Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/1234 E. 2024/354 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/1234
- Karar No
- 2024/354
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/476 E., 2016/4 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul (Kapatılan) 75. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/476 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Hakkında, hırsızlık suçlarından kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin infazı amacıyla yakalama kararı bulunan sanığın, gizli bir ihbarcı tarafından ikâmetinde bulunduğu sırada kolluk güçlerine ihbar edilmesi üzerine ikâmete giden görevli memurlara kardeşi S.G.’ye ait fakat üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanını ibraz ettiği, S.G. kimlik bilgileri esas alınarak Yakalama Tutanağı tanzim edildiği ve sanığın söz konusu tutanağı S.G. adıyla imzaladığı, gizli ihbarcının fotoğraf teşhisi ve S.G.’nin beyanlarını müteakip sanığın gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiği anlaşılmıştır. 2. Sanık eylemlerini ikrar ederek hakkındaki hapis cezalarının infazından kaçmak amacıyla suça konu eylemleri gerçekleştirdiğini beyan etmiştir. 3. Emniyet Genel Müdürlüğü... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 29.04.2015 tarihli; "inceleme konusu nüfus cüzdanındaki hâlen mevcut fotoğrafın, evvelce aynı yerdeki fotoğrafın sökülmesinden sonra (tahrifen) yapıştırılmış olduğu, ... sahtecilik ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu cihetle, aldatma kabiliyetini haiz olduğu," görüşünü içerir Uzmanlık Raporu dava dosyasında mevcuttur. 4. Suça konu sahte belge aslının dava dosyasında mevcut olduğu belirlenerek Heyet tarafından yapılan inceleme ve gözlemde, fotoğraf üzerinde soğuk damga ve mühür izinin bulunduğu ve sahteliğin ilk bakışta ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olması nedeniyle belgenin aldatıcılık niteliğine sahip olduğu anlaşılmıştır. 5. Sanığın yakalanması üzerine S.G. adına Yakalama Tutanağı tanzim edildiği ve sanık tarafından S.G. adıyla imzalandığı belirlenmiştir. 6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden 1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. 3. Re'sen incelenen hususlar yönünden; a. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.06.2013 tarihli ve 2013/8 Esas, 151/304 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğü bulunan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken en ağır cezayı içeren ilâmın tekerrüre esas alınması gerekirken sanığın adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2007 tarihli ve 2006/382 Esas, 2007/472 Karar sayılı, 2 yıl 1 ay hapis cezasına ilişkin ilâmı yerine daha az cezayı içeren Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2010 tarihli ve 2009/134 Esas, 2010/7 Karar sayılı, 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilâmın tekerrüre esas alınması, b. Suça konu belgenin, dava dosyasında delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hususları hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması 1. 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgileri kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahati oluşur. Somut olayda sanığın, hakkında kesinleşmiş hapis cezalarının infazı amacıyla çıkarılan yakalama kararlarından kaçmak amacıyla kardeşi S.G.'nin bilgilerinin yer aldığı suça konu nüfus cüzdanını kolluk güçlerine ibraz ettiği ve S.G.'nin kimlik bilgileri esas alınarak Yakalama Tutanağı tanzim edildiği, görevli kolluk güçlerince imzalanan tutanağın, sanık tarafından da S.G. adıyla imzalandığı anlaşılmakla, sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği ve başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği nazara alındığında sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan hüküm kurulması, 2. Kabul ve uygulama yönünden; a. Vasıf itibarıyla kabul edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, b. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması, b. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.06.2013 tarihli ve 2013/8 Esas, 151/304 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğü bulunan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken en ağır cezayı içeren ilâmın tekerrüre esas alınması gerekirken sanığın adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2007 tarihli ve 2006/382 Esas, 2007/472 Karar sayılı, 2 yıl 1 ay hapis cezasına ilişkin ilâmı yerine daha az cezayı içeren Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.010 tarihli ve 2009/134 Esas, 2010/7 Karar sayılı, 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilâmın tekerrüre esas alınması, c. Yargılama gideri olarak hesaplanan miktarın, 5271 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına 6352 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesiyle eklenen değişiklik doğrultusunda terkin edilecek miktarın altında kaldığı gözetilmeden hazineye yükletilmesi yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi, Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde (A-3) paragrafında açıklanan nedenlerle,... (Kapatılan) 75. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/476 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulandığı paragrafta yer alan; "Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/134 esas, 2010/7 karar" ibaresinin hükümden çıkarılması ve yerine; "Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2007 tarihli ve 2006/382 Esas, 2007/472 Karar" ibaresinin eklenmesi; yargılama giderlerine hükmedilen paragraftan önce gelmek gelmek üzere "Suça konu belgenin dava dosyasında delil olarak saklanmasına," şeklindeki paragrafın hükme eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğnama'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından tekerrür hükümlerine ilişkin düzeltme yönünden 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilâm nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun dikkate alınmasına, B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Gerekçe bölümünde (B) başlığı altında açıklanan nedenlerle... (Kapatılan) 75. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/476 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından tekerrür hükümleri yönünden 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilâm nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun dikkate alınmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi.