Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/2023 E. 2026/4093 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2023
Karar No
2026/4093
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2253 E., 2025/707 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/185 E., 2021/226 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 08.10.1993 tarihinde .. sicil numaralı ...'e ait işyerinde çalışmaya başladığını ve üç ay çalıştığını, işveren tarafından işe giriş bildirgesi verilmesine rağmen Kurumca bu tarihin ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmediğini ileri sürerek davacının ilk işe giriş tarihinin 08.10.1993 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Kurum dönem bordrolarında sigortalının ismine rastlanılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin15.06.2021 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli kararı ileistinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 08.10.1993 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 12.09.2022 tarihli kararda "..Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar, davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır .Davada dinlenen bordro tanıklarından ...’nun ilk beyanında davacının çalıştığına yönelik beyanda bulunmasına karşın sonraki beyanında davacıyı tanımadığını beyan etmesi nedeniyle beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği, davacının çalıştığını beyan eden diğer tanıkların kayıtları ile beyanlarının denetlenemediği, tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediği, bulunanlar dışında başka komşu işyeri tanıkları tespit edilip beyanları alınmadan karar verildiği anlaşılmaktadır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2024 tarihli kararı ile "..Somut olayda; ...'e ait ... sicil numaralı iş yerinde 08.10.1993 tarihinde çalışmaya başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin düzenlenerek davalı Kuruma verilmiş olması, işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgilerinin tam olarak örtüşmesi, gerek bozma ilamı öncesinde dinlenen davacı tanıkları ile komşu iş yeri tanıkları ..., ... ve ...'in, gerekse bozma ilamı sonrasında dinlenen tanıkların; davacının fiili çalışma iddiasını doğrulamaları, işverenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek aylık bildirgeleri ve dönem bordrolarını Kuruma vermemiş olmasında davacının kusuru bulunmaması ve bu gerekçelerle davacıyı anayasa ile güvence altına alınmış sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmanın sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaması, esasen davalı Kurumun da kendi üstüne düşen denetim ve gözetim görevini yerine getirmediğinin açıkça ortada olması ve iddianın aksinin yani davacının çalışmadığının kanıtlanamaması, işe giriş bildirgesi verilmiş olmasının en azından bir gün süreyle sigortalı olarak çalışıldığına karine teşkil etmesi, davacının, dava açmadan önce Kuruma başvurmak suretiyle dava şartını da yerine getirmiş olması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 08.10.1993 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2024 tarihli kararına karşı davalı Kurum vekili tararından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.04.2024 tarihli kararı ile "...Mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Dairemizin bozma ilamında "...davada dinlenen bordro tanıklarından ...’nun ilk beyanında davacının çalıştığına yönelik beyanda bulunmasına karşın sonraki beyanında davacıyı tanımadığını beyan etmesi nedeniyle beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği, davacının çalıştığını beyan eden diğer tanıkların kayıtları ile beyanlarının denetlenemediği, tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediği, bulunanlar dışında başka komşu işyeri tanıkları tespit edilip beyanları alınmadan karar verildiği anlaşılmaktadır...." şeklindeki bozma ilamına uyan mahkemece yapılan yargılamada beyanları arasındaki çelişkinin giderilmek üzere için tekrar beyanı alınan ...'nun davacının talebi olan 08.10.1993 tarihinden sonrası 09.12.1993 döneminde 14 günlük dava dışı ... sicil muhasebecilik mahiyetli ... ünvanlı işyerinden bildiriminin bulunması karşısında anılan tanığın davacıyı tanımadığı yönündeki beyanı yerinde olup çelişkinin bu suretle giderildiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan komşu kamu tanıklarının sınırlı bir araştırmayla sadece emniyet aracılığıyla belirlendiği,tespit edilen ve dinlenen bu tanıklardan sadece ... isimli tanığın komşu tanık sıfatının resmileştiği diğer tanıklar yönünden ...'nin işyeri ile ve ...'in çalıştığı işyerinin komşu işyeri olduğuna belirleyecek kayıtlar (Kurumdan işyeri tescil bilgisi, vergi kaydı gibi) hususunda bir araştırma yapılmadığı, bozma öncesi dinlenen ...'nin dava konusu dönemde .. İlçe Seçim Müdürü olduğuna dair kayıtların temin edilmediği görülmektedir. Diğer taraftan eldeki davada, bağlayıcı olmamakla birlikte muhasebeci olduğu iddia edilen dava dışı işveren tarafından çalışmanın teyit edildiği, diğer taraftan 1992-1999 tarihleri arası aynı işyerinden bordro tanığı olarak gösterilen işverenin eşi olduğunu beyan eden tanık ...'in davacıyı tanımadığını ifade etmekle; dava konusu tarihte işyerine komşu işyeri sahipleri ve kayıtlı çalışanlarının ..., vergi, belediye aracılığıyla da araştırılmalı, tespit edilen işveren yada bordrolu tanıkların vergi mükellefiyet kayıtları yada sigortalık kayıtları celbedilerek komşu işyeri yada çalışanı olduğu hususus denetlendikten sonra beyanlarına başvurulmalı, bu kapsamda dava dışı işverenin muhasebeci olup olmadığı hususu araştırılıp açıklığa kavuşturularak işveren ... ile tanık ...'in karı-koca olup olmadıkları celbedilecek aile nüfus tablosu ile denetlendikten sonra tanığın bu yerdeki çalışmasının fiili olup olmadığı yönünde de tanık ifadelerine başvurulmak suretiyle ayrıca işyerinin kapsam ve kapasitesine göre eş ... dışında başka bir elemana ihtiyaç duyulup duyulmadığı hususu üzerinde durulmalı, daha önceden dinlenen tanıkların eksik kalan çalışma,sigortalılık kayıtları da celbedilmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır...." gerekçesiyle karar bozulmuştur. D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda; davacının, dava dışı ...'e ait ... sicil sayılı iş yerinde 08.10.1993 tarihinde çalışmaya başladığına ilişkin işe giriş bildirgesi düzenlenerek Kuruma verilmiş bulunması, işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgilerinin tam olarak örtüşmesi, dinlenen davacı tanıkları ile komşu iş yeri tanıkları ..., ... ve ... ile .. İl Seçim Kurulu Başkanlığı'nın yazı cevabından 02.02.1974-18.01.1994 tarihleri arasında .. İlçe Seçim Müdürlüğünde görevli olduğu anlaşılan ...'nin ayrıntılı ve tutarlı beyanları ile davacının fiili çalışma iddiasını doğrulamaları, işverenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek aylık bildirgeleri ve dönem bordrolarını Kuruma vermemiş olmasında davacının kusuru bulunmaması ve bu gerekçelerle davacıyı anayasa ile güvence altına alınmış sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmanın sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaması, esasen Kurumun da kendi üstüne düşen denetim ve gözetim görevini yerine getirmediğinin açıkça ortada olması ve iddianın aksinin yani davacının çalışmadığının kanıtlanamaması, işe giriş bildirgesi verilmiş olmasının en azından bir gün süreyle sigortalı olarak çalışıldığına karine teşkil etmesi, davacının, dava açmadan önce Kuruma başvurmak suretiyle dava şartını da yerine getirmiş olması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir...." gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının .. sicil sayılı ...'e ait işyerinde 08.10.1993 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında hizmet aktine dayalı ve tüm sigorta kollarına tabi olarak asgari ücretle çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 08.10.1993 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, fiili çalışmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddinin gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/2023, K. 2026/4093, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-2023-e-2026-4093-k-4fe27e5f7edc