Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/7025 E. 2026/6121 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/7025
- Karar No
- 2026/6121
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1144 E., 2026/505 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/35 E., 2024/211 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili, davacı ...'ın 6...2 T.C. Kimlik ve 3...4 SSK sicil numarası üzerinden Avusturya' da geçen çalışma ve ev kadınlığı süresinin 3600 günü borçlanma talebiyle 08.05.2019 tarihinde İstanbul Sosyal Güvenlik Müdürlüğü Unkapanı Sosyal Güvenlik Merkezine başvuruda bulunduğunu, Unkapanı Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 14.05.2019 tarihli kararı ile davacının nüfus kaydının Nevşehir bölgesinde olması nedeniyle işlemleri Nevşehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü' ne devrettiğini, Nevşehir İl Müdürlüğünce 11.06.2019 tarihli yazı ile PV (Pensionsversicherungsanstalt)' den alınmış Avusturya hizmet cetvelinin ve tercümelerinin vs. belgelerin sunulmasının talep edildiğini, davacı tarafından bu belgelerin asıllarının PV ve Viyana Başkonsolosluğundan temin edildiği şekilde 26 Ağustos 2019 tarihinde ilgili müdürlüğe teslim edildiğini, davacının ilgili mevzuat kapsamındaki ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğini, İlgili ... İl Müdürlüğünce belgelerin asılları teslim edilmiş olması nedeniyle borçlanma işlemlerinin devam ettirilmesi gerekirken belgelerin fotokopi olduğundan bahisle asıllarının sunulmasına dair 28.06.2019 tarihinde karar verilerek davacıya iadeli taahhütlü posta yoluyla tebliğe çıkarıldığını, davacının Avusturya’dan Türkiye’ye geldiğinde ve emeklilik işlemlerinin akıbeti için Nevşehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne gittiğinde bu durumdan haberdar olduğunu, daha önce asıllarını sunduğu ve elektronik olarak imzalı olan belgelerin 17.12.2019 tarihinde tekrardan asıllarını sunarak işlemlerin yapılmasını talep ettiğini, Nevşehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından verilen 13.01.2020 tarihli karar ile ilk sunulan belgelerin fotokopi olduğunu, asıllarının sunulması için verilen sürede cevap verilmediğinden bahisle borçlanma talebinin reddedildiğini, verilen bu kararın davacı tarafa tebliğ edilmemiş olduğunu, davacı tarafından haricen 27.04.2020 tarihinde öğrenildiğini, borçlanma işlemlerinin reddi kararının iptali ile davacının 08.05.2019 tarihi itibariyle yapmış olduğu başvuru konusu işlemlerin devam ettirilerek başvuru tarihindeki kanun hükümlerinin uygulanması suretiyle yurt dışı borçlanma işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 08.05.2019 tarihli yurt dışı borçlanma başvurusunun reddine ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, yeterli inceleme yapılmadığını, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya kapsamından davacının Kurum kayıtlarına 08.05.2019 tarihinde giren dilekçesiyle yurt dışı hizmetlerini borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumun 28.06.2019 tarihli yazısıyla borçlanılacak süreye ilişkin hizmet belgesi aslının üç ay içinde gönderilmesi için davacıya yazı gönderildiği, belgelerin süresinde verilmemesi nedeniyle borçlanma talebinin işlemden kaldırıldığı, davacının bu durumu haricen öğrenmesi üzerine Kuruma konunun yeniden değerlendirilmesi için 09.01.2020 tarihinde müracaat ettiği ve Kurumun 13.01.2020 tarihli yazısı ile eksik belgeler süresinde tamamlanmadığı için borçlanmanın geçersiz sayıldığının davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır. 5754 sayılı Kanun'un 79. maddesiyle ve 7186 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 3201 sayılı Kanunun "Borçlanma Tutarı ve Borçlanma Tutarının İadesi" başlıklı 4. maddesi, "borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 82. maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 45’idir. Ancak prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır. Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir…” hükmünü içermekte olup; anılan madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmalarda, borçlanma tutarının belirlenmesinde “borçlanma başvuru tarihi" esas alınmaktadır.
