Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/8457 E. 2024/12138 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8457
- Karar No
- 2024/12138
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2018 tarihli ve 2017/142 Esas, 2018/14 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan suçundan, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, karar verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, ve 50 nci maddeleri uyarınca 6000,00 ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. İstanul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 21.10.2020 tarihli ve 2018/735 Esas, 2018/92 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde: sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmünün kaldırılmasına, sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 maddesinin ikinci fıkrası, 43., 62 maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii tarafından; sanığın atılı suçu işlemediği, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği gerekçeleriyle hüküm temyiz edilmiştir. III. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak, somut olayda sanığın aynı suç işleme kararıyla suça konu çekleri ciro yaparak borcundan dolayı katılana verdiğinin anlaşılması karşısında, tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, gözetilmeden, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla cezaya hükmolunması, hukuka aykırı olup, belirtilen hukuka aykırılık bozma nedeni yapılmamış ve bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 21.10.2020 tarihli ve 2018/735 Esas, 2018/929 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği sanık hakkında kurulan hüküm fıkrasının ilgili bölümünde yer alan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından tamamen çıkartılması, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığı paragraftaki “ 3 yıl 1 ay 15 gün” ibaresinin çıkartılıp yerine “2 yıl 6 ay” ibaresinin eklenmesi ile hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2024 tarihinde karar verildi.