Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/317 E. 2025/11532 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2023/317
Karar No
2025/11532
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının katılan vekili ve sanık müdafi tarafından temyizi üzerine gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ 1.İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f, son, 62, 52... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 41.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 03.06.2021 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan5237 sayılı Kanun'un 157, 62, 52, 51... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz istemi, sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından teşdiden cezalandırılması gerekir iken verilen usul ve yasaya aykırı kararın resen nazara alınacak sebeplerle bozulması gerektiğine, 2.Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanık hakkında beraat kararı verilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğine, İlişkindir. III. GEREKÇE A.Katılan vekilinin resmi belgede sahtecilik suçu açısından temyiz başvurusu yönünden Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2019 tarihli ve 2013/237 Esas, 2019/417 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 23.12.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği ve temyize konu bir hüküm bulunmadığından bu suç yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmiştir. B.Dolandırıcılık suçu açısından temyiz başvuruları yönünden Sanığın kendisini ... Metal Demir ... Limited Şirketinin yetkilisi olmadığı halde yetkilisi gibi tanıtıp profil demir ürünleri satmak maksadıyla katılan ... ... ve ...'ın yetkilisi olduğu şirkete giderek demir profil satışı yaptığı, katılan firmanın peşin ödeme olarak 25.05.2011 keşide tarihli 25.000 TL bedelli çeki sanığa verdikleri, sanığın çek olarak ödemeyi almasına karşılık ürünleri teslim etmediği gibi çeki ticari ilişki karşılığında hakkında KYOK kararı verilen ...'ya verdiği, bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğ iddia olunan olayda, yapılan araştırmada, RotaMetal şirketinin adının bitişik yazılmaması nedeniyle soruşturma aşamasında ticari sicil kayıtlarına rastlanmadığı, ...'in 10 yıllığına şirket yetkili temsilcisi olduğunun anlaşıldığı ve evraklarda ...'ın isminin geçtiği, tanık olarak dinlenen ...'ın sanığın bu şirketin sahibi olduğunu söylemesi nedeniyle Rotametal isimli şirketin var olduğunun ve sanığın da bu şirket adına hareket ettiği anlaşıldığından suçun sübutu halinde eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-h maddesine göre nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı belirlenmekle yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, sanık hakkında İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince 5271 sayılı Kanun'un 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açılmaksızın hukuki süreçte belirtilen nedenle bozulmasına karar verildiği, fakat anılan fıkranın (e) ve (f) bentlerinde İlk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen bu bozma kararının aynı Kanun’un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından duruşma açarak karar vermek yerine sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırı şekilde 03.06.2021 tarihli bozma kararı verildiği ve anılan karara karşı direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden hüküm kurulduğu, bu kararın yeniden istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince duruşma açılmaksızın sanığın beraatine karar verildiği somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2019 tarihli ilk kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı ve bu şekilde yargılamaya devam edilerek 04.10.2022 tarihli inceleme konusu beraat kararlarının verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A.Katılan vekilinin resmi belgede sahtecilik suçu açısından temyiz başvurusu yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle temyiz başvurusunun Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B.Dolandırıcılık suçu açısından temyiz başvuruları yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üyeler ... ve ...'in karşı oyları ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde; dolandırıcılık suçunun, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenmesi durumunda, nitelikli dolandırıcılık suçunun meydana geleceğini düzenlemiştir. Tacir; Türk Ticaret Kanununun 14. maddesinde; “Bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtalariyle halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmıyan diğer bir şirket adına (ortak sıfatiyle) muamelelerde bulunan kimse, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi mesul olur” biçiminde düzenlenmiştir. 14. maddenin ikinci fıkrasına göre; her hangi bir kişinin, ticari bir işletmeyi, fiilen faaliyete geçirmemiş olması halinde de ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilanlar ile halka duyurmuş olması ya da işletmesini ticaret siciline kaydettirip, bu durumu ilan etmesi durumunda da o kimse yine de tacir sayılacaktır. Ticaret Kanununda bu şekilde tarifini bulan tacirin, ticari faaliyeti sırasında dolandırıcılık suçunu işlemesi durumunda, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiği kabul olunacaktır. Tacir, malını satarken dolandırıcılık suçunu işlemiş ise kendisine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle bu fiili gerçekleştirdiğinden anılan bent uyarınca cezalandırılması gerekecektir. İşlenen suçun, tacirin ticari faaliyeti ile ilgisinin bulunmaması halinde; örneğin, tacirin eşine evlilik hediyesi olarak otomobil satın alması sırasında dolandırıcılık suçunu işlemesi durumunda bu bent uygulanamayacaktır. Küçük ve mahcurlara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten veli ve vasinin tacir sayılamayacağı, tacir sıfatının, temsil edilene ait bulunduğu, ancak kanuni mümessilin ceza hükümleri bakımından tacir gibi mesul olduğu anılan Kanunun 15. maddesinde düzenlenmiştir. Şirketler ise Türk Ticaret Kanunu'na göre; kollektif, komandit, limited, anonim ve kooperatif şirketleri olarak kurulmaktadır. Yine 5237 sayılı TCK'nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde; şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunu işlemeleri nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle bir şirketin olması, failin ise o şirketin yöneticisi veya şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olması ve suçun, şirketin faaliyeti sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak işlenmesi gerekmektedir. Fail hakkında bu hükme göre cezalandırılabilmesinin istenebilmesi için öncelikle, ticari faaliyeti olan bir şirketin bulunup bulunmadığı, şirketin kurulup tüzel kişilik kazanıp kazanmadığı, suçun işlendiği tarihte failin şirket yöneticisi veya temsilcisi olup olmadığı, işlenen fiilin ticari faaliyetle ilgisinin bulunup bulunmadığı tespit olunmalı, bu şartların varlığı halinde sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesine göre cezalandırılması istenmelidir. Şirket yöneticisi olmayıp, şirkette çalışan kişilerin, şirket adını kullanarak dolandırıcılık suçunu işlemeleri halinde bu bentteki nitelikli halden söz edilemeyeceği için şartları var ise maddenin diğer bentlerindeki nitelikli hallerin var olup olmadığının araştırılması zorunludur. Bunların bulunmaması durumunda dolandırıcılık suçunun basit halini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 157. maddesi uyarınca failin cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayımızda, ... Metal şirketini 10 yıllığına temsile yetkili kişinin ...'in olduğunun anlaşıldığı, sanık ...’ın ise adı geçen şirketin kuruluş aşamasında 3 ay süreyle satış elemanı olarak çalıştığını savunmalarında beyan etmesine göre, sanığın şirket adına hareket eden kişi olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, sanığın eyleminin TCK 157/1 maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, suç tarihi 25.05.2011 ile inceleme tarihi arasında TCK 66/1-e, 67/4 üncü maddelerinde belirtilen zamanaşımının dolduğu anlaşılmakla dolandırıcılık suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.16.09.2025

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/317, K. 2025/11532, T. 16.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2023-317-e-2025-11532-k-930c180c276d