Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/11939 E. 2012/22645 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/11939
- Karar No
- 2012/22645
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 5237 sayılı Yasanın 204/1, 62, 53/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile ayrı ayrı iki defa cezalandırma, güvenlik tedbiri, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı ve Dairemizin benzer bir çok kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında; aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, sanığın, temyiz dışı sanık ... ile birlikte 14.09.2004 tarihinde Solhan Nüfus Müdürlüğüne giderek önceki eşi Müteveffa Ayhan'dan olma çocukları ... ve ...'u yeni eşi ...'dan olmuş gibi bildirimde bulunarak içerik itibariyle yanıltıcı mernis doğum formu düzenletip nüfus kütüğüne işleterek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında hareket ettiği, TCK’nun 43/1. maddesi uyarınca fiilin aynı anda işlendiğinin kabul edilmesi gerekliliği karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, eylemin birbirinden bağımsız iki ayrı suçu değil, kül halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80 ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesindeki tek suçu oluşturacağı cihetle; Ceza Genel Kurulunun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın kastının yoğunluğu, birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde, eylemin iki ayrı suç kabul edilerek sanığa fazla ceza tayini, Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 gün ve 32-97 ile 06.11.2007 gün ve 190-228 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da ayrıntılı olarak vurgulandığı üzere; 2- Cezaların içtimaı bir infaz kurumu ve işlemidir. 3- İçtimaa dâhil olan suçlar hukuken bağımsızlıklarını korurlar ve her suç yönünden ayrı ayrı sonuç doğururlar, 1412 sayılı CYUY, 765 sayılı TCY ve 647 sayılı CİY döneminde kabul edilen bu ilkeler, 5271 sayılı CYY, 5237 sayılı TCY ve 5275 sayılı CGTİY döneminde de geçerliliğini korumaktadır. Yeni yasal dönemde yasa koyucu cezaların içtimaına ilişkin kurallara 5237 sayılı Yasa içinde yer vermemek suretiyle, infaz hukukunu daha net ve daha doğru bir yasal temele kavuşturmuştur. Bu ilkeler ve yasal düzenlemeler kapsamında, lehe yasa belirlenmesinde 765 sayılı Yasa kapsamındaki içtimalı cezaların değil, her suç yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının da doğal sonucu olarak suçların her biri için tayin edilen cezanın dikkate alınması yasal zorunluluk olduğu cihetle, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80. maddeleri ile tayin olunacak ceza ve sonuçları ile 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesi karşılaştırılarak lehe yasanın belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, 4-5271 sayılı CMK'nun 230/1-a maddesine aykırı olarak, hüküm gerekçesinde Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalasının hatalı olarak yazılması, 5-Suça konu belgelerin akıbeti hakkında bir karar verilmemesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 27.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi