Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/10318 E. 2012/22549 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/10318
Karar No
2012/22549
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunmak, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin olunmuş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 27/12/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Tartışma konusu olay bir şahsın üzerinde kendisine ait olduğunu iddia ettiği gerçekte hayali bir kişiye ait kimlik belgesi bulunması ve şahsın bu belgenin kendisine ait olduğunu söyleyerek memurun tutanağının bu kimlik bilgilerine göre tutulmasını sağlaması halinde bunun resmi belgede sahtecilik suçu yanında ayrıca memura yalan beyanda bulunma suçunuda oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir. Bilindiği gibi 5237 sayılı TCK'nun 204. maddesinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçu belgenin düzenlenmesi ile oluşmaktadır. Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesincede sahte kimlik belgesi düzenlemek ve kullanmak suçlarında aksi ispat edilemiyorsa suç tarihi kullanma tarihi olarak kabul edilmektedir. Resmi belgenin ne zaman düzenlendiğinin tespit edilemediği durumlarda suç tarihini kullanma tarihine kadar taşıma düşüncesi kanaatimizcede yerindedir. Belgenin kullanımı sırasında belgedeki kimlik bilgilerinin kendisine ait olduğunun söylenmesi halin icabı gereği olduğundan bu sıradaki beyanı yalan beyan kapsamında olmayıp sahte resmi belgenin kullanımı mahiyetindedir. Dolayısı ile bu gibi durumlarda resmi belgede sahtecilik suçunun tamamlanma anının belgenin kullanımı sırasındaki beyanıda kapsayacak şekilde taşınması gerekir. Çünkü bu tür eylemlerde hukuki ve fiili kesinti bu aşamada gerçekleşmektedir. Nitekim Dairemizin bir kararında “5237 sayılı TCK’nun 206. maddesinde yaptırıma bağlanan memura yalan beyanda bulunmak suçunun oluşabilmesi için, sanığın resmi belgeyi düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yalan beyanda bulunması gerekli olup, 22.08.2006 günlü olay yakalama muhafaza ve savcı görüşme tutanağı, Emniyet Müdürlüğünün aynı tarihli aranan şahıslar büro amirliğine hitaben yazılan müzekkere ve dosyadaki belgelerden … yapılan üst araması sırasında H.A adına tanzim edilmiş, sahte sürücü belgesi ve hüvviyet çıkması üzerine … üzerinde çıkan sahte kimlik belgesine uyan biçimde beyanda bulunmasında ayrıca memura yalan beyanda bulunmak suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek unsurları yönünden oluşmayan bu suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesi” bozma sebebi yapılarak bir yerde bu duruma dikkat çekilmiştir. (11. CD. 25.09.2007 tarih ve 6660/5847 E.K ) Yukarıdaki kararda da belirtildiği üzere sahte kimlik belgeleri düzenleyip veya düzenletip taşıyan kişilerin memurlarca yapılan bir soruşturmada veya yapılan yol araması sırasında kimlik bilgileri hakkındaki sorulara üzerlerinde taşıdıkları sahte olan kimlik belgesindeki kimlik bilgilerini söyleyerek tutanak tutturmaları eylemi resmi belgede sahtecilik suçunun devamı ve kullanımı niteliğinde olup, 5237 sayılı TCK'nun 204. maddesi kapsamında kalmaktadır ve yalan beyan suçunun unsurları oluşmamaktadır. Bu gibi durumlarda sahtecilik ve yalan beyan suçlarının birlikte oluşup oluşmayacağının tartışılması sırasında 5237 sayılı Kanunun içtima kurallarını içeren 212. maddesinin metni ile gerekçesini birlikte değerlendirmekte zorunluluk bulunmaktadır. 5237 sayılı TCK'nun 212. maddesinin “sahte resmi ve özel belgenin bir başka suçun işlenilmesi sırasında kullanılması halinde hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı” şeklindeki düzenlemesi, 765 sayılı TCK'nun dönemindeki belgede sahtecilik ile dolandırıcılık suçu veya sahte belge ile zimmet suçunun birlikte işlenmesi gibi durumlarda sahtecilik suçları daha ağır olan dolandırıcılık, zimmet vs. suçların unsuru olarak kabul edilerek bu suçlar içerisinde eridiğinden bu düşüncenin önüne geçmek için yapılmıştır. Nitekim 5237 sayılı Kanunun 212. maddesinin gerekçesinde açıkça sahtecilik suçları dolandırıcılık veya zimmet gibi suçlarla birlikte işlendiğinde sanığa hem sahtecilikten hem de buna bağlı işlenen diğer suçtan dolayı ceza verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yoksa sahte kimlik belgesi düzenlenmesi ve kullanılması suçuna bağlı olarak buna uyan bir şekilde yine bir sahtecilik suçu olan memura yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle kişiye ayrı bir ceza verilmesi amaçlanmamıştır. Bu husus az önce belirtilen gerekçedende anlaşılmaktadır. Yalan beyan suçu ancak kişinin üzerinde hiçbir kimlik belgesinin olmaması nedeniyle yalan beyanla kimlik bilgileri hakkında tutanak tutulmasının sağlanması halinde gündeme gelecektir. Yani sahte kimlik taşıyanlar kimliğin kullanımı sırasında buna uygun beyanda bulunursa bu eylem sahte belgeyi kullanma olup yalan beyan suçu unsurları itibari ile oluşmayacaktır. Eğer resmi belgede sahtecilik suçunun belgenin düzenlenmesi ile tamamlandığı, suç tarihinin belgenin yakalandığı veya kullanıldığı tarihe kadar taşınmasının yalan beyanla tutanak tutturma anını kapsamayacağı bu nedenle yalan beyan suçunun da oluştuğu iddia edilirse bu takdirdede sözkonusu beyanla yeni sahte bir belge oluşturulduğundan aynı suçu işleme kararı ile birden fazla eylemin işlenmesi sözkonusu olacağından yalan beyan suçu yine oluşmayıp aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında yeni bir sahte belge oluşmasına sebebiyet verdiği için sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin uygulanması düşünülmelidir. Bu nedenlerle sahte kimlik belgesi ile yakalanıp buna bağlı olarak bu kimlikteki kişinin kendisi olduğu yönünde memura beyanda bulunan kişi hakkında ayrıca 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesi gereğince ceza verilemeyeceği kanaatiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/10318, K. 2012/22549, T. 27.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-10318-e-2012-22549-k-18c0bb7a5e04