Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/2120 E. 2023/10745 K. – Özel Belgede

Konu: Özel Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/2120
Karar No
2023/10745
Karar Tarihi
Konu
Özel Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/372 E., 2016/1 K. SUÇ : Özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2014/372 Esas, 2016/1 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaleti ile 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca takdiren teşdiden 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi ile infaz sonrasında hak yoksunluklarının uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaleti ile 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü, 51 inci maddeleri uyarınca takdiren teşdiden 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafii temyizinde özetle; katılanın, belgenin elinden rızası hilafına çıktığı benzeri bir iddiada bulunmadığı, belgeyi tümden inkar ettiği, ama imzanın katılana ait çıktığının tespitlendiği, bu nedenle somut olayda evrakta sahtecilik değil açığa imzanın kötüye kullanılması suçu oluşabileceği, ancak, yerleşik içtihatlara göre açığa imzanın kötüye kullanıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği, yazılı delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesi ile ve resen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması istenmiştir. Katılan vekili temyizinde özetle; sanıkların cezalarının caydırıcı olmadığı, sanıkların bu belgeyi Mahkemeye sunduğu ve icra takibinin durdurulduğu, katılanın 800.000,00 TL alacağına yıllardır kavuşamayıp büyük zarara uğradığı, sanık ...’in evvelce de aynı suçtan sabıkalı olduğu, katılanın zararının giderilmediği, yargılamada suçtan kurtulmaya yönelik inkarları ve hiçbir pişmanlık duymamaları, Mahkemeyi yanıltmak kastıyla yalancı tanık dinletmelerinin bu suça yatkınlığını gösterdiği, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi kapsamında sanıkların olumlu tutum ve davranışlar da sergilemediği, bu nedenler ile temel cezanın az tayin edidiği, 62 nci maddenin uygulanmasının ve sanık ... ‘in cezasının ertelenmesinin hakkaniyetsiz olduğu gerekçeleri ile kararın bozulması istenmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Baba- oğul sanıkların katılanla olan ticari alışverişten dolayı sanık ...'in borçlu, sanık ...’in kefil olduğu, vadeleri 2011 yılı Şubat ayı, toplamda 800 bin TL. bedelli üç adet senedi düzenleyerek katılana verdikleri, borç ödenmeyince katılanın icra takibi başlattığı, sanıkların borca itiraz ederek "Ben ... ... ve ...'in bende bulunan 10.02.2011 (250.000 TL) 25.02.2011 (300.00 TL) 20.02.2011 (250,000 TL) lik senetleri hesaplaşıldı, hiç bir alacağını kalmadı. Bu senetleri ya imha ya da teslim edeceğim ayrıca Sebiha Kekeç adına veya unutulmuş bir senet var ise hiç bir geçerliliği yoktur Aksi halde tüm mesuliyet bana aittir ...- imza 15.08.2011" içerikli yazının suretini onaylayarak İcra Hukuk Mahkemesine sundukları, sanıkların, katılanın başka bir belgeye attığı gerçek imzasını ters çevirip altındaki boşluğu doldurmak suretiyle yeni ve sahte bir belge oluşturdukları, iş bu belgeyi birlikte kullandıkları iddia ve kabul edilmiştir. 2. Sanıklar özetle; atılı suçlamayı reddetmiştir. 3. Katılan özetle; belgenin sahte olduğunu, imzanın da kendisine ait olmadığını beyan etmiştir. 4. Dosya kapsamından, katılanın sanıklara karşı üç adet senede dayalı icra takibi başlattığı, sanıkların atılı suça konu belgeyi ibraz ederek İcra Hukuk Mahkemesinde dava açtığı, icra takibinin durdurulduğu anlaşılmaktadır. 5. Dosyadaki uzmanlık raporu ve Adli Tıp Kurumu raporunun birlikte değerlendirilmesinde özetle; atılı suça konu belgedeki yazılar katılanın elinden çıkmadığı, imzanın katılanın eli ürünü olduğu, ancak imzanın, belgedeki yazılara göre ters vaziyette atılmış olduğu ve imza ile yazıların farklı kalemle oluşturulduğu, imzadaki dikey çizginin üst bölümüne denk gelen kısmının bulunmadığı/kesildiği, mürekkep bakiyesi bulunduğu, ayrıca belgenin alt bölümünün kesilerek yerinden alınmış olduğu ve belgede toner partiküllerinin bulunduğu tespit edilmiştir. 6. Tanıklar M.Y. Ve Ö.K.'nın Mahkemece dinlendiği görülmüştür. IV. GEREKÇE 1. Sanıklar müdafiinin temyiz itirazı yönünden; dosya kapsamından, katılanın imzaladığı bir başka belgenin yazı kısmı kesilerek altında kalan boşluğa yazı yazılmak sureti ile atılı suça konu sahte belgenin oluşturulduğu, bu nedenle kısmen ya da tamamen boş bir belgeye atılmış bir imzanın söz konusu olmadığı, anlaşmaya aykırı şekilde doldurulmuş bir belge bulunmadığı, belgenin tamamen sahte oluşturulduğu, neticeten açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun değil özel belgede sahtecilik suçunun oluştuğu anlaşıldığından; sanıklar hakkında kurulan hükümde özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Katılan vekilinin temyiz itirazı yönünden; temel cezanın belirlenmesi ile indirim sebeplerinin gerekçelendirilerek ortaya konması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, her iki sanık hakkında kurulan hükümler bakımından infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2014/372 Esas, 2016/1 Karar sayılı kararında sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/2120, K. 2023/10745, T. 21.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-2120-e-2023-10745-k-9cb115b79404