Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/6715 E. 2023/9055 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2020/6715
Karar No
2023/9055
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/533 E., 2015/535 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/533 Esas, 2015/535 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim olunan 09.12.2020 tarihli, 2016/51836 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin suç işleme kastıyla hareket etmediğine ve suça konu belgelerin aldatma kabiliyetini haiz olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, kesinleşmiş hapis cezası bulunması nedeniyle hakkında çıkartılan yakalama emrine istinaden kolluk görevlilerince yakalandığında, görevlilere üzerinde kendisine ait fotoğraf olan ancak ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini ibraz ettiği anlaşılmıştır. 2. Sanık savunmasında; hakkında yakalama kararı bulunduğu için sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini kullandığını beyan etmiştir. 3. ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 13.07.2015 tarihli raporunda inceleme konusu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin tamamen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetini haiz oldukları belirtilmiştir. 4. Suça konu belgeler 15.12.2015 tarihli celsede incelenerek aldatma niteliğinin bulunduğuna dair gözlem yapıldığı anlaşılmıştır. 5. Mahkemece sanığın zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Gerekçeli karar başlığında 27.03.2015 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin 20.03.2015 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 1. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar’' bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması karşısında; somut olayda aynı anda ele geçen suça konu sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil elde edilmediği, sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak Mahkeme tarafından sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve sabıka kaydı ile suç işleme eğilimli kişiliği dikkate alınarak erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının uygulanmadığı anlaşıldığından bu hukuka aykırılığın düzeltilerek onama yoluyla Yargıtay tarafında giderilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/533 Esas, 2015/535 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesi ilişkin bölümlerin hüküm fıkralarından tamamen çıkarılması; hüküm fıkrasının 3 numaralı bendindeki “2 yıl 1 ay hapis cezası” ibaresinin çıkartılıp yerine “1 yıl 8 ay hapis cezası” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/6715, K. 2023/9055, T. 29.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2020-6715-e-2023-9055-k-3045771522cf