Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21968 E. 2023/6381 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/21968
- Karar No
- 2023/6381
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/518 E., 2015/320 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli ve 2014/518 Esas, 2015/320 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 2.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın bankaya yalnızca kredi talebi için evrak gönderdiği, herhangi bir kredi sözleşmesi ve krediye bağlı bir para temin etmediğinden nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının, suça konu nüfus cüzdanının aldatma niteliği bulunmadığından da resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan kimlik bilgileri ise katılana ait olan sahte nüfus cüzdanı ile ... A.Ş.Kartal Çarşı Şubesinden kredi talebinde bulunduğu, tüketici kredisi sözleşmesi ve belgelere katılanın ismini yazarak imzalar attığı, banka görevlilerinin kimliğe baktıklarında, seri numarası bölümünün daha kalın yazıldığını, sanığın fiziki görünümünün yaş itibarıyla nüfus cüzdanındaki doğum tarihiyle uyumlu olmadığını gözlemlemeleri ve verdiği telefon bilgisinin de sistemlerde kayıtlı olmadığını tespit etmeleri sonrasında durumu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bildirmeleri üzerine sanığın yakalandığından bahisle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. Sanık sorgusunda; suçları ikrar etmiştir. 3. Emniyet Kriminal Uzmanlık raporu ile suça konu belgenin tamamen sahte düzenlendiği ve aldatma niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir. 4. Mahkemece, 06.10.2015 tarihli celsede, suça konu belgenin aldatma niteliğine ilişkin gözlem yapıldığı anlaşılmıştır. 5. Sanığın imzaladığı bireysel kredi sözleşmesi ve ekleri, olay tutanağı ile suça konu nüfus cüzdanının dosya içerisinde olduğu görülmüştür. 6. Mahkemece, yüklenen suçların sübutu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden 1. Suça konu belgeye ilişkin düzenlenen Emniyet Kriminal Uzmanlık raporu, aldatma niteliğine ilişkin Mahkeme gözlemi karşısında; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden 1. Sanığın sübut bulan ve teşebbüs aşamasında kalan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde düzenlenen "banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı gözetilmeden aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince hüküm kurulması; adli para cezasının tayininde, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde, asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, temel adli para cezasının gün olarak tayininden sonra 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesi uyarınca adli para cezasının belirlenerek belirlenen bu miktar üzerinden indirimler yapılması hususları sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Sanığın ... ismiyle imzaladığı sözleşme ve belgelerin mevcut olması, menfaat temin edememesi nedeniyle hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması karşısında; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli ve 2014/518 Esas, 2015/320 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2023 tarihinde karar verildi.