Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/9740 E. 2026/4251 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9740
Karar No
2026/4251
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/618 E., 2025/208 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/305 E., 2023/464 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin serbest muhasebeci ve mali müşavir ...'e iş yerinde 2002 Nisan ayı ile 2014 Mart ayı arasında aralıksız olarak çalıştığını kuruma çalışmalarının eksik bildirildiğinin uygulanan yasa ile geriye dönük 5 yıl için tespit isteneceğini öngörülmüşse de yasa, anayasa ve uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğundan müvekkilinin yukarıda belirtilen tarihler arasında aralıksız çalıştığının tespiti ile bu süreler içerisinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğinin davacının müvekkiline ait serbest muhasebeci mali müşavirlik ruhsatını kullanarak muhasebe bürosunun bizzat kendisinin işlettiğini muhasebe bürosunda yapılması gereken tüm iş ve işlemleri müvekkiline aynı şekilde dava açan yanında çalışan kardeşi .. .. ile birlikte bizzat kendisinin yaptığını müvekkilinin uzun zamandır .. Köyünde emeklilik hayatını yaşadığını muhasebe bürosunun işleri ile ilgilenmediğini, yanında işçi çalıştırmadığını, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

4. 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

5. Eldeki davada, davacı davalıya ait muhasebe bürosu işyerinde 2002 yılının Aralık ayı ile 2014 yılının Mart ayı arasında arasında muhasebe elemanı olarak çalıştığı iddiasıyla hizmet tespiti talebinde bulunmuş olup Mahkemece, davacının sürekli ve kesintisiz çalıştığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hüküm eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalı bulunmuştur. 6. Somut olayda, davalının savunmasına göre öncelikle açıklığa kavuşturulması gereken husus aralarında hizmet akdi unsurlarının bulunup bulunmadığıdır. Davalının bu süre içinde muhasebe bürosu işyerini davacı ile davacının kardeşi ..'a bıraktığını, işyerine hiç uğramadığını, hiçbir işleme imza atmadığını, bu işyerinden gelir elde etmediğini, iki kardeşin muhasebe işlerini yapıp kazancı kendilerinin aldığını iddia etmiş olması karşısında Mahkemece bu konuda araştırma yapılmalı, ilgili belgelerde muhasebecinin imzasının bulunması gerektiğinden ilgili yerlerden belgeler celbedilip imzaların davalıya ait olup olmadıkları davalıdan sorulup itiraz halinde geçerliliği araştırılmalıdır. Yine 01.06.2009 tarihli işe giriş bildirgesindeki işveren imzasının davacıya ait olup olmadığı araştırılmalıdır. Davacının yaptığı iş muhasebe işi olup çalışmış ise kendi bildiriminin neden zamanında yapılmadığı hususu da davacıdan sorulup söz konusu hususun araştırılarak değerlendirilmesi gerektiğinin Mahkemece gözetilmemesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9740, K. 2026/4251, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-9740-e-2026-4251-k-907fef4346f5