Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/10357 E. 2023/5903 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2019/10357
- Karar No
- 2023/5903
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/461 E., 2015/468 K. SUÇLAR : Güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli ve 2013/461 Esas, 2015/468 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği hükümleri temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın 19.07.2013 tarihinde katılan ...'ın sahibi olduğu rent a car'dan 15 günlüğüne kiraladığı 06 BY 9432 plaka sayılı aracı İstanbul'dan İzmir iline götürüp orada satmak istediğine dair İzmir Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliğine ihbar gelmesi üzerine görevli polis memurlarının sanıkla telefonla irtibata geçtikleri, aracı satın almak istediklerini söyledikleri, akabinde sanıkla otogarda buluştukları, sanığın kendisini ... olarak tanıtıp suça konu aracın da kendisine ait olduğunu belirterek görevli polis memurları ile aracın satımı konusunda anlaştığı, taraflar arasında düzenlenen adi satış sözleşmesini ... adına imzaladığı, bu şekilde güveni kötüye kullanma suçuna teşebbüs ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia ve kabul olunmuştur. 2. Sanık savunmasında Hasan ... isimli arkadaşından 5.000 TL alacağı olduğunu, bu parayı alabilmek için Hasan ...'ya elindeki aracı satmak istediğini söylediğini, nitekim bu kişinin de kendisini ihbar ettiğini belirtmiştir. 3. Suça konu satış sözleşmesi aslının dosya arasında bulunduğu belirlenmiştir. 4. Mahkemece sanığın güveni kötüye kullanmaya teşebbüs ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.07.2021 tarihli ve 2018/18-323 Esas, 2021/330 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinde sayılan suçlar dışında da kolluk görevlilerinin aynı Kanun'un 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delilleri toplamak amacıyla suça azmettirmeden ve teşvik etmeden faaliyette bulunması mümkündür. Bu durumdaki görevli gizli soruşturmacı değil “gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi” olarak kabul edilmektedir. Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisinin suça teşvik etmeden veya azmettirmeden elde ettiği delillerin hukuka uygun olacağı ancak bu görevlinin hiç bir zaman kışkırtıcı ajan gibi hareket edemeyeceği, önceden failde bulunmayan suç işleme kastını yaratarak faili, suç işlemeye azmettiremeyeceği aynı kararda açıkça belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; soruşturma yapan adli kolluk görevlilerinin ihbarda belirtilen telefon numarasını müşteri gibi arayıp 06 BY 9432 plaka sayılı aracı satın almak istediklerini beyan ederek sanıkla buluşma ayarladıkları ve aralarında adi satış sözleşmesi düzenledikleri anlaşılmakla adli kolluk görevlilerinin kışkırtıcı ajan gibi hareket ederek sanığı suça teşvik ettikleri ve hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delillerin hükme esas alınamayacağı gözetilmeden sanığın atılı suçlardan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli ve 2013/461 Esas, 2015/468 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.09.2023 tarihinde karar verildi.