Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/795 E. 2026/6814 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/795
- Karar No
- 2026/6814
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/187 E., 2024/227 K. SUÇ :Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2024 tarihli ve 2023/187 Esas, 2024/227 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2024/23635 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2026 tarihli ve KYB-2026/2486 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2026 tarihli ve KYB-2026/2486 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinde yer alan, “(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.(4) Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda inceleme dışı sanık ...'nin mağdurun zararını tamamen giderdiği, bu durumun dosya kapsamında bulunan dekont ile sabit olduğu, inceleme konusu sanık ...'in zararının giderimine açıkça karşı çıkmadığı ve bu sebeple sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; " Dolandırıcılık suçunun, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." ve aynı fıkranın son cümlesinde; "Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükümleri yer almaktadır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin birinci fıkrasının; "Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir", şeklinde ve aynı maddenin ikinci fıkrasının ise; "Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." şeklinde düzenlediği belirlenmiştir. 3. Suçun iştirak halinde işlenmesi durumunda, sanıklardan biri veya birkaçının iade veya tazmin yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde, diğer suç faillerinin bu yerine getirmeye karşı çıkmadıkları takdirde o sanıklar hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; katılanın zararının inceleme dışı sanık ... tarafından 10.03.2024 tarihinde kovuşturma aşamasında giderildiği ve bu sanık hakkında verilen cezada 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi uyarınca yarı oranında indirim yapıldığı halde, katılanın zararının giderilmesine herhangi bir karşı duruşunun bulunmadığı anlaşılan sanık ... hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, bununla birlikte; hükmün gerekçesinde "...sanığın sabit görülen eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l maddesi uyarınca cezalandırılması cihetine gidildiğinin..." belirtilmesine rağmen, sanık hakkında aynı Kanun'un 158/1-f maddesi uyarınca hüküm kurulması hususları Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi belirtilen nedenlerle yerinde görülmüş, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.02.2018 tarihli ve 2015/8-395 Esas, 2018/34 Karar, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.09.2018 tarihli ve 2015/13-1066 Esas, 2018/373 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, kişiselleştirme nedenlerinin yeniden değerlendirilmesi bakımından gereğinin mahallinde takdir ve ifasına karar verilmiştir.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2024 tarihli ve 2023/187 Esas, 2024/227 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2026 tarihinde karar verildi.