Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2011/4467 E. 2013/4850 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/4467
- Karar No
- 2013/4850
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜM : Resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle: Lehe olduğu değerlendirilen 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesi gereğince sanığın 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına. Dolandırıcılık suçu nedeniyle: 5237 sayılı TCK.nun 158/1-f, 52. maddeleri gereğince sanığın 2 yıl hapis cezası ve 6.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına.
I-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın ... adına sahte kimlik, ikametgah belgesi ve içinde kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olan noterlikçe düzenlenen imza beyannamesi de bulunan belgelerle; Akbank Hasırcılar şubesinde hesap açtırıp çek karnesi alması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin zincirleme şekilde kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilerek sanığın suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 342/2 ve 80. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve sanığın 30.06.2005 tarihinde keşide ettiği çeki yapmış olduğu alışveriş karşılığında kullanmaktan ibaret eyleminin ise 5237 sayılı TCK'nun 204. maddesinde düzenlenen ayrı bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu dikkate alınmadan eylemlerin tek suç kabulüyle, yazılı şekilde hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, II-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 1-Sanığın ... isimli kişinin kimlik bilgilerini kullanarak kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle tanzim ettiği sahte ikametgah belgesi ve nüfuz cüzdanını ibraz edip İstanbul 4. Noterliğinde imza beyannamesi düzenlettirdiği, anılan belgelerle Akbank Hasırcılar şubesinde hesap açtırıp çek karnesi aldığı ve suça konu 30.06.2005 keşide tarihli çeki yapmış olduğu alışveriş karşılığında müştekiye verdiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, soruşturma aşamasında dinlenen tanıklar Hayati Yüce ve Ahmet Uğur'un katılandan almış oldukları karpuzları sanığa sattıklarını, karşılığında sanığın da ciro ederek kendilerine vermiş olduğu suça konu senedi katılana kendilerinin verdiklerine dair beyanları dikkate alınarak, yargılama boyunca ifadesine başvurulmayan müşteki Halil İbrahim Kınacı ile anılan tanıkların usulünce dinlenip sanık ile katılan arasındaki hukuki bir ilişkinin olup olmadığı net bir şekilde belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, yasaya aykırı, 2-Kabule göre de; Katılan vekilinin 18.09.2008 tarihli dilekçesi ile zararın karşılandığından bahisle şikayetten vazgeçtiklerini bildirmesi karşısında, sanığın adli sicil kaydında görülen mahkûmiyetlerinin karşılıksız çek keşide etmek suçlarına ilişkin olduğu gözetilerek, hükümden sonra 20.12.2009 tarih ve 27438 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun”un yürürlükten kaldırılmış olması, yine 03.02.2012 tarihinde Resmi Gazete yayınlanıp aynı tarihte yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve değişiklik hükümleri de gözetilerek infaz ve silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmak suretiyle sonucuna göre, 5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK'nun 231. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 25.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.