Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/8742 E. 2023/2859 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/8742
Karar No
2023/2859
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3302 Esas, 2021/1051 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/235 E., 2019/65 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.07.2013 tarihinde Türkiye İş Bankası'nın Elbistan Şubesi ile Kavaloğlu Gıda Tekstil İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. arasında genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi hükümlerine tabi olmak üzere toplam 500.000,00 TL limitli kredi açılması için müvekkili ile borçlu müteselsil kefil gösterilerek anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin müteselsil kefil olarak imzaladığı kredilerin tamamını ödediğini, müvekkilinin hissesinden fazla ödediği ve davalı hissesine isabet eden borç miktarını rücu hakkı olduğunu, ancak karşı tarafın borcunun olmadığı iddiası ile ilamsız icra takibine itiraz ederek haksız ve kötü niyetli olarak takibi durdurduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ile müvekkilinin kardeş oldukları ve aynı zamanda Kavaloğlu Gıda Tekstil İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin ortakları olduklarını, müvekkilinin tekstil işi yaptığını, davacının ise gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, ancak şirketin tüm yetkilerinin davacı tarafta olduğunu, her ne kadar limited şirketi adı altında bir ortaklık olsa da uygulamada bir aile şirketi şeklinde ve davacının şirketin tek sahibi gibi yıllarca kredi çektiğini ve kullandığını, şirket müdürü olduğu için tüm yetkiyi kendisinde topladığını, davaya konu kredinin de yine davacının tek başına kendi borçları için kullandığı bir kredi olduğunu, kredi tarihi ile eş zamanlı olarak davacının işyeri değişikliği yaptığını, bünyesinde çalışan işçiler ile haklarını ödemeden işten çıkardığı için Elbistan İş Mahkemesinde davalı olduğunu, birçok işçiye haklarını ödeyerek anlaşma sağlandığını, sonrasında adres değiştirerek başka bir isim altında yeni bir işyeri açtığını, müvekkilinin ise aynı işyerinde devam ettiğini, başlattığı icra takibinin de bu davada haksız ve kötü niyetli olduğunu, bankadan çekilen krediden sonra davacının ticari hayatında yaptığı faaliyetler, değişiklikler de bunun en büyük kanıtı olduğunu, ödemelerde müvekkilinin de fazlasıyla ödeme yaptığını, muhasebe kayıtları incelendiğinde bunların ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın delil avansını yatırmadığı, talimata hazır hale getirilen dosyanın celse talikine sebep olunduğu ve bu suretle bilirkişi incelemesi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayıldığı, mevcut deliller kapsamında incelenmesi ihtisas gerektiren taraflara ait ticari defter kayıtları ile kredi sözleşmesi kayıtları üzerinde mahkemece resen inceleme yapılarak karar verilemeyeceği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu kredi ile ilgili delillerin toplanmadığını, ilgili bankanın mahkemenin müzekkeresine dahi gerekli cevabı veremediğini, dava konusu olayla ilgili deliller toplanmadan dosyanın bilirkişiye gönderilmesi mümkün olmadığını, mahkeme 07.02.2019 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara kararı ile taraf vekillerine ait ticari defter kayıtları ve muhasebe defterlerini mahkemeye sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiğini, bu süre içerisinde davalı vekili müvekkiline ait ticari defter kayıtlarını mahkemeye sunduğunu ancak mahkeme, davacıya ait ticari defter kayıtlarının sunulmadığından bahsettiğini, delil avansının süresinde yatırılmaması, duruşmanın talikine neden olmuyor ise bu hususta taraflara yeniden süre verilmesi gerektiğini, bu hususla ilgili pek çok Yargıtay kararı bulunduğunu, mahkemenin ispat yükü hususunda hiç bir değerlendirme yapmadığını, davalının ödeme iddiasını ispat ile yükümlü olduğunu, 2 numaralı ara kararda ise banka kayıtlarının muğlak biçimde istendiği ancak bu kayıtların da kendilerine ancak karardan sonra iletildiği, tanık ve yemin deliline dayanmalarına rağmen bu konuda ispat şansı verilmediğini, alacağın belgeler ile sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda ispat yükünün davacıda olduğu ve dava konusu ile ilgili hesap yapılması gerektiği, 07.02.2019 tarihli oturumun 6 nolu bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararı gereğinin davacı tarafından yerine getirilmediği, ara kararının usule uygun olduğu ve gereği yerine getirilmediği takdirde sonuçlarının davacı vekiline ihtar edildiği, buna karşın bir ay sonraki oturuma kadar ara kararı gereği yerine getirilmediğinden davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, mevcut dosya durumu itibariyle davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/8742, K. 2023/2859, T. 10.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-8742-e-2023-2859-k-a3ca40afcac7