Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/17423 E. 2025/6096 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/17423
- Karar No
- 2025/6096
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/68 E., 2014/361 K. SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesi uyarınca temyizi mümkün olmayıp itiraz yoluna tabi olduğu ve bu hususta itiraz merciince karar verildiği anlaşıldığından, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle dava dosyasının bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
II. Bilişim Sistemlerinin, Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince kamu davası açılmış olmasına rağmen esas hakkındaki mütalaada da yer almasına rağmen ek savunma hakkı tanınmadan aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle hükmün bozulması yönündeki tebliğname görüşüne, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde suç oluşturan fiilin, aynı Kanun'un birinci fıkrasının son cümlesinde ise bu fiile uygulanacak ceza miktarının düzenlenmiş, suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmış ve suç vasfı olarak 158/1-(f) olarak gösterilmiş olup buna göre sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanınmış olması, sanığın kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmesi, cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu olmadığı, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından bu nedenlerle hükmün bozulması yönündeki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. 15.04.2014 tarihli 3 nolu celsede sanığın tanık ...'ün zararını karşılayacağını beyan ettiği, ...'nın tanık sıfatının olmasına rağmen ara kararda "müşteki ...'nın zararını karşılaması için gelecek celseye kadar süre verilmesine"denilerek hükümde karışıklık yaratıldığı, 21.10.2014 tarihli 4 nolu celsede sanığın ...'nın zararını karşıladığını beyan etmesi karşısında katılanın mahkemeye davet edilerek zararının dolaylı yada doğrudan doğruya karşılanıp karşılanmadığı hususları sorularak TCK 168/2 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmemesi,
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin gözetilmesi zorunluluğu, 3. Gerekçeli karar başlığında "katılan" şeklinde yazılması gereken taraf sıfatının "müşteki" olarak yazılması,
Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerektiği halde; somut olayda, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi dikkate alınmadan uygulama yapılması suretiyle sanık hakkında eksik adli para cezası tayin edilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321 inci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2025 tarihinde karar verildi.