Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/265 E. 2024/143 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/265
Karar No
2024/143
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/264 E., 2016/19 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi düzeltilerek onama, kısmi bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/264 Esas, 2016/19 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 ncü, 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından aynı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrasının yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 62 nci, 53 ncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, karara itiraz ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sabıkalı olup çeşitli suçlardan araması bulunan sanığın kendisinin fotoğrafı ve şikâyetçi ...'un kimlik bilgilerini içeren tamamı sahte olarak düzenlendiği anlaşılan sürücü belgesini ibraz ettiği iddia ve kabul olmuştur. 2. Sanık savunmasında para karşılığında belgeyi düzenlettirdiğini ve sahte sürücü belgesini otel konaklamasında bir kez kullandığını beyan etmiştir. 3. Kriminal rapor ile, inceleme konusu sürücü belgesinin tamamen sahte olduğu ve aldatıcılık niteliği bulunduğu tespitleri yapılmıştır. 4. Mahkemece suça konu sahte sürücü belgesi 19.01.2015 tarihli duruşmada incelenmiş ve aldatıcılık niteliğinin olduğu yönünde tespit yapılmıştır. 5. Mahkemesince, sanığın araması olduğu için başkasına ait sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırarak başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak ve sahte sürücü belgesini kullanarak üzerine atılı "Resmi Belgede Sahtecilik ve Başkalarına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerini Kullanma" suçlarını işlediği sanık ikrarı ile sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak; suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş olup bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden 1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması halinde başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun unsurları oluşmayacaktır. Somut olayda hakkında arama kararları bulunan sanığın şüphe üzerine yakalandığında üzerinde sahte sürücü belgesinin ele geçtiği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, dolayısıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması suçunun yasal unsurları oluşmadığı halde beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, 2. Kabule göre de, a) 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, yasaya aykırı b) Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümü (A) bendinde açıklanan nedenlerle ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/264 Esas, 2016/19 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün son paragrafında yer alan "TCK 54.madde gereğince müsaderesine" ibaresinin çıkartılarak yerine "dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümü (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/264 Esas, 2016/19 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/265, K. 2024/143, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-265-e-2024-143-k-791468cc1490