Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/26770 E. 2024/2141 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26770
- Karar No
- 2024/2141
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/270 E., 2016/94 K. SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/270 Esas, 2016/94 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son bendi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 38.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii temyiz dilekçelerinde özetle; dosyada somut ve her türlü kuşkudan uzak yeterli delil bulunmadığı, sanığın biçer döveri satın alması karşılığında bedelinin bir kısmını kapora olarak tanık Yüksel Doğan aracılığıyla Ziraat banka havalesi ile kalan kısmını da biçer döver geldiğinde getiren kişilere nakit olarak ödediği, Mahkemece şahit beyanına da itibar edilmediği, kapora ödemesinin araştırılmadığı, savunma şahidi ...'nun dinlenmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı, katılanın da açık beyanıyla satış bedelinin 12.000,00 TL olmasına karşılık müvekkilimin 14.360,00 TL'lik çek göndermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanıktan aldığı çeki kargo ile katılana gönderdiğini iddia eden tanık ...'ın da dinlenmediği, katılanın tanığı olan şahit...’ın aslında baş şüpheli olduğu, zira katılana sahte çeki gönderdiğinin sabit olduğu, bu beyanlara göre mahkumiyet kararı verilemeyeceği, çekin arkasına sanığın cirosunu almadan çekin teslim alınmasının ticari hayatın olağan akışına ters olduğu, Mahkeme her ne kadar gerekçesini müvekkilimin ödemeyi nakit yaptığına ilişkin savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna, sanığın banka ya da PTT havalesi yoluyla kolaylıkla ve güvenli bir şekilde parayı gönderebilecekken aksine davranması hayatın olağan akışına aykırı olduğuna dayandırmışsa da buna katılmadıkları; sanığın satın aldığı biçer döveri teslim almadan ve hatta görmeden satış bedelinin tamamını banka ya da PTT aracılığı ile katılana ödemesi hayatın olağan akışına aykırılık olacağı, şüpheden sanığın yararlanacağı gerekçeleri ile ve res'en gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, katılan ...'den biçer döver aldığı, karşılığında tamamen sahte üretildiği belirlenen suça konu çeki vererek üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Katılan ..., iddia yönünde beyanda bulunmuş, mağdur ..., banka yetkilisi olduğu ve katılanın ibraz ettiği çekin sahte olduğunu belirlediklerini belirtmiştir. 3. Dosyadaki uzmanlık raporlarının birlikte değerlendirilmesinden özetle; çekin tamamen sahte olduğu, çekin ön ve arka yüzündeki imzaların sanığa, şahit...'a, katılana, lehdar görünen kişiye, keşideci görünen şirketin yetkililerine ait olduğuna dair yeterli bulgu tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür. 4. Şahit Yüksel Mahkemece dinlenmiştir.
IV. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin birinci fıkrası; "Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir." hükmünü amir ise de somut olayda sanıkla katılan arasındaki faks iletişimi, çekin kargo ile gönderildiği hususundaki kargo şirketinin kayıtları nazara alındığında, katılanın beyanının maddi yan deliller ile doğrulanması karşısında tanık ...'ın dinlenmesinden ara kararında vazgeçilmesine ve diğer tanık ...'nun dinlenmemesine yönelik tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. 2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/270 Esas, 2016/94 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2024 tarihinde karar verildi.