3201 sayılı Kanun'dan yararlanarak yurt dışında geçen sürelerini borçlanmak isteyenler ile Kurum arasında borçlanma işlemine, bunun sonucu olarak ödenecek prim miktarına ilişkin de uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesi ve hakkaniyet ölçüleri gözetilerek ödenecek primin hangi tarihteki prime esas kazanç miktarları esas alınarak belirleneceği üzerinde durulmalıdır. Bu yönde, 3201 sayılı Kanun'un 4. maddesinin önceki düzenlemesinde açıkça “ödeme tarihi” esas alındığından, bu konuda çıkabilecek uyuşmazlık ödeme tarihine göre çözümlenmekte iken yürürlükte olan düzenleme tahakkuk tarihindeki primin tebliğden itibaren üç aylık süre içinde ödenmesi şeklinde olup, bu üç aylık sürenin geçirilmesi durumunda borçlanma bedeli olarak ödenecek prim miktarının nasıl belirleneceği irdelenmelidir. Burada, Kurum işleminin hukuka uygun olması kriter olarak alınmalıdır. Kurum, yapılan borçlanma başvurusunu hukuka uygun olarak değerlendirmiş ve yaptığı borç tahakkukunu tebliğ etmiş, buna rağmen borçlanma bedeli Yasada belirtilen üç aylık süre içinde ödenmemiş ise 3201 sayılı Kanunun 4. maddesi gereği borçlanmak için Kuruma yeniden başvuru gerektiğinden, davanın açıldığı tarihe bakılmaksızın buna ilişkin isteğin reddine karar verilmelidir. Örneğin, Türkiye’de sigortalı olarak tescili bulunmayanların borçlanması 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek borç tahakkuku yapılması Kanun gereği olup, Kurum işlemi hukuka uygun olacağından, tahakkuk ettirilen prim borcunu ödeme yerine, borç tahakkukunun 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine göre yapılması ve prim borcunun da başvuru tarihindeki prim miktarları esas alınarak belirlenmesine ilişkin davanın reddi gerekecektir. Kurum işleminin hukuka uygun bulunmaması durumunda ise, prime ilişkin uyuşmazlığın makul süre gözetilerek çözümlenmesi gerekir. Makul sürenin belirlenmesinde, 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesinden yararlanılabilir. Anılan maddede, “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer düzenlemeye Mülga 506 sayılı Kanun'un 116. maddesinde de yer almakta idi. Ayrıca, 3201 sayılı Kanun'un 4. maddesinde de üç aylık ödeme süresi belirlenmiş olup; tüm bu düzenlemeler, 3201 sayılı Kanunla ilgili uyuşmazlıklarda üç aylık sürenin makul süre olarak alınabileceğini göstermektedir. Buna göre, Kurumun hukuka aykırı işlemine karşı, Kurum işleminin tebliğ tarihinden itibaren üç aylık makul süre içinde dava açılması durumunda, borçlanılacak prim miktarının başvuru tarihindeki primler esas alınarak belirlenmesi; üç aylık makul süre geçtikten sonra dava açılması durumunda ise, dava yeni borçlanma iradesi sayılarak davanın açıldığı tarihindeki primler esas alınarak borçlanma bedeli belirlenmesi gerekir. Örneğin, Türk vatandaşlığından izinle çıkan kişilerin, Türk vatandaşı oldukları dönemde yurt dışında geçen süreleri borçlanma hakkının varlığı gözetildiğinde, başvuru tarihinde Türk vatandaşı olunmadığı gerekçesiyle borçlanma başvurularının reddi hukuka aykırı olacağından, ödenecek borçlanma bedelinin burada belirtilen kriterlere göre belirlenmesi gerekir. Diğer bir olasılık da, Kurumun borçlanma talebini değerlendirmeyip cevapsız bırakmasıdır. Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesinde belirtilen üç aylık süre geçtiğinde Kurumun talebi reddetmiş olduğu esas alınarak, anılan üç aylık bekleme süresine yukarıda belirtilen üç aylık makul süre (3 + 3 =6 ay) eklenmeli; davanın Kuruma başvuru tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde açılması durumunda yine Kuruma ilk başvurunun yapıldığı tarihteki prime esas kazancın esas alınması; başvuru tarihinden itibaren altı aylık sürenin geçmesinden sonra dava açılması durumunda ise, makul sürenin geçtiği ancak Kurum tarafından da başvuruya bir cevap verilmediği gözetilerek borçlanma bedelinin davanın açıldığı tarihteki prime esas kazanç miktarı esas alınarak belirlenmesi gerekecektir. İnceleme konusu dosyada, davacının Kurum kayıtlarına 08.05.2019 tarihinde giren dilekçesiyle yurt dışı hizmetlerini borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumun 28.06.2019 tarihli yazısıyla borçlanılacak süreye ilişkin hizmet belgesi aslının üç ay içinde gönderilmesi için davacıya yazı gönderildiği, belgelerin süresinde verilmemesi nedeniyle borçlanma talebinin işlemden kaldırıldığı, davacının bu durumu haricen öğrenmesi üzerine Kuruma konunun yeniden değerlendirilmesi için 09.01.2020 tarihinde müracaat ettiği ve Kurumun 13.01.2020 tarihli yazısı ile eksik belgeler süresinde tamamlanmadığı için borçlanmanın geçersiz sayıldığının davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır. Somut davada, davacı, davalı Kuruma 08.05.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunmuş, süreli olan bu borçlanma işlemini başlattığı halde makul süre içinde takip etmeyip eldeki davayı 28.04.2020 tarihinde açmıştır. Makul süre geçtiğine göre, davacı sigortalının 08.05.2019 tarihindeki borçlanma başvurusu geçersiz hale gelmiştir. Kuruma borçlanma için başvuran sigortalının, Kurumun işlem yapmaması halinde makul süre içinde işlemin iptali için dava açması gerekir. Borçlanma işlemlerini başlatan ancak makul sürede takip etmeyen sigortalının kusurlu bulunduğu açıktır.
Bu durumda Mahkemece, talep tarihi itibariyle geçerli bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 28.04.2020 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.