Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/5885 E. 2023/2826 K. – Kayyım Atanması

Konu: Kayyım Atanması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/5885
Karar No
2023/2826
Karar Tarihi
Konu
Kayyım Atanması

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/260 Esas, 2021/647 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/523 E., 2020/802 K. Taraflar arasındaki kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı firmanın müvekkili tarafından kurulduğunu ve çok değerli bir yalının maliki olduğunu, müvekkilinin davalı şirketteki hisselerini, şu an boşanma aşamasında olduğu eşi ...’a ve müşterek çocukları ... ...’a, 2005 ve devamı yıllarda devir ettiğini, davalı şirketin 52/100 hissesi ...’a, 48/100 hissesi de ... ...’a ait olduğunu, ...’ın da davalı şirketin tek başına temsil ve ilzama yetkili tek yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu eşi ... ve müşterek çocuk ... ...’ın, müvekkiline borçlarının olduğunu, bu borçlarıyla ilgili olarak bu kişilere karşı açılmış icra takiplerinin bulunduğunu, bu takip dosyalarından dolayı davalı şirkete haciz müzekkereleri ve birinci haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkilinin borçlusu olan ...’ın, haciz müzekkeresi ve birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği davalı şirketin imzaya yetkili tek yöneticisi olduğundan, kendisi ve müşterek çocuğun menfaatini ilgilendiren ve davalı şirket ile menfaat çatışması oluşturan, haciz müzekkeresi ve birinci haciz ihbarnamelerinin gereğini yerine getirmediğini, temsil ve ilzam yetkisini açıkça kötüye kullandığını davalı şirketin içini boşaltmak ve müvekkile olan borçlarının tahsilini imkansız kılmak için şirketin oldukça değerli olan bu yalısını satılığa çıkardığını, dolayısıyla davalı şirket yönetim kurulu ile şirket arasında menfaat çatışması doğduğunu ileri sürerek davalı şirkete yönetim ve temsil kayyumu atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette ortaklığının veyahut yöneticiliğinin bulunmadığı, yönetim kayyımı veyahut temsil kayyımı atanması istemli davaları ancak ortaklık sıfatı bulunan kişilerin açabileceği, ortaklık sıfatı bulunmayanların bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlusu ve davalı firmanın tek başına temsil ve ilzama yetkilisi olan ...’ın şirkete gönderilen haciz müzekkerelerinin ve ihbarnamelerinin gereğini yerine getirmediğini, dolayısıyla temsil yetkisinin kısıtlanmaması halinde davalı firmanın içini boşaltacağı ve müvekkilin alacaklarını tahsil etmesinin imkansız hale geleceğini, alacaklılara yöneticilere karşı sorumluluk davası açma hakkı verilmişken, alacaklıların menfaatlerinin korunması adına şirkete kayyum atanması için dava açabileceklerinin kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirketteki hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve dava tarihi itibariyle şirketin ortağı olmadığı ihtilafsız olmasına göre, davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemli dava açmakta, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365'inci maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağının düzenlendiği, davalı anonim şirkette organ boşluğu bulunmadığı, kanunda anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı, yönetim kurulunun görevden alınması, seçilmesi 6102 sayılı Kanun'ın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetki olduğu gözetildiğinde davacının bu davayı açmakta aynı zamanda hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkin olup, kayyım atanması talebi için şirket ortağı sıfatı olması gerekip gerekmediği hususu uyuşmazlık konusudur. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371, 375, 376 ve 379 uncu maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 365 inci maddesi ile 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 403, 426 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı yasanın 427 nci maddesinin dördüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5885, K. 2023/2826, T. 09.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-5885-e-2023-2826-k-da1b63ec2da4