Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/4417 E. 2026/3908 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4417
- Karar No
- 2026/3908
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2329 E., 2026/51 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/68 E., 2024/297 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ilk olarak 01.05.1972 tarihinde 4/a statüsünde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, sonrasında ...’ya işçi olarak giden davacının 01.05.2022 tarihinde bu ülkede emekli olduğunu, Türkiye’de de emeklilik koşullarını sağlamak amacıyla yurt dışı borçlanması yaptığını, davacının Türkiye’deki tüm çalışmasının 01.05.19 72... Ocak arasında olup tamamının 4/a işçi statüsünde olduğunu, 15.04.1955 doğumlu olan davacının emekli olmak için Kuruma başvuru yaptığını, Kurumun 06.12.2023 tarihli yazısı ile 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanma işlemi yapıldığı, 1700 gün karşılığı 342.074 TL borç oluşturulduğu, 4/b statüsünde borcu ödemesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı Kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu, davacının sigortalı ilk işe giriş tarihi dikkate alındığında gerek yaş gerekse prim ödeme gün sayısı yönünden Türkiye’de emeklilik koşullarını sağladığını, ayrıca fazladan yurt dışı borçlanması yapmasına gerek bulunmadığını, öte yandan 4/b değil 4/a statüsünde emekliliğe hak kazandığını, zira Türkiye’deki tüm ve son çalışmasının 4/a statüsünde olduğunu, davacının 3201 sayılı Kanun'da 17.07.2019 tarih ve 7186 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikten önce yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğunu ve ödeme yaptığını beyanla, davanın kabulüne, davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi uyarınca emeklilik işlemlerinin yapılmasına, davalı idareye başvuru tarihi itibariyle hesaplanacak emekli ikramiyesi, yaşlılık aylığı ve tüm parasal haklarının idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mülga 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesinin uygulanmasında, isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin son yedi yıllık fiili hizmet süresi kapsamında değerlendirilmesinin hatalı, müvekkil'inin yurtdışı borçlanma talep ettiği 17.11.2015 tarihi itibarıyla, Türkiye'de son sigortalılığının fiili çalışma ve hizmeti olan 01.05.1972-1990/1 dönem arası 1441 gün, 506 sayılı Kanun kapsamında "işçi" statüsündeki sigortalılığı olduğunu, tahsise esas mevzuatın belirlenmesinde bu hususun gözetilmemiş olmasının hatalı olduğunu, yurt dışı borçlanmanın talep edildiği 17.11.2015 tarihi itibarıyla, 3201 sayılı yurt dışında bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un yürürlükte olan 5.maddesinin dördüncü fıkrasının "Yurt dışı Hizmet Borçlanmasına Ait Süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir." hükmünü öngördüğünü, müvekkilinin 01.09.2010-30.06.2013 arası "isteğe bağlı sigortalılığı", 3201 sayılı Kanun'un anılan hükmünün uygulanmasında "Türkiye'de Sigortalılık" kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini, "isteğe bağlı sigortalılık", zorunlu sigortalı sayılmayan kişilerin, talepleri üzerine uzun vadeli sigorta kolları ve genel sağlık sigortasından yararlanmalarını sağlamakla birlikte, sigortalılık ilişkisi, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi çalışma olmaksızın gerçekleştiğini, isteğe bağlı sigortalılıkta, fiili bir bir çalışma ve fiili hizmet süresi bulunmadığını beyan ederek temyiz yasa yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında yaptığı borçlanmanın 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a kapsamında değerlendirilerek, işbu yasadan yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.