara benzer olduğu tespit edilen ürünlerle arasındaki farkların "küçük ayrıntı" seviyesini aştığını, hükümsüzlüğüne karar verilen tasarımlara konu ürünlerdeki farklılaşmanın uç kısımlardaki birleşme detayları ve yapıldığı malzemeden kaynaklandığını, bilirkişilerin tespit ettiği benzerliklerin, teknik fonksiyonun icra edilebilmesi için zorunlu biçim koşullarından olduğunu, ürün uçlarının kesimi ve kullanılan malzeme yönünden birbirinden ayrıldığını, müvekkilinin tasarladığı ve tescil ettirdiği dava konusu rot, rotil ve rotbaşı için kullanılan yay segmanların, yuvarlak kesim uçlu, çift sarım ve ezilmiş (yassı) çelik telden yapıldığını, piyasada bulunan diğer segmanların ise dik kesim uçlu ve tek sarım yuvarlak çelikten yapıldığını, tescil tarihine kadar kamuya sunulmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararınn kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tasarım tescil belgesi ile tasarımın dış görünüşünün korunduğu, tasarım tescil belgesinde ürünün yapıldığı malzemeye ilişkin ayrıntı yer almadığından tasarımın yapıldığı malzemenin koruma kapsamı dışında olduğu, bilirkişi raporunda, 2006/03266 - 2 tescil no'lu tasarım yönünden yenilik giderici delil olarak incelenen, 08.04.2004 yayın tarihli US20040064928 Al no.lu patent belgesindeki tasarım görsellerinin, kesin tarih içeren belge olması ve tasarım başvuru tarihinden önce olması nedeniyle delil olarak değerlendirilebileceği, bilirkişi heyeti ek raporunda yapılan incelemede, karşılaştırılan her iki tasarıma konu ürünlerin dairesel forma sahip olduğu ancak kesitte yassı malzemeden yapıldığının gözlendiğinin tespit edildiği, yine 14.05.2007 başvuru tarihli 2007/02481-3 numaralı endüstriyel tasarım tescil belgesindeki 3 no.lu tasarım yönünden yenilik giderici delil olarak incelenen 21.10.1924 tarihli ve US1512020 A no.lu patent belgesinin kesin tarih içeren belge olması ve tasarım başvuru tarihinden önce olması nedeniyle delil olarak değerlendirilebileceği, bilirkişi heyeti kök raporunda, her iki segman tasarımda da plan görünüşte yuvarlak uç noktalarında birbirlerini tamamlar nitelikte açılı olarak bitirildiği, her iki tasarımın aynı olma derecesinde benzer olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde rapora ve mahkeme kararına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davalı tasarımlarının tasarım başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu, hükümsüzlük kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı tasarımlarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun’un 294 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6100 sayılı Kanun'un 294, 297 ve 298 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 'Hükmün kapsamı' başlıklı 297 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine, 'Hükmün yazılması' başlıklı 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında da "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. " düzenlemelerine yer verilmiş olup, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluktur. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi'nin kısa kararında, "...davalı adına TPE nezdinde tescilli 2006/03266 tescil no.lu 2 no.lu çoklu tasarımın ve 2007/02481 tescil no.lu 3 no.lu çoklu tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2-Davalının 2006/03266/1 no.lu 2007 /02481 tescil no.lu 1 ve 2 no.lu çoklu tasarımlarına ilişkin hükümsüzlük talebinin reddine" şeklinde karar verildiği gerekçeli kararda ise "...2006/03266-2 no.lu endüstriyel tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 18.07.2006 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, 2007/02481-3 no.lu endüstriyel tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 14.05.2007 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, 2006/03266-1 no.lu endüstriyel tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 18.07.2006 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, 2007/02481-1 ve 2007/02481-2 no.lu endüstriyel tasarım tescillerinin başvuru tarihi olan 14.05.2007 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı" belirtilmiştir. Mahkemece kısa karardaki gibi hüküm kurulmuş olmakla, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır ve infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, B. Davalı Temyizi Yönünden 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1086, K. 2023/3882, T. 19.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-1086-e-2023-3882-k-cac6e6f90d12