Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/1175 E. 2026/5941 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1175
- Karar No
- 2026/5941
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1769 E., 2025/2218 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karacabey 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/35 E., 2024/293 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işveren bünyesinde 04.02.1998 tarihinden 10.08.2001 tarihine kadar aralıksız kesintisiz süresiz olarak çalıştığını, fiili olarak 04.02.1998 tarihinde işe başladığını, davacının davalının .. İlçesi .. Köyünde bulunan fırınında işe başlayıp ve o fırında 1-2 ay çalıştığını, daha sonra yine davalıya ait .. İlçesi .. Köyündeki fırında 4-5 ay çalıştığını, daha sonra da işten çıkış tarihine kadar davalıya ait .. İlçesi .. Mah. .. Cad. .. Evi Sok No:.. adresinde bulunan .. .. Fırını isimli fırında fiili olarak işçi statüsünde çalıştığını, ancak yaklaşık 22 ay boyunca çalıştığı süreler için ... primleri yatırılmadığını ve ... giriş tarihi yanlış olarak bildirildiğini, davanın hak düşürücü süreye uğramadığını belirterek davacının 04.02.1998 tarihinden başlamak sureti ile 04.02.1998 (bu tarih dahil) ile 01.11.2000 (bu tarih dahil değil) tarihleri arası davalı işveren nezdinde tam gün ve bilfiil çalıştığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1- Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının 01.10.2000 tarihinden önceki dönemler için sigortalılığın tespiti davası açtığını, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkilinin yanında çalışmaya başladığı anda sigorta girişinin yapıldığını, bu dönem dışında davacının müvekkilinin yanında fiili çalışmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacının çalıştığı tüm dönem boyunca sigorta primlerinin eksiksiz şekilde ödediğini, 01.10.2000 sonrası dönem için davacının talebinin reddinin gerektiğini, bu dönemler için sigorta primlerinin ödendiğini, bu hata nedeniyle müvekkilinin bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurumun fer'i müdahil olarak kabulünün gerektiğini, 5 yıllık hak düşürücü süresi içerisinde açılması gerektiğini, davacı tarafından söz konusu hak düşürücü sürenin aşılmış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı işveren nezdindeki sigortalı hizmetlerinin sona erdiği 20.08.2003 tarihi ve hak düşürücü sürenin başlangıcı olan 2003 yılı sonu ile eldeki davanın açıldığı 19.01.2023 tarihi birlikte ele alındığında; davacının, mevcut davayı, yasal 5 yıllık hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra açtığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 tarih ve 2004/21-369 E. 2004/371 K. sayılı kararının; davacının durumu ile bire bir örtüşen bir karar olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 04.02.19 98... .11.2000 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.