Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/39710 E. 2024/11880 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/39710
Karar No
2024/11880
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2016/728 Esas, 2018/309 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinin birinci fıkrası, 62/1, 52/2,4, 51. ve 53. maddeleri uyarınca uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi olarak belirlenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 20.03.2019 tarihli ve 2018/2584 Esas, 2019/732 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafinin istinaf başvurusunun duruşma açılarak yapılan incelemesi neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157. maddesinin birinci fıkrası, 43/1 maddesi, 62. maddesi, 52. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı cezalandırılması gerektiği belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Sanık müdafinin temyiz isteği; katılan ile sanık arasındaki suça konu eylemin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğunu, sanığın dolandırma kastı ile hareket etmediğini, katılanın başından beri sanığın hangi saik ile hareket ettiğini bildiğini, dolandırıcılık suçunun unsurlarının somut olayda gerçekleşmediğini, sanığın beraati yerine mahkumiyetine ilişkin karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. 3. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; tarafların arkadaş olduklarını, aynı evde bir süredir kaldıklarını, aralarındaki anlaşmazlığın hukuki nitelikte olduğunu, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları açısından oluşmadığını, beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyete ilişkin karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık ve katılanın duygusal birliktelik yaşadıkları, bu süreçte sanığın katılana önce annesinin felç geçirdiğini ve bakıma muhtaç olduğunu söyleyerek, daha sonrada annesinin öldüğünü, mezar taşını yaptırması gerektiğini, parasının olmadığını söyleyerek katılandan 47.000,00 TL aldığı, parayı geri ödemediği, sanığın duygusal birliktelik içerisinde katılanın zaafiyetinden faydalandığı ve katılanı kandırdığı, özellikle annesinin hastalığı ve bakıma muhtaç olduğuna dair yalanının annesinin başka bir şehirde yaşaması nedeni ile katılan tarafından kolayca tespit edilemeyeceği, suçun hile unsurunun gerçekleştiği kabul edilen olayda mahkumiyet hükmü kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın eyleminin basit yalan düzeyinde kabul edilemeyeceği, duygusal birliktelik içerisinde katılanın zaafiyetinden faydalandığı ve katılanı kandırdığı, özellikle annesinin hastalığı ve bakıma muhtaç olduğuna dair yalanının annenin başka bir şehirde yaşaması nedeni ile katılan tarafından kolayca tespit edilemeyeceği, suçun hile unsurunun gerçekleştiği kabul edilmekle, sanığın eylemine atılı dolandırıcılık suçunu işleği yönündeki ilk derece mahkemesinin oluş ve sübuta ilişkin kabulünde isabetsizlik görülmemiş ise de; sanığın, aynı suç işleme kararından hareketle katılanı farklı tarihlerde hileli hareketlerle kandırarak haksız menfaat sağladığının kabul edilmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerine ilişkin TCK'nın 43/1 maddesinin uygulanması gerektiği ile eyleme uyan TCK'nın 157/1 maddesinde hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiği gözetilmeyerek az ceza tayini suretiyle hüküm kurulduğu gerekçesiyle, sanık hakkındaki İstanbul Anadolu 54. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarih, 2016/728 Esas, 2018/309 Karar sayılı kararı ile Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca kaldırılarak, sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE 1.Dosya kapsamında sanığın duygusal birliktelik içerisinde olduğu katılanın zaafiyetinden faydalandığı ve katılanı kandırdığı, özellikle annesinin hastalığı ve bakıma muhtaç olduğuna dair yalanının annesinin başka bir şehirde yaşaması nedeni ile katılan tarafından kolayca tespit edilemeyeceği, suçun hile unsurunun gerçekleştiği, sanığın bu şekilde haksız menfaat elde etmiş olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, Mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. 2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin, sanık müdafinin ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstarbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 20.03.2019 tarihli ve 2018/2584 Esas, 2019/732 Karar sayılı kararında katılan vekili, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 54. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinine Karar gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/39710, K. 2024/11880, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-39710-e-2024-11880-k-ed3fe3c2fdeb