Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/3287 E. 2026/3921 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3287
- Karar No
- 2026/3921
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2025/299 E., 2025/399 K.
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 16.05.1997-20.05.1998 tarihleri arasında davalı ... Tekstil San. Tic. A.Ş. bünyesinde çalıştığını, bu çalışması ile ilgili olarak işe giriş bildirgesi verildikten sonra herhangi bir işlem yapılmadığını, prim ödemesinde de bulunulmadığını belirterek, davacının dava konusu hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalı şirket hakkındaki davayı takipsiz bıraktığını bildirmiş, 13.01.2023 tarihli dilekçesi ile talebinin 16.05.1997 tarihinin hizmet başlangıcı sayılması olduğunu belirtmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarında 5521 sayılı Kanun'un 7/3 maddesi gereği ...'nın asli değil Fer'i müdahil olabileceğini, davanın ...'ya ihbar edilmesi gerektiğini davalı yanında Fer'i müdahil olarak bulunacağını ve aleyhine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini, taleple ilgili 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini beyanla, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Tekstil A.Ş. tarafından davaya cevap verilmediği, 01.02.2023 tarihli duruşmada ... Tekstil A.Ş. yönünden dava takipsiz bırakılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2023 tarihli 2019/2 19... /18 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 16.05.1997 olduğunun tespitine, davanın ... Tekstil Sanayi ... ve Anonim Şirketine karşı açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Verilen Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.06.2025 tarih ve 2025/7230 E. - 2025/10190 K. sayılı kararı ile '' davacı adına davalı işverenin ... sicil no.lu işyerinden 16.05.1997 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, konfeksiyon mahiyetli işyerinin dava konusu 1997/2. dönem bordrosunda 2 kişinin bildirilmiş olduğu, bunun haricinde 1997/1. ve 1998/1. dönem bordrolarının da dosya gönderildiği, dava konusu dönem bordrosunda yer alan 2 sigortalıdan biri olan ...'ın beyanının alındığı, davacıyı tanımadığını beyan ettiği diğer bordro çalışanı ...'nın ise beyanının alınmadığı, davacı tanığı olarak dava konusu dönemden önce yada sonra çalışan bir kısım çalışanının dinlendiği, emniyet vasıtasıyla yapılan komşu işyeri araştırmasında fabrika yakınlarında işyeri ve ikamet olmadığı belirterek bir tespitin yapılamadığının bildirildiği, başkaca komşu işyeri araştırması yapılmadığı böylelikle Mahkemece davacı tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. 4.Buna göre, Mahkemece işyerinin 1997/2. dönem bordrosunda yer alan ...'nın da beyanı alınmalı, bu tanığın da beyanının yetersiz kalması halinde dava konusu işyerine dava konusu dönemdeki komşu işyeri ve kayda geçmiş çalışanları, ..., vergi dairesi ve belediye aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak, sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının işyerinde ne iş yaptığı,kimlerle birlikte çalıştığı hususunda beyanı alınmalı ve bu kişilerin de hizmet döküm cetvelleri ve işe giriş bildirgeleri celbedilerek dinlenmeli, komşu işyeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, işverenin vergi mükellefiyet kaydı istenmeli, böylelikle , toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. 5.Kabule göre de Mahkemece davalı işveren şirket yönünden verilen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması isabetsizdir. Dava, niteliği itibariyle Kurum işleminin iptali niteliğinde olup ... bu tür davalarda yasal hasım olup işverenin davalı olarak gösterilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Kaldı ki eldeki davada davalı şirketin 07.07.2014 tarihinde ... sicilinden terkin edildiği, tüzel kişiliği bulunmayan şirket hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve karar başlığında da davalı olarak gösterilmiş bulunması isabetsiz bulunmuştur. Kaldı ki HMK. 150. maddeye göre taraf hakkındaki davanın takipsiz bırakılması halinde 3 ay içinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, aynı gün 10.02.2023 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması isabetsizdir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.'' gerekçeleriyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının ... Tekstil A.Ş. isimli firmada sigortalılık başlangıç tarihinin 16.05.1997 olduğunun ve 1 günlük sigortalı olduğunun tespitine dair karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen ilam gereğinin yerine getirilmediğini, hizmet tespiti davalarının niteliği gereği işveren ve Kurum bakımından tefrik kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu, Kurumun fer'i müdahil sıfatıyla yasal hasım konumunda bulunması nedeniyle aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür. Esasa ilişkin olarak ise; sadece işe giriş bildirgesi verilmesinin fiili çalışmanın varlığına karine teşkil etmeyeceğini, Yargıtay içtihatları uyarınca bordro ve komşu işyeri tanıkları dinlenilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, söz konusu dönemde iş yerinin gayrı faal olduğunun teftiş raporları ile sabit olduğunu ve dava öncesi zorunlu Kurum müracaatının yapılmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının bozulmasını ve davanın reddini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 16.05.1997 olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.