Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/15481 E. 2012/22415 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik, İftira
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/15481
- Karar No
- 2012/22415
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik, İftira
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, iftira HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanık müdafiinin resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili hükme yönelen temyizinin incelenmesinde: İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 28.02.2007 tarihli ekspertiz raporunda; suça konu belgenin tamamen sahte olarak hazırlandığı ve sahteciliğin ilk bakışta kolayca anlaşılamayacak nitelikte olduğundan iğfal kabiliyetinin bulunduğu yönündeki mütalaası ile aslı dosya arasına konulan sahte sürücü belgesi üzerinde heyetimizce yapılan gözlem de dikkate alınarak, duruşmada edindiği kanaati ekspertiz raporuyla birlikte değerlendirerek belgenin aldatma yeteneğinin bulunduğunu kabul eden mahkemenin uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin birinci bendindeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunması nedeniyle hakkında 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK’nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Adli emanette kayıtlı suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi yerine, 5237 sayılı TCK’nun 54/1. maddesi gereğince müsaderelerine hükmolunması, Yasaya aykırı ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “TCK’nun 54. maddesi gereğince müsaderesine” ibaresi çıkartılıp yerine “dosyada delil olarak saklanmalarına” ibaresi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2-Sanık müdafiinin, iftira suçu ile ilgili hükme yönelen temyizinin incelenmesine gelince; Daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunması nedeniyle hakkında 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK’nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; A-)İşlediği bir suç nedeniyle aranmasına karşın, kolluk görevlilerince yapılan yol kontrolünde durumundan şüphelenilerek durdurulması sonucunda, kimliği sorulan sanığın ibraz ettiği sürücü belgesinin arka mühür izinin olmaması nedeniyle sahte olabileceği düşüncesiyle emniyete götürülünce gerçeği itiraf ederek kimliğini açıklayan sanığın, kimliğini beyan ettiği gerçek kişiye herhangi bir suç atfı söz konusu olmadığından, eyleminin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nun 206. maddesi kapsamında memura yalan beyanda bulunmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek, iftira suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi, B-)Kabule göre de; Yol kontrolü sırasında kendisini kardeşi İsmet Süslü olarak tanıtan ve bilahare emniyette gerçek kimliğini açıklayan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 269. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.