Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/35520 E. 2025/10788 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/35520
- Karar No
- 2025/10788
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/356 E., 2015/409 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık HÜKÜMLER : Düşme, beraat, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında "18.09.2007-2006" olarak yanlış gösterilen suç tarihinin "2004 - 2005 - 20 06... yılları" olarak ve "Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik" şeklinde yanlış yazılan suç adının "bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık" şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. A. Katılan Vekilinin Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Düşme ve Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...Hakkında Beraat Kararlarına Yönelik Temyiz Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kayıtlarına göre ...'ın hükümden önce 25.10.2022 tarihinde, ...'nın 29.07.2008 tarihinde, ...'nın 07.11.2011 tarihinde, ...'un 08.09.2012 tarihinde, ...'ın 21.12.2012 tarihinde öldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5252 sayılı TCK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddeleri karşısında; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e yüklenen "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık" suçunun Kanundaki cezasının miktarı ve üst sınırına göre, bu sanıklar yönünden suç tarihi olan 2004 yılı ve haziran 2005 öncesi yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/3 ve 104/2. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği, anlaşılmış olmakla; mahkemece adı geçen sanıklar bakımından verilen düşme kararlarında ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...hakkındaki beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı ve sanıklar hakkındaki kamu davalarının düşmesine karar verilmesi Mahkemece gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri ve sanıklar hakkındaki kamu davalarının düşmesine kara verilmesi yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Katılan Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre sanığın hükümden sonra 05.07.2016 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 222/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C. Katılan Vekilinin ve Sanık ... Müdafiinin Sanık Hakkında Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz Başvuruları Yönünden Yapılan İncelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Suçun mağduru kamu kurumu olup, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından mahkemeye gönderilen 08.01.2014 tarihli cevabi müzekkere yazısında kurum zararının 128.069.13 TL olduğunun belirtilmesi karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayini,
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin gözetilmesi zorunluluğu,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321 inci maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.07.2025 tarihinde karar verildi.