Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/1844 E. 2026/4100 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1844
Karar No
2026/4100
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3257 E., 2025/2121 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 45. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/268 E., 2023/120 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asil dava dilekçesinde, .. Tekstil Ürünleri Sanayi ve ... Limited Şirketi unvanlı iş yerinde çalışmaya başladığı 24.10.1990 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti ile bir günlük çalışmasının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, çalışma olgusunun yöntemine göre kanıtlanması gerektiğini, davanın hak düşürücü süreye uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 02.03.1975 doğumlu davacının sigorta başlangıç tarihinin 24.10.1990 olarak düzeltilmesine yönelik 20.06.2022 tarihli başvurusunun .. SGM'nin 22.06.2022 tarihli işlemiyle reddedildiği, davacının 24.10.1990 tarihinde iş yerinde çalışmaya başladığına dair işe giriş bildirgesinin hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmiş ise de Yargıtay HGK’nın 01.06.2011 gün ve 2011/10-307 E. 2011/366 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, yöntemince düzenlenip süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemeyeceği ve sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olması nedeniyle fiili çalışma saptanmadıkça sigorta başlangıç tarihinin tespitine karar verilemeyeceği; davacının çalıştığını iddia ettiği iş yerine ilişkin tespit istenen tarihte 19 90... yılına ait dönem bordroları bulunmadığının .. SGM tarafından bildirildiği, bunun üzerine Mahkememizce komşu işyerlerine ilişkin araştırma yapıldığı, ancak tüm müzekkerelere olumsuz cevap verildiği ve komşu iş yerlerine ilişkinde bir tespit yapılamadığı, davacı tarafından bildirilen ve dinlenen tanıkların davaya konu edilen iş yeri ve komşu iş yerlerine ilişkin kayıtlı çalışan olmayışları, davaya konu iş yerinin 24.10.1990 tarihinde kapsama alınıp yine aynı tarihte kapsamdan çıkması, ... sicil kayıtlarına göre de bu iş yerinin ana sözleşmesinin tescil tarihinin 06.05.1993 oluşu, davacı asilden komşu iş yerlerine ilişkin bilgilerin sorulması üzerine davacı asilin Mahkememizin ikinci celsesinde verdiği beyanında işyerinin kırsal bir kesimde olup, etrafta kimsenin olmadığını beyan edişi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesinin tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, dava dışı iş yerine ait ve komşu iş yerleri çalışanlarına ait de kayıtlı çalışanlara ulaşılamadığı ve çalışma olgusu hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilemediğinden. .." gerekçesine dayalı olarak, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz dilekçesinde çalışmanın tanık beyanlarıyla ispat edildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, işverenin prim ödememesinin sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceğini, belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/1844, K. 2026/4100, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-1844-e-2026-4100-k-47d4d9060